ABD Yüksek Mahkemesi, 6’ya karşı 3 oyla verdiği kararla ülkenin en önemli sivil haklar düzenlemelerinden biri olan Voting Rights Act’nın etkisini önemli ölçüde sınırladı.
Mahkeme, azınlık seçmenlerin oy gücünü zayıflatan seçim düzenlemelerine karşı açılan davalarda uygulanan kriteri değiştirdi. Buna göre, artık bir seçim haritasının azınlıkların siyasi etkisini fiilen azaltması tek başına ihlal sayılmayacak. Bunun yerine, davacıların söz konusu düzenlemenin ırka dayalı kasıtlı ayrımcılık amacıyla yapıldığını güçlü kanıtlarla ortaya koyması gerekecek.
Kararı kaleme alan Yargıç Samuel Alito, “Bir eyaletin seçim bölgelerini azınlık seçmenlere daha az fırsat sağlamak amacıyla çizdiğine dair güçlü bir kasıt çıkarımı bulunmalıdır” ifadesini kullandı.
“Seçim haritası” nedir, ne değişti?
Kararın merkezinde, seçim çevrelerinin sınırlarının yeniden çizilmesi anlamına gelen “seçim haritaları” (redistricting) yer alıyor. ABD’de eyalet yönetimleri, nüfus sayımı sonrası bu haritaları yeniden belirliyor.
Daha önce yürürlükte olan uygulamaya göre:
• Bir seçim haritası, azınlıkların oy gücünü sonuç olarak zayıflatıyorsa bu durum yasa ihlali sayılabiliyordu.
Yeni kararla birlikte:
• Bu sonucun yanında, haritanın özellikle ırk temelinde ayrımcılık amacıyla çizildiğinin de kanıtlanması gerekecek.
Bu değişiklik, kamuoyunda “oy gücünü seyrelten seçim mühendisliği” (gerrymandering) olarak bilinen uygulamalara karşı açılacak davaları zorlaştırıyor.
Louisiana kararı dönüm noktası
Karar, Louisiana’nın seçim haritası üzerinden verildi. Eyalette siyah seçmenlerin oranı yüksek olmasına rağmen yalnızca bir seçim bölgesi “çoğunluk siyah” olarak belirlenmişti.
Alt mahkemeler, azınlıkların temsil gücünü artırmak için ikinci bir bölge oluşturulması gerektiğine hükmetmişti. Yüksek Mahkeme ise bu kararı bozarak, ırk dikkate alınarak yapılan düzeltmeleri de sınırladı.
Mahkeme ayrıca, ırkın seçim haritalarında kullanılmasının Anayasa’daki eşit koruma ilkesi (equal protection clause) açısından sorun yaratabileceğine dikkat çekti.
Etkisi ne olacak?
Kararın ardından:
• Eyaletlerin seçim bölgelerini siyasi avantaj gözeterek yeniden çizmesi daha kolay hale gelebilir
• Azınlık seçmenlerin oy gücünün zayıflatıldığını kanıtlamak zorlaşabilir
• Özellikle güney eyaletlerinde azınlık temsilinin azalması gündeme gelebilir
Buna karşılık Mahkeme, Oy Hakları Yasası’nın tamamen ortadan kaldırılmadığını, ancak uygulanmasının daha dar bir çerçeveye alındığını vurguladı.
Tepkiler
Karara muhalif kalan Yargıç Elena Kagan, kararın sonuçlarına dikkat çekerek, “Eğer diğer eyaletler de bu yolu izlerse, azınlık seçmenler tercih ettikleri adayları seçme konusunda eşit fırsatlarını kaybedecek” dedi.
NAACP kararı “yıkıcı bir darbe” olarak nitelendirirken, Başkan Derrick Johnson, “Bu karar, sistemi manipüle etmek isteyen siyasetçilere alan açıyor” açıklamasını yaptı.
Eski ABD Başkanı Barack Obama da karara tepki gösterdi:
“Bu karar, eyaletlere seçim bölgelerini azınlıkların oy gücünü sistematik olarak zayıflatacak şekilde çizme serbestisi veriyor — yeter ki bunu açık ırkçılık yerine ‘partizanlık’ adı altında yapsınlar.”
Obama, çözümün seçmen katılımında olduğunu belirterek, “Bu tür gerilemeler ancak vatandaşların daha fazla sandığa gitmesiyle aşılabilir” dedi.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.