Anasayfa / Dünya / Talabani’ye “Amerikan silahlarını çaldınız mı?”diye soruldu: “Müttefikten çalmak utanç vericidir”

Talabani’ye “Amerikan silahlarını çaldınız mı?”diye soruldu: “Müttefikten çalmak utanç vericidir”

KYB Lideri Bafel Talabani, Piers Morgan’a konuştu: “Karşı taraf (Erbil) adına konuşamam. Bay Trump'tan bir şey çalmak istemezdim, siz ister miydiniz ki? Kürtlerin çatışmanın ön cephesinde olması tam bir felaket olur.”

Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Başkanı Bafel Talabani, Piers Morgan’ın programına çıktı.

Talabani, Trump’ın Kürt milislerinin İranlı protestocular için sağlanan ABD silahlarını çaldığı iddiasına yanıt verdi.

Piers Morgan: Onları çaldınız mı?

Bafel Talabani: Hayır, aslında çalmadım. Ama biliyorsunuz, Kürdistan “iki şehrin hikayesi” gibi; bir bakıma ülkeyiz ama ülke değiliz. Bir hükümetimiz var ama tam olarak bir hükümet değil. Süleymaniye tarafında tek bir kişinin bile bir şey çalmadığına dair size garanti verebilirim ve sanırım yönetimde bunu teyit edecek yeterince dostunuz var. Diğer taraf adına konuşamam.


Piers Morgan: Peki, Başkan Trump’ın söyledikleri hakkındaki görüşünüz nedir?

Bafel Talabani: Yani, eğer durum buysa —ki bu sözlerin durup dururken söylendiğini sanmıyorum— bence bu kesinlikle utanç verici. Kürtleri saldırının “siperi” (ön saftaki koruyucusu) olarak kullanma taktiğinin kötü bir fikir olduğunu düşünmek bir şeydir, ancak müttefiklerinizden çalmak bambaşka bir şeydir.

Piers Morgan: Bunun herhangi bir yansıması veya sonucu olur mu?

Bafel Talabani: Şahsen ben Bay Trump’tan bir şey çalmak istemezdim, ya siz?

Piers Morgan: Pek sayılmaz, hayır.

Bafel Talabani: Ben de öyle tahmin ediyorum ki bir karşılığı olacaktır.

Piers Morgan: Genel olarak savaş açısından bakarsak, altı hafta sonra gelinen nokta hakkındaki perspektifiniz nedir?
Bafel Talabani: Ben meseleye biraz daha farklı bakıyorum Sayın Morgan. Bence gereken bir numaralı şey sabırdır. Ama küçük bir zafer yerine, Amerikalılar bu şekilde düşünürse daha büyük bir zafer fırsatı doğabilir. Bay Trump’ın kitabı da buna dair bazı işaretler veriyor. Bence sadece bu mevcut çatışmaya değil, Orta Doğu’da bu çatışmaya katkıda bulunan ve onu körükleyen tüm unsurlara odaklanırlarsa, belki de daha büyük bir anlayış ve “büyük bir anlaşma” için fırsat doğabilir.

Örneğin Filistinlilerle ilgili bir anlaşma, şu an Lübnan’da olanlarla ilgili bir anlaşma… Bence Amerikan yönetimi daha büyük bir anlaşmanın peşinden giderse, bu kesinlikle daha fazla zaman alacaktır ancak kazanılacak zafer muazzam olurdu. Bu, Orta Doğu’da gerçek bir değişim, gerçek bir kazanç olurdu. Ve sanırım Amerika Birleşik Devletleri’ndeki yaklaşan seçim sonuçları da Cumhuriyetçiler için oldukça olumlu olurdu

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın