Meis: Küçük ada etrafında büyük fırtına

Akdenizdeki hidrokarbon kaynaklarının aranması ve bölgesel paylaşım konusunda Yunanistan ile Türkiye arasında bir süredir devam eden gerilim küçük bir ada etrafında yoğunlaştı.

Meis, Yunan ana karasına en uzak, Türkiye’ye ise en yakın Yunan adası. Türk ana karasına (Antalya’nın Kaş ilçesi) yaklaşık 2 km, Türkiye’ ye ait bir grup küçük adaya ise 700 metre mesafede.

Kaş pazarının olduğu gün teknelerin Meis’ten alışverişe gelenler için seferler yaptığı, günlük turist teknelerinin karşılıklı işlediği küçük, turistik bir ada.

Adada Yunan Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir radar üssü ve bir sahil koruma karakolu bulunuyor.
Meis, 30 Ağustos akşamı Rodos’tan haftada 2 gün sefer yapan Bluestar 1 feribotunun bir grup Yunan Milli Muhafız askerini ve birliğe ait bazı araçları (En az 1 askeri kamyon) adaya taşıdığı haberinin Twitter’da yayılmasıyla, Akdeniz’deki gerilimin merkezine oturdu.

Sonradan habere kaynak olarak gösterilse ve fotoğrafların ana kaynağı o olsa da Fransız haber ajansı AFP, bu olayı hiç haberleştirmedi.

Haberi 29 Ağustos’ta Twitter’da ilk yayımlayan yayın organı CNBC Middle East oldu. Ancak Yunan Milli Muhafızlarının adaya inişini gösteren bu fotoğrafla ilintili tweet de, linki verilen haber de asker indirmesini konu almıyor, Akdeniz’deki Yunan-Türk gerilimine odaklanıyordu.

Asker indirme haberine ancak, sitede kullanılan ve kaynak olarak AFP’ye bağlı fotoğrafçı Lousia Gouliamaki’yi gösteren fotoğrafın altındaki bir cümlede rastlanıyordu.

Ne fotoğrafı medyaya dağıtan AFP’nin, ne ilk kez Twitter’da yayımlayan CNBC’nin ve ne de fotoğrafçı Lousia Gouliamaki’nin önemsediği haber (Gouliamaki, haberi Twitter hesabına bile koymamıştı), Zafer Bayramı gecesinin neredeyse gündemini belirledi, giderek önemli bir Yunan provokasyonu olarak anılmaya başladı. Bu, Lozan ve 1947 Paris anlaşmalarının adaların silahtan arındırılmasına dair maddelerine aykırıydı ve apaçık bir provokasyondu.  

İntikale Türkiye Hükümetinin ilk tepkisi, yine 30 Ağustos gecesinin ilerleyen saatlerinde Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hami Aksoy üzerinden ve Dışişleri sitesinden “Basında yer alan haberler doğruysa” şerhi ile verildi;


Yunan kaynakları ise o gece ve ertesi gün, yapılanın rutin bir askeri nakil olduğunu söylediler. Gönderilenler, hemen her yerleşim yeri bulunan Yunan adasında rastlanan küçük askeri birliklerdendi ve  adada asayişi sağlamak üzere konuşlanmak üzere nakledilmişlerdi.

Yunanlar itirazlarına, Türkiye’nin 1947 Paris anlaşmasının taraflarından biri olmadığını, dolayısıyla söz hakkının bulunmadığını da eklemeyi unutmadılar.

Henüz bu asker çıkarmanın tartışması sürerken 2 Eylül gecesi yine Meis adası merkezli ikinci bir kriz doğdu.

Bu sefer konu Rodos’tan feribotla Meis’e geçen 2 Anadolu Ajansı muhabirinin bir Yunan internet sitesi tarafından teşhiri ve hedef gösterilmesiydi.

Konu gündeme, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un bir seri tweet’iyle ve 2 Eylül’ü 3 Eylül’e bağlayan saatlerde geldi.
Fahrettin Altun’un konuyla ilgili ilk 2 tweet’i İngilizceydi ve toplamda 5 binden  fazla kez retweet’lenerek yayıldı.

Önceki İçerikHABER ANALİZ: İktidar medyası ‘İnce’ gördü
Sonraki İçerikWhitney’in iptal edilen sergisi (ve 2020’de bir müzenin sosyal sorumluluğu)