Tekirdağ’da 55 yıl boyunca ticaretle uğraşan, beş çocuk babası 73 yaşındaki Abdullah Tırpan, cezaevinde ağırlaşan sağlık sorunlarının ardından kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.
Metris R Tipi Cezaevi’nde bulunan Tırpan’ın tahliye edilmesi ve tedavisinin cezaevi dışında sürdürülmesi için ailesi ve insan hakları savunucuları tarafından yapılan çağrılar sonuçsuz kaldı.
Serbestiyet’e konuşan kızı Refia Tırpan, babasının ölümünü doğrulayarak, “Babamın vefat haberini aldık” dedi.
Okul hissedarlığı, sohbet toplantıları, gazete aboneliği
Abdullah Tırpan, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yürütülen Fethullahçılık soruşturmaları kapsamında yargılandı.
Hakkında verilen 7 yıl 6 aylık hapis cezası, Yargıtay tarafından 7 Mart 2022’de onandı. Tırpan, cezasının infazı için 26 Şubat 2025’te yeniden cezaevine alındı.
Mahkûmiyetine gerekçe gösterilen faaliyetler arasında özel bir okul şirketinde hissedar olması, sohbet toplantılarına katılması, bağış yapması ve Zaman gazetesine abone olması bulunuyordu.
Bacağı kesildi, tahliye edilmedi
Diyabet ve yüksek tansiyon başta olmak üzere çeşitli hastalıkları bulunan Tırpan’ın sağlık durumu cezaevinde giderek kötüleşti.
Bacağında oluşan yaralar kangrene dönüştü. Hastalığın ilerlemesi üzerine bir bacağı kesildi.
Tekerlekli sandalyeye bağımlı hale gelen Tırpan’ın cezaevi koşullarında tutulmasının sağlığı açısından ciddi risk oluşturduğu belirtilerek infazının ertelenmesi istendi.
Ailesi, cezaevinde tedavisinin gerektiği gibi sürdürülemeyeceğini savundu. Sosyal medyada #BabamıKurtarın etiketiyle kampanya başlatıldı.
Ancak tahliye çağrıları karşılık bulmadı.
Mustafa Yeneroğlu 18 gün önce uyarmıştı
Eski milletvekili Mustafa Yeneroğlu, 8 Ekim 2026’da Serbestiyet’te yayımlanan yazısında Abdullah Tırpan’ı cezaevinde ziyaret ettiğini anlatmış, durumunun ağırlığına dikkat çekmişti.
Yeneroğlu, Tırpan’ın görüşe tekerlekli sandalyeyle getirildiğini, ayağa kalkamadığını ve bacağındaki yaraların ağırlaştığını aktarmıştı.
Yazısında İnfaz Kanunu’nun 16. maddesini hatırlatarak şu çağrıyı yapmıştı:
“Abdullah Tırpan’ın derhal hastaneye kaldırılması ve infazının ertelenmesi gerekiyor. İnfaz Kanunu’nun 16. maddesi bunun için vardır.”
Yeneroğlu, Tırpan’ın mahkûmiyeti kesinleşmeden önce tahliye edildiğini ve yıllarca dışarıda yaşadığını hatırlatarak toplum güvenliği bakımından somut bir tehlike oluşturmadığını savunmuştu.
Yazısında Fethullahçılık davalarına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına da değinen Yeneroğlu, yalnızca AİHM’den bireysel ihlal kararı alanların değil, aynı gerekçelerle mahkûm edilen herkesin yeniden yargılanmasının önünün açılması gerektiğini belirtmişti.
“Bir sabah cezaevinden ölüm haberi gelirse…”
Yeneroğlu, yazısını Tırpan’la cezaevindeki görüşmesinin son anlarını anlatarak bitirmişti:
“Görüş süresi bitti, Abdullah amcanın sandalyesini çıkışa doğru yönlendirdiler. Çıkarken bana teşekkür etti. Ben o teşekkürü içime sindiremedim. Çok ağır bir yük bu. Bu ülkede hiç kimse, böyle bir hâle getirilmiş bir insandan teşekkür almayı hak etmiyor.”
“Bu insanı orada tutmanın hukuki bir gerekçesi kalmadıysa, onu orada tutan nedir?
Bir sabah cezaevinden ölüm haberi gelirse, bu soruyu sormamış olan herkesin bu ölümde bir payı olmayacak mı?”
Bu uyarıdan 18 gün sonra Abdullah Tırpan’ın ölüm haberi geldi.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.