[14-15 Haziran 2021] Hiç başka bir açıklamada bulunmadan. Belirtmeksizin, neyi kastettiğimi. Herkesin ferasetine bıraksam.
Latince Intentio auctoris: yazarın niyeti. Intentio lectoris: okuyucunun niyeti. İkisi aynı şey değil. (Sen de bunun farkındasın, senden çok önce Romalılar da bunun farkında.)
Yani, minik bir sosyo-kültürel deneme işte. İnsanların Sedat Peker’i öldürecekler mi korkularıyla geçirdiği iki günün ardından, keşke böyle bir anket yapabilsem aslında.
Şaşkın merakıma, yukarıdaki başlık emojisini yakıştırabildim.
“Pis ahlâksız yalancılar.” Sizce bu ülkede, bu tarifi en en en çok kim/ler hak ediyor şu anda?
Ya da şöyle diyebilirim: Kimler üzerlerine alınıp (ama tabii hiç alınmamış gibi yapıp) içten içe çok kızacak, bu satırları okuduklarında?
Mahallenize, siyasî yelpazedeki yerinize göre peşin hüküm vermeyin hemen. Müesses “kötüler galerinizi” sormuyorum. (a) Bir tek özelliği soruyorum: yalancılığı. (b) Bilimsel bir yöntem uygulamanızı, verilerden hareket etmenizi rica ediyorum. Metne bakın. Metinlerin kendilerine. Kimler en fütursuz uyduruyor? Kimler bütün palamarları çözmüş, en küçük gerçek duygusu ve sorumluluğundan?
(Ama hiç utanmadan, çıkarlar gene televizyonlara.)
Diyeceksiniz ki çok eleman var, bu kıstaslara ve dolayısıyla bu ünvana hak kazanan.
Olsun. Bu da benim mavi boncuk oyunum.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.