ANALİZ – AB’nin 20 Temmuz korkusu: Türkiye Kıbrıs’ta bağımsız devlet ilanına mı hazırlanıyor?

20 Temmuz yaklaştıkça Türkiye ve Avrupa Birliği’nden gelen mesajlar ilginç bir hal almaya başladı. Türkiye tarafı bu 20 Temmuz’daki kutlamaların öncekilerle kıyaslanmayacak kadar görkemli olacağını, Erdoğan’ın o gün Kıbrıs’ta yapacağı konuşmanın önemli olduğunu duyururken, AB bunu “iki devletli Kıbrıs” ilanının peşrevleri olarak algılıyor ve ‘asla kabul etmeyiz’ diyor.

Sahne, AK Parti sözcüsü Ömer Çelik’in 1 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 20 Temmuz’da Kıbrıs’ta düzenlenecek törenlere katılacağını açıklamasıyla açıldı.

“Sayın Cumhurbaşkanımız bu sene Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 20 Temmuz törenlerine katılacaklar, onu milletvekillerimizle paylaştı. 20 Temmuz törenlerine AK Parti çok güçlü bir kadroyla katılacak, AK Parti MYK’sı orada olacak, MYK’dan ve milletvekillerinden arkadaşlarımızla çok güçlü bir katılım sağlayacağız. Bu sene Kıbrıs Türkü’nün yanında olduğumuzu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yanında olduğumuzu, Cumhurbaşkanımızın katılımıyla beraber AK Parti’de orada çok güçlü bir kadroyla katılarak gösterecek.”

Ertesi gün (2 Temmuz) Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arifiye’de yaptığı konuşmada konuyu Kıbrıs’a getirdi, bu yılki 20 Temmuz’un önemini vurguladı ve asıl önemlisi, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’le arasında geçen telefon görüşmesindeki Kıbrıs bölümünü açıkladı. Erdoğan şöyle anlattı o konuşmayı:

“Allah nasip ederse 20 Temmuz’da Kuzey Kıbrıs’tayım. Geniş bir ekiple orada olacağız ve geçen gün Avrupa Komisyon Başkanı’yla konuşuyoruz, diyor ki ‘Duydum ki Kıbrıs’a gideceksiniz.’ ‘Evet gideceğim.’ dedim. ‘Ya oradan sert mesajlar vermeseniz.’ Dedim, ‘Nasıl mesajlar vereceğimi de bana bildirirseniz, ben o metni orada okurum.’ Yani bunlar kimin, kim olduğunu hala öğrenememişler. Ya ben bu milletin bir evladıyım. Sen Erdoğan’ın ne zamandan beri talimatla konuşma yaptığını öğrendin.”

Bu konuşmayı izleyen günlerde Kıbrıs Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Kıbrıs’ta federal çözümün artık geride kaldığını, iki devletli çözümden başkasının mümkün olmadığını belirttiği konuşması geldi. Tatar, sonra bir kez daha vurguladı bunu.

Bütün bunların Avrupa Birliği’nde alarm durumu yarattığı, muhtemelen Türkiye’nin Kıbrıs’ta bağımsız bir Türk devleti ilanına hazırlandığı algısına yol açtığını da Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in birbirini izleyen iki çıkışından anlaşıldı.

Leyen önce, 5 Temmuz’da Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı David Sassoli ve AB dönem başkanlığını yürüten Slovenya Başbakanı Janez Jansa ile ortak basın toplantısında konuştu, Kıbrıs’ta iki devletli çözümü “asla ve asla” kabul etmeyeceklerini söyledi.

Basın toplantısında Güney Kıbrıslı bir gazetecinin sorusuna cevaben konuşan von der Leyen, Erdoğan ile bir süre önce telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ve planlanan ziyaret konusunda çok açık konuştuğunu belirterek “Bu ziyaretin nasıl olacağı konusunda son derece hassasız. AB’nin iki devletli çözüm yönünde hiçbir şeyi asla ve asla kabul etmeyeceğini de çok net bir şekilde ilettim. Kendisi bizim yaklaşımımızı ve tutumumuzu biliyor” diye konuştu.

Ursula von der Leyen, dün de (8 Temmuz) AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti’ni ziyaret etti ve Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis ile bir araya geldi. Leyen, buluşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında, iki devletli çözüme dair söz konusu görüşlerini Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yapılan telefon görüşmesinde açık bir şekilde aktardığını bir kez daha vurguladı.

DW’nin haberine göre, von der Leyen AB olarak Erdoğan’a Kıbrıs ziyareti öncesinde “çok net mesajlar” verdi, “Tekrar etmek isterim ki, iki devletli çözümü asla kabul etmeyeceğiz. Bu konuda kararlıyız ve birlik içindeyiz” dedi. AB Komisyonu Başkanı, Anastasiadis’e “AB’nin en değerli yanı birlik olmamızdır, 26 üye ülke olarak hepimizin yanınızda olduğumuzu bilmenizdir” diye konuştu.

Bütün bunlar, AB’nin bu 20 Temmuz öncesinde ciddi bir tedirginlik içinde olduğunu ve bağımsız devlet ilanını ciddi bir ihtimal olarak algıladığını gösteriyor.

Peki AK Parti iktidarının gerçek niyeti ne? Yoklama mı yapıyor, tepki mi ölçüyor, yoksa kararlı mı?

Bunu da 20 Temmuz’da anlayacağız.

Önceki İçerikYazlık Saray’a muhafazakâr itiraz: “İsrâfın sembolü olan bir yeri İslâmın sembolüyle süslemek”
Sonraki İçerikMüsilajın sorumlusu da ‘biz’ değilmişiz, dış kaynaklıymış