Demirtaş, kaleme aldığı mektubunda, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in “ailesinin Almanya’da kurduğu Hamag şirketi üzerinden gayrimenkul yatırımları yaptığı ve yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı” iddialarıyla yürütülen soruşturma kapsamında ifade vermek için sakız çiğneyerek Ankara Adliyesi’ne gitmesine de değindi. Gökçek’i televizyonda izleyince Mızraklı’nın ““O çiğnediği sakız değil, insanlık onuru” dediğini aktaran Demirtaş, “Hoca, salı akşamı Diyarbakır’da hayırlısıyla. Kesin. Sakızcı Memo da karşılamaya gelir. Yalnız, bizim sakızcımız çok haysiyetlidir, başkalarıyla karıştırmayın sakin” diye yazdı.
Demirtaş’ın açıklamasının tamamı şöyle:
“Hapishanenin beton duvarına asılı iki karışlık televizyon açık. Selçuk Mızraklı ile masada oturuyoruz, Hoca’nın önünde her zamanki gibi bulmaca var. Gözlükleri, kırlaşmış saçı ve bıyığıyla Einstein’ı andırıyor. Atomu parçalamadı ama sabrıyla, iradesiyle yedi yılda beton duvarları “çatlattı”. Bu defaki bulmaca bir hayli zor olsa gerek, Hoca içinden çıkmaya çalışıyor. Epey düşündükten sonra buluyor, soldan sağa dokuz harfli “kardeşlik”miş. “Sorusu neydi?” diyorum. “Sorusu cevabından daha zor.” diyor.
MGK kararıyla yürürlüğe gireceği zannedilen yıpratılmış, örselenmiş, içi boşaltılmış, kollektif duygu durumu. “Zormuş.” diyorum.
Dr. Adnan Selçuk Mızraklı 63 yaşında, Diyarbakır’ın yüreği sevgiyle dolu genel cerrahı. Sadece dört ay belediye başkanlığı yapabildi. Sonrasında suçsuz, günahsız, delilsiz, hukuksuz yedi yıl hapis.
Hava çok sıcak, basık, boğucu, terliyoruz habire. Bazen bu kuyunun dibinde nefes almak bile zorlaşıyor. Hoca’nın gözü bir ara televizyona takılıyor, bir süre kalıyor Öyle. Neye baktığına bakıyorum.
Dört ay belediye başkanlığı yapabilmiş suçsuz, günahsız, yüreği sevgiyle dolu Diyarbakır’ın doktoru, yedi yıldır tutulduğu hücreden, 25 yıl belediye başkanlığı yapmış Ankara’nın parsel parsel günah yüklü şahsiyetinin sakız çiğneyerek adliyeye girişini izliyor.
Bulmaca giderek zorlaşıyor ama Hoca inatçı, yukarıdan aşağıya altı harfli, “adalet”. Sorusu neymiş? “Geç olsa bile gelmeyen, MGK kararıyla gelebileceği zannedilen insan onurunun mütemmim cüzü.” Zormuş gerçekten.
Şahıs az sonra elini kolunu sallayarak adliyeden çıkıyor, “Ben öyle çekirge gibi üç defa değil, 500 defa sıçradım.” diyor. “Keramet sakızda mı acaba, sen bir defa bile sıçrayamadın Hoca.” diyorum. “Yok.” diyor, “O çiğnediği sakız değil, insanlık onuru. Ben bir defa bile çiğnemedim, çiğnetmedim de.”
Dr. Adnan Selçuk Mızraklı, Diyarbakır’ın dört ay belediye başkanlığına karşı yedi yıl hapis yatmış ve cezasını tamamlayarak, “kardeşlik” henüz ona uğramadan 8 Eylül Salı günü tahliye olacak temiz yürekli bilgesi.
Son beş yıldır ben ona emanettim, o bana emanetti. Salı sabahı buradan çıkacak, akşamına da Diyarbakır Havaalanında olacak. Artık size emanettir.
İçeriden dışarıya sekiz harfli. “ÖZGÜRLÜK”. Hoca bulmacayı tamamlamak üzere.
Televizyonun sesini kısıyoruz, şahıs halen bir şeyler söylüyor. Az sonra haberlerde sürecin geldiği aşamaya ilişkin ayrıntılar verilecekmiş.
Hoca, bulmacadaki son soruyu da çözüyor. Tepeden tırnağa beş harfli: “İRADE”. “Sorusu neymiş?” diyorum.
“Bunun sorusu yok” diyor Hoca, “Sadece cevabı var.”
Hoca, Salı akşamı Diyarbakır’da hayırlısıyla. Kesin,
Sakızcı Memo da karşılamaya gelir. Yalnız, bizim sakızcımız çok haysiyetlidir, başkalarıyla karıştırmayın sakin.
Tû her hebî Mamoste. Her bijî. Biçe rêya te her tim vekirî be.”
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

