450 milyon doları kim aldı?

Uzun süredir hükümete 130 milyar doların akıbetini soran muhalefet bu kez de MB’deki başkan değişiminden önce gerçekleştiği belirtilen 450 milyon dolarlık satışı gündeme taşıdı. Liderler gece yarısı yayımlanan ve kurun yükselmesine yol açacağı tahmin edilebilecek kararnameden, saatler önce kimlerin haberdar olduğunu sordu. CHP Meclis araştırması istedi. Hükümete ortak çağrı yapıldı: O paranın kimlere satıldığını açıklayın.

Merkez Bankası başkanının değişimi sonrasında piyasalarda dengeler yeniden değişti. Kasım 2020 öncesine dönen TL/dolar, yeniden zirveyi denedi. Ağbal’ın görevden alınması öncesinde muhalefet kamu zararının oluştuğunu söyledi. Siyasi liderler 450 milyon dolarlık işlemin yapıldığını söylerken, Meclis’in bunu araştırması gerektiğini belirtti.

Türkiye’de piyasalar yine gece yarısı alınan ani bir kararla sarsıldı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı (TCMB) Naci Ağbal’ın görevden alınması, piyasaların da tepkisine neden oldu. Karar Cuma gecesi alındı fakat sarsıntı pazar gecesiyle başladı.

Kasım 2020’de yaşanan ekonomi yönetimindeki değişimle birlikte Ağbal’ın sert faiz kararları, TL ve piyasalara nefes aldırdı fakat somut adımların atılmamasıyla tekrar kısık ateşte kaynama başlamıştı. Kasım 2020’den önce Merkez Bankası’nın satılan 128 milyar dolarlık rezervine rağmen kur 5.50’den 8.50 seviyelerine çıkmıştı.

Ekonomi yönetimindeki değişimle TL kayıplarının bir kısmını geri verdi borsa endeksi de artıya geçti. Yaklaşık 132 günlük süreçte tek cent harcamadan kuru 6 lira seviyelerine kadar düşüren Ağbal sonrasında yeniden ayrışma başladı. Pazar gecesi sığ piyasalarda dolar/TL yeni zirveyi test etmeye çalışarak 8.48 seviyesine kadar çıktı.

Haftanın ilk işlem gününde de 8 liraya yakın seviyeden işlem gördü. Piyasalarda yaşanan sert hareket sonrasında dolar alımı yeniden yükseldi. Siyasi liderler de bu süreçte kim ne kazandı? sorusunu hükümete sordu. Ağbal’ın görevden alınacağı tüyosuyla bazı kişilerin 450 milyon dolar satın aldığı iddiası ile muhalefetin gündeminde sıcaklığını koruyor.

CHP, ‘TCMB başkan değişikliğinden sonraki süreçte kimlerin kazanç sağladığının belirlenmesi ve oluşan kamu zararının ortaya çıkarılması’ için Meclis araştırması açılmasını istedi.

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin ve arkadaşlarının TBMM Başkanlığına sunduğu araştırma önergesinin gerekçesinde, TCMB’de, son 20 ayda 3 başkan değişikliği yapılmasının tedirginliğe yol açtığı, bu durumun döviz kurunda artışa neden olduğu ve bundan bazı kişilerin kazanç sağladığı savunuldu.

Gerekçede, kimlerin döviz satın aldığı ve krizi fırsata çevirdiğinin belirlenmesi gerektiği belirtilerek “Kamu adına denetim görevi yapan Meclis, tüm bu soruların yanıtlarını araştırıp acilen kamuoyuyla paylaşmalıdır. Çünkü TL’nin yabancı para birimleri karşısında sadece 1 kuruş değer yitirmesi Türkiye’nin brüt dış borcunun TL karşılığını 4 milyar 310 milyon lira birden yükseltiyor” denildi.

Bunu yapanlar açıklanamaz

İzlenen ekonomi politikasının artık alay konusu olduğunu söyleyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Bir ekonomi var bir de ‘erdonomi’ var. Erdonomi ne demek; 128 milyar doları birilerine vermek; ekonomiden bihaber olmak; istediği adamı istediği yere getirmek, istediği zaman görevden almak; evlerde tencerenin kaynamaması, işi olanın işinden olması demek.

Hep birlikte bu sorunu aşacağız. Ne yaparsa yapsın, bilimin kuralları neyse, o kurallara uygun devleti yöneteceğiz. Ekonomiyi de o kurallara uygun yöneteceğiz. Herkes sabahı değil, 20-30 yıl sonrasını bilecek. Çiftçi bu yıl ektiği ürünü seneye kaça satacağını bilecek. Her şey planlı, programlı olacak. Cuma günü 450 milyon dolar kime satıldı? Kim vurgun yaptı, açıklanır mı, açıklanamaz.

Eskiden bir kişi çalışıp bütün aileye bakardı, şimdi 83 milyon çalışıyoruz, saraya ve Londra’daki bir avuç tefeciye bakıyoruz. Ancak kimse umutsuzluğa kapılmasın. Biz, bu ülkeye umudu, huzuru getireceğiz, barışı sağlayacağız, kadına şiddeti önleyeceğiz. Herkesin huzur içerisinde yaşamasını, her evde tencerenin kaynamasını sağlayacağız. İşsizlik belasını bu topraklarda bitireceğiz” dedi.

Ekonomiye en büyük saldırı Ankara’dan

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu “Cuma günü Naci Ağbal’ın görevden alınmasını bilen veya bunu piyasalarda tahmin eden veya bu konularda tüyo almış olanların, ne kadar dolar almış aldıkları da bakılmalı. 450 milyon dolardan bahsediliyor. O gün kimler dolar almışsa tek tek bilançolardan çıkarılıp takip edilmeli. Bu milletin kaderi de bu milletin rızkı da sizin o sistemik yolsuzluklarınıza feda edilemez” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştiren Davutoğlu “Çıkıp kendisi için tutarlılık adına bir izahta bulunması lazım. Ama artık Erdoğan’ın tutarlılık diye bir düşüncesi yok. Dün söylediğini bugün reddediyor. İşte Naci Ağbal gelirken yeni bir dönem başlıyor dedi. Şimdi de Naci Ağbal giderken yeni bir dönem başlıyor. Gelen de yeni bir dönem başlatıyor, giden de. Bu gel git makinesine döndü. Yap boz tahtasına döndü” diye konuştu.

Piyasaların artık daha tedirgin olduğunu söyleyen Davutoğlu şöyle konuştu: “Türk Lirası yüzde 10 değer kaybetti. Borsa yüzde 13 değer kaybetti. Risk primimiz 300’den 413’e çıktı. Piyasalar iş dünyası tedirgin. Vatandaşlarımız tedirgin. Türkiye’ye dönük en büyük saldırı maalesef Ankara’dan iktidarın içinden gelmektedir.”

Ancak sonradan öğrenilir

Naci Ağbal’ın görevden alınacağını bilenlerin döviz toplamaya başladığını söyleyen DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan “Cuma günü duyan insanlar döviz aldılarsa pazartesi günü epey bir para kazanmışlardır. Böylesine saçma sapan, güveni yıkan bir kararla kurun artacağını herkes bilir. Bunun denetimini yapması gereken yine devletin kurumlarıdır ama bütün bu kurumlar artık zayıfladılar. Kim aldı, kim sattı, bunlar ancak sonradan öğrenilir” sözleriyle tepki gösterdi.

“130 milyar dolarlık rezerv kaybı Türkiye tarihinde bir ilk” diye Babacan şöyle konuştu: “2018 seçimlerinden sonra taraflı cumhurbaşkanı ve akraba bakan beraberce bu ülkenin 130 milyar dolarlık rezervini erittiler. Tamamen karanlıkta yapılan döviz satış operasyonları bunlar. Bu soru çok sorulunca Merkez Bankası başkanı, bununla ilgili bir raporlama, araştırma talimatı vermiş, görevden alınmasının sebebinin bu olduğu konuşuldu.

Özellikle altını çizdim, bu bir rivayettir diye. Ama açıklama yapmak zorundalar. Şu an Merkez Bankasının piyasaya 138 milyar dolar döviz borcu var. Cumhurbaşkanı 92 milyar dolar döviz rezervi var diyor da neden bunun borç alınmış bir rezerv olduğunu söylemiyor?”

Rezalet ortada ama kimse rezil olmuyor

Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu ise ülkenin sırtına bir yük daha bindiğini söyledi. Karamollaoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü: “Vicdan sahiplerine soruyorum bunun hesabını kim verecek? Dolar bir gecede fırlıyor normalde 150 milyon dolar olan döviz alımının Cuma günü 450 milyon dolara çıktığı iddia ediliyor. Eğer iddialar gerçekse Cuma günü döviz alanlar kimlerdir bunun da açığa çıkarılması gerekmektedir.

Bu noktada bir hususa daha değinmek istiyorum ülke olarak böyle bir badirenin içerisindeyken bir gece yayınlanan kararname ile Kanal İstanbul’a devlet garantisi verilmesini neyle izah edeceğiz? Ülkemize bir dönün bakın rezalet ortada, ama kimsenin rezil olduğu yok. Kepazelik diz boyu, yine de kimse kepaze edilemiyor.

Dolar kurunun 1 lira arttığını göz önüne aldığınızda ülkemizin kaybının ne olduğu dehşet verici bir şekilde ortaya çıkıyor. Çok açık bir şekilde söylemek istiyorum bu millet yeterince fedakârlık yaptı. Artık fedakârlık yapma sırası itibardan tasarruf etmeyenler de… Tüyü bitmemiş yetimin hakkını israf edenlerde… Yazlık ve kışlık saray yapanlarda, mevcut sarayında ise bir günde 10 milyon lira harcayanlarda.”

Kısa vadeli faizler yüzde 20 seviyesinde  

TCMB başkanlığında yaşanan değişimin ardından dalgalı bir seyir izleyen Dolar/TL kuru hafta ortasında yine 8 seviyesinin üzerini test etti. İlk işlemlerde denge arayışı yaşanan kurda yön yukarı döndü. Türk varlıklarıyla ilgili fiyatlamada tahvil faizleri dikkat çekti. Gösterge tahvil faizi yüzde 20 seviyesini gördü. Lira offshore gecelik forward getirileri yüzde 46 düzeyinde.

Liranın 1 aylık ima edilen oynaklığı yüzde 40’a yakın. 10 yıllık tahvil faizi 33 baz puan düşüşle yüzde 18,8’den işlem görürken 2 yıllık tahvilin getirisi 60 baz puan artışla yüzde 20’yi aştı. TCMB ile ilgili kararın ardından ilk işlemlerde 8,47 seviyesi test edilmiş, sonrasında kurda 7,70 seviyesinin altına kadar gevşeme yaşanmıştı. Kararın ardından oynaklık göstergeleri yükselmiş ve 2018’dekine benzer bir tablo ortaya çıkmıştı.

Kararın ardından yabancı yatırımcılar Türk Lirası ile ilgili görüşlerini revize ederken, yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatlarında gerileme izlendi. Deutsche Bank Orta Doğu ve Doğu Avrupa Araştırma Müdürü Christian Wietoska yayımladığı bir araştırma raporunda 10 yıllık Türkiye Hazine tahvili faizlerinde yaşanan 500 baz puanlık yükselişin son 10 senedeki en kötü satış dalgasıyla beraber olduğunu belirtti.

Kaynak: Karar gazetesi

Önceki İçerikPandemide Türk Romanı incelemeleri
Sonraki İçerik‘Türkiye ile eski Sovyet topraklarındaki ülkeler İstanbul Sözleşmesini aynı cümlelerle tartışıyor’