Trump’ı sosyal medyadan atmak aşırılıkçı söylemleri engeller mi?

ABD Başkanı Donald Trump'ın 8 Ocak günü Twitter'da 'kalıcı olarak' askıya alınması, 'platformsuzlaştırma' (de-platforming) tartışmalarını tekrar gündeme getirdi. BBC Türkçe’ye konu hakkında bir makale yazan Kadir Has Üniversitesi öğretim üyesi Akın Ünver, bu tür yasakların beklenen sonuçları vermediği kanaatinde.

Platformsuzlaştırma, kutuplaştırıcı, hedef gösteren ve nefret söylemi kullanan kişi, grup veya kurumlara fiziksel veya sanal alanları kapatmayı ve sınırlandırmayı ifade eden bir kavram. ABD ve Avrupa’da giderek artan kutuplaşmanın bir sonucu olarak, ayrıştırıcı dil kullanan kanaat önderlerinin görüş belirtecekleri platformların sınırlanmasını ifade ediyor.

Trump’ın Twitter hesabının askıya alınmasından sonra, hesabını iki haftadır kilitli tutan Facebook da bu engellemeyi bir iki hafta daha uzatacağını duruydu. Bu iki endüstri devini takiben Twitch, Shopify, Paypal gibi dijital platformlar da hem Trump’a, hem destekçilerine ait çok sayıda hesabı askıya aldı.

İşe yarar mı?

Peki, Trump ve destekçilerini en popüler sosyal medya platformlarından engellemek ve onları ‘platformsuzlaştırmak’ işe yarar mı?

Platformsuzlaştırmanın işe yarayıp yaramadığı, son beş yıldır dijital demokrasi ve internet-temelli radikalleşme alanlarında çalışılan; uzunca bir süre IŞİD ve benzeri örgütler, sonra da Batı ülkelerinde aşırı sağcı şiddet yanlısı gruplar üzerinden gözlemlenen bir sorun.

Trump’ın engellenen hesabı

Facebook, Twitter ve Youtube başta olmak üzere sosyal medya platformları uzun bir süredir içerik kaldırma, hesap dondurma/silme ve geçici olarak hesap askıya alma gibi stratejiler üzerinde çalışmış; neticede ortaya net olmayan bir sonuç çıkmış bulunuyor.

Bu süreçlerin belki de en uzun soluklusu, IŞİD’in propaganda ve militan devşirme aktivitelerine dönük yoğun hesap ve içerik kaldırma politikası oldu.

2016-19 arasında hem ABD Ulusal Güvenlik Ajansı ve Ordu Siber Komutanlığı, hem de Avrupa Polis Teşkilatı Europol, IŞİD’in sosyal medya hesaplarına dönük topyekun bir dijital savaş yürüttü. Bu savaş sonunda her ne kadar IŞİD’in en büyük sosyal medya platformları olan Facebook ve Twitter’daki ağı çökertilse de, sadece birkaç ay sonra örgütün Youtube ve Facebook’ta farklı hesaplarla tekrar ağ oluşturduğu, Twitch, TikTok ve Telegram gibi alternatif iletişim araçlarına yöneldiği gözlendi.

Benzer şekilde, Amerikalı aşırı sağ gruplar uzun bir süredir büyük sosyal medya platformları tarafından yoğun markaj altındaydı; bu markajın neticesinde Parler, MeWe, Rumble ve DLive gibi yeni platformlar kurup kendi platformlarında yeni ağlar oluşturdukları ortaya çıktı. Hattâ son ABD seçimlerinde Biden’ın kazanmasıyla birlikte Parler, Trump destekçilerinin yeni iletişim kanalı olarak Apple AppStore’da bir haftada 4.5 milyon yeni kullanıcıyla birinci sıraya yerleşti. Rumble ve MeWe gibi benzer platformlar da tek bir haftada birer milyon kullanıcıyla en hızlı büyüyen platformlar oldu.

Geniş uygulama yelpazesi

6 Ocak günü Amerikan Kongre binasını basan kitlenin de Twitter ve Facebook’tan ziyade bu yeni platformlar üzerinde organize olduğu ve Joe Biden’ın 20 Ocak’ta düzenlenecek yemin töreni öncesinde benzer kalkışmaları bu mecralarda planlandığının altını çizmek gerekiyor. Bu sebeple Apple, Parler adlı uygulamayı Kongre baskını sonrasında AppStore’dan çekti. Ancak Trump destekçileri hâlâ geniş bir uygulama yelpazesinden yararlanabilecek durumda.

Geçtiğimiz yıllarda ‘platformsuzlaştırılan’ örgüt, kişi ve kurumların kısa vâdede sorun yaşadıklarını, ancak kolaylıkla farklı platformlara geçerek stratejilerini buralarda sürdürdüklerini gördük. Her ne kadar platformsuzlaştırma bu grupların daha geniş kitlelere erişimini engellese de, bu stratejinin örgütsel faaliyet ve davranış açısından neyi değiştirdiği hâlâ bir soru işareti.

Trump ve destekçilerini en popüler sosyal medya platformlarından uzaklaştırmak, kısa vadede tansiyonun düşmesine katkıda bulunabilir.

İstenen sonucu vermiyor

Ancak Twitter yöneticilerinin 9 Ocak’ta yaptığı açıklamada, platformdan uzaklaştırılan aşırı sağcı hesapların başka sosyal medya platformlarına geçerek daha geniş bir kalkışma planladıkları uyarısı önemli. Üzerinde yıllarca uğraşılması ve büyük kaynaklar ayrılmasına rağmen, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı, Ordu Siber Komutanlığı ve Avrupa Polis Teşkilatı’nın IŞİD ve benzeri örgütlerin dijital ağlarını çökertme stratejilerinde sorun yaşamaya devam etmeleri, platformsuzlaştırma stratejisinin – en azından mevcut haliyle – istenen sonucu vermediğini gösteriyor.

Her ne kadar platformsuzlaştırma stratejisi aşırıcı söylem ve grupları kamusal tartışmalardan kısa süreliğine uzak tutsa da, bu söylem ve gruplar ana akım siyaseti etkileyecek faaliyetleri sürdürmeye devam etmekte ve engellenseler dahi şekil değiştirerek başka mecralar yoluyla varlıklarını sürdürmekte.

Bu tip hesapları ve tartışmaları gerçek anlamda ortadan kaldırmak için işler bir çözüm arayışı henüz devam ediyor.

Kaynak: BBC Türkçe

Önceki İçerikOşin Çilingir hayatını kaybetti
Sonraki İçerikBAE Dışişleri Bakanı: ‘Türkiye ile ilişkileri normalleştirmek istiyoruz’