Anasayfa / Ekonomi / The Economist: Türkiye’nin fon “fiyaskosu” gelişen piyasa statüsünü riske attı

The Economist: Türkiye’nin fon “fiyaskosu” gelişen piyasa statüsünü riske attı

The Economist: Türkiye, “gelişen piyasa” statüsünü kaybederek “sınır piyasa” kategorisine düşme riskiyle karşı karşıya.

The Economist, Türkiye’de yüz binlerce yatırımcıyı etkileyen ve 131 yatırım fonunun tasfiye sürecine alınmasıyla sonuçlanan krizi uluslararası piyasalara taşıdı.

24 Eylül tarihli analizine “Türkiye’nin yatırım fonu fiyaskosu” başlığını atan dergi, alt başlığında krizin Türkiye açısından daha büyük bir tehlikeye dönüşebileceğine dikkat çekti:

“Ülke gelişen piyasa statüsünü kaybedebilir.” Üç yılda yüzde 60 bin getiriThe Economist’e göre krizin arkasında, bir süredir “gerçek olamayacak kadar iyi” görünen getiriler vardı.

Derginin verdiği çarpıcı örneklerden biri Tera Portföy. Şirketin öne çıkan fonlarından biri üç yılda yüzde 60 binin üzerinde değer kazandı. Bir diğer örnek ise Destek Finans Faktoring oldu. Şirketin hisseleri halka arzdan sonraki 17 ay içinde yaklaşık yüzde 7 bin yükselerek Destek’i bir ara Borsa İstanbul’un piyasa değeri en yüksek şirketlerinden biri haline getirdi.

Bu olağanüstü yükselişler yalnızca söz konusu şirketlerin hisselerini değil, bu hisseleri portföylerinde yüksek oranlarda bulunduran fonların getirilerini de hızla yukarı çekti.

Çark nasıl döndü?

The Economist’in aktardığı tabloya göre sistemin merkezinde, işlem hacmi ve halka açıklık oranı görece düşük bazı hisselerde fonların çok büyük pozisyonlar oluşturması bulunuyordu. Bazı fonların, kendileriyle aynı finansal gruplarla bağlantılı şirketlerin hisselerine de yoğun biçimde yatırım yaptığına ilişkin bulgular ortaya çıktı.

Hisse fiyatları yükseldikçe fonların açıklanan getirileri de yükseliyor, yüksek getiriler yeni yatırımcıların ve yeni paranın fonlara gelmesini sağlıyordu. Değerlenen hisseler aynı zamanda teminat olarak kullanılabiliyor ve yeni borçlanmalarla yeni pozisyonlar açılabiliyordu.

Ancak bu mekanizma tersine döndüğünde aynı yoğunlaşma büyük bir likidite sorununa dönüştü.Yatırımcılar paralarını isteyince kriz başladıDergiye göre kırılma, yatırımcıların fonlardan çıkmak ve paralarını geri almak istemesiyle yaşandı. Tera Portföy ve başka bazı portföy yönetim şirketlerinin fonları artan çıkış taleplerini karşılamakta zorlandı.

Fonların nakit yaratabilmek için ellerindeki hisseleri satmaya yönelmesi, likiditesi zaten sınırlı hisselerde sert düşüşleri tetikledi. Düşen hisseler fonların değerini aşağı çekti; fonlardan çıkış talebi daha da büyüdü.

The Economist, ortaya çıkan yapının bir yetkili tarafından “Ponzi benzeri” olarak nitelendirildiğini de aktardı.

Satış dalgasının Borsa İstanbul’a faturası ağır oldu. Ana endeks 16 Eylül’de yüzde 5’in üzerinde gerilerken, derginin hesabına göre kriz iki gün içinde borsanın toplam piyasa değerinden yaklaşık 30 milyar dolar götürdü.

131 fon, yaklaşık 18 milyar dolar

Krizin ardından SPK, yedi portföy yönetim şirketinin 131 fonunu tasfiye sürecine aldı. Fonlarda yaklaşık 18 milyar dolarlık varlık bulunduğu tahmin ediliyor.

The Economist’in aktardığı rakamlara göre yüz binlerce yatırımcı bu fonlarda para tutuyordu.

Tasfiye sürecinin nasıl yürütüleceği ve yatırımcıların paralarının ne kadarını, ne zaman geri alabileceği ise krizin en önemli başlıklarından biri haline geldi.Türkiye’nin ekonomi yönetimi de 131 fondaki yatırımcıların geri ödemelerinin nasıl gerçekleştirileceğini görüşmek üzere toplantılara başladı.

Asıl tehlike: “Gelişen piyasa” statüsüThe Economist’in analizinde krizin Türkiye açısından en önemli uluslararası sonucu olarak MSCI uyarısı öne çıkıyor.Küresel yatırım fonlarının hangi ülkelere ne ölçüde yatırım yapacağını etkileyen başlıca endeks sağlayıcılarından MSCI, haziran ayında Türkiye piyasasındaki şeffaflık, fiili dolaşım ve koordineli işlemlere ilişkin sorunlara dikkat çekmişti.

Dergi, gerekli düzenlemelerin yapılmaması halinde Türkiye’nin MSCI sınıflandırmasındaki “gelişen piyasa” statüsünün tartışmaya açılabileceğini hatırlatıyor.

Bunun sonucu Türkiye’nin “sınır piyasa” kategorisine düşmesi olabilir.Böyle bir değişiklik yalnızca sembolik olmayacak. Türkiye’nin küresel endekslerdeki yerinin değişmesi, bu endeksleri takip eden uluslararası fonların Türk varlıklarına ayırdığı parayı da etkileyebilecek.

The Economist: Düzenleyici adımlar geç geldi

Dergi, ekonomi yönetiminin sorundan tamamen habersiz olmadığını da vurguluyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in geçen yıldan itibaren bazı fonlar üzerinden gerçekleştirilen şüpheli işlemler konusunda kamuoyu önünde uyarılarda bulunduğunu hatırlatıyor.

Buna karşılık The Economist’in değerlendirmesine göre, fonların belirli hisselerde aşırı yoğunlaşmasını sınırlayacak düzenleyici adımlar ancak ağustos sonunda devreye girdi.

Yeni kurallara uyum sağlamak için portföylerini değiştirmek zorunda kalan fonların satışları da zaten kırılgan hale gelen piyasadaki çözülmeyi hızlandırdı.

Böylece başlangıçta sınırlı sayıdaki fon ve hissede görülen sorun, önce yüz binlerce yatırımcıyı etkileyen bir likidite krizine, ardından Borsa İstanbul’un tamamına yayılan satış dalgasına dönüştü.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın