ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik bugüne kadarki en kapsamlı askeri operasyonlardan biri olmaya aday saldırıyı son anda iptal etti. Karar, haftalardır süren askeri hazırlıkların ve son günlerde hızla tırmanan bölgesel gerilimin ardından geldi.
Wall Street Journal’ın 29 Temmuz tarihli haberine göre ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın füze kapasitesini hedef alacak 10 ila 14 günlük yoğun bir hava harekâtı için farklı operasyon planları hazırlamıştı. Trump da Axios’a verdiği röportajda, savaş boyunca görülmemiş büyüklükte bir saldırıyı değerlendirdiğini söylemiş, cuma günkü Kabine toplantısında ise “Onlara çok sert vuracağız” ifadelerini kullanmıştı.
CBS News’e konuşan kaynaklar da ABD ile İsrail’in bu hafta sonu İran’ın enerji altyapısına yönelik ortak bir bombardıman için son hazırlıkları yaptığını aktarmıştı.
Bölge savaşın eşiğine geldi
Saldırı ihtimalinin güçlenmesi üzerine ABD’nin Amman, Kudüs ve Bağdat başta olmak üzere bölgedeki büyükelçilikleri cumartesi günü Amerikan vatandaşlarını “beklenmedik bir tırmanış” ihtimaline karşı uyardı ve tahliyeye hazır olmalarını istedi.
Aynı gün İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ile yaptığı görüşmede, ABD veya İsrail’den gelecek herhangi bir saldırının “orantılı bir karşılıkla” yanıtlanacağını söyledi.
Trump son anda vazgeçti
Ancak tüm bu hazırlıkların ardından Trump, cumartesi gecesi saldırının iptal edildiğini açıkladı:
“Amerika Birleşik Devletleri, İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı harekete geçmek üzere tam anlamıyla hazırdır. Askerî güç, yıkıcılık ve kudret bakımından, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülmemiş bir seviyedeyiz.
Buna rağmen, İran ve diğer Orta Doğu ülkeleri bizden saldırıyı ertelememizi talep etti. Çünkü bir anlaşmanın ana hatları üzerinde uzlaşı sağlandığını belirttiler.
Bu anlaşma; Hürmüz Boğazı’nın derhal, tamamen ve eksiksiz biçimde açılmasını ve İran’ın oluşturduğu nükleer tehdidin sona ermesini içeriyor.
Bu talep doğrultusunda, dünyanın gelecekteki yararı ve aynı zamanda başarılı ve müreffeh bir İran’ın varlığını sürdürebilmesi adına, hızla bir anlaşmaya varılması şartıyla saldırıyı iptal etmeyi kabul ettim.
İsrail de bu taahhüde benimle birlikte katılıyor.
Herkes işinin başına dönsün ve bu işi tamamlasın.
“Kararın ardından herhangi bir anlaşmanın ayrıntıları açıklanmadı. İran tarafından da resmi bir doğrulama yapılmadı. Diplomatik temaslarda üzerinde durulan başlıklardan birinin ise Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemi trafiğinin yeniden güvenli şekilde işlemesini sağlayacak İran-Umman merkezli bir düzenleme olduğu belirtiliyor.
Son aylarda benzer tablo defalarca yaşandı
Bu son dakika iptali, Trump yönetiminin son aylarda izlediği yöntemin yeni bir örneği olarak görülüyor.
Mart ayında Trump, İran’ın enerji tesislerine yönelik saldırıları önce beş gün, ardından 6 Nisan’a kadar ertelemiş ve müzakerelerin “çok iyi gittiğini” söylemişti. İran ise Washington ile doğrudan müzakere yürüttüğü iddiasını reddederek, ABD’nin kendi uyarıları nedeniyle geri adım attığını savunmuştu.
Nisan ayında ise Pakistan’ın arabuluculuğunda saldırılar iki haftalığına durdurulmuş, buna karşılık İran Hürmüz Boğazı’nı kısmen açmayı kabul etmişti.
Bu süreçte Bahreyn füze alarmı vermiş, Kuveyt hava savunma sistemlerini devreye sokmuş, Suudi Arabistan ise petrol tesislerine yönelen insansız hava araçlarını düşürmüştü. Bölge birçok kez geniş çaplı savaşın eşiğine gelmişti.
Bu kez Körfez ülkeleri devreye girdi
Son krizde belirleyici unsur ise Körfez ülkelerinin doğrudan diplomatik girişimleri oldu.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın (MBS) Trump’ı bizzat arayarak saldırının durdurulmasını istediği, Katar’ın ise İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Ummanlı yetkililer arasında eş zamanlı diplomasi yürüttüğü belirtiliyor.
Ancak diplomatik kaynaklar, şu aşamada yalnızca genel bir mutabakat çerçevesinin oluştuğunu, taraflar arasında imzalanmış veya resmileşmiş kapsamlı bir anlaşmanın henüz bulunmadığını vurguluyor. Bu nedenle askeri seçeneğin tamamen masadan kalkmadığı, gerilimin yeniden tırmanma ihtimalinin sürdüğü değerlendiriliyor.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.