Anasayfa / Dünya / Çernobil’in son düğünü: Nükleer felaket yaşanırken evlendiler

Çernobil’in son düğünü: Nükleer felaket yaşanırken evlendiler

Çernobil felaketi gecesi nikâh masasına oturan çift, düğünden saatler sonra tahliye trenine bindirilerek Pripyat’tan ayrıldı. Aradan 40 yıl geçti; hikâyeleri hâlâ felaketin en çarpıcı insan tanıklıklarından biri olarak anlatılıyor.
3

Gece yarısını biraz geçmişti. Iryna Stetsenko düğünü için tırnaklarını yaptırmış, balkon kapısını açmış ve heyecandan uyumaya çalışıyordu.

Yakındaki bir dairede, misafirlerle dolu evde, nişanlısı Serhiy Lobanov mutfakta bir şiltenin üzerinde uyuyordu.

Sonra sessizliği bir “uğultu” bozdu, diyor Iryna. “Sanki tepemizden çok sayıda uçak geçiyordu. Her şey vızıldıyordu, camlar titriyordu.”

Serhiy ise “bir sarsıntı hissettiğini, bir dalga geçmiş gibi olduğunu”, hafif bir deprem sandığını ve yeniden uyuduğunu anlatıyor.

19 yaşındaki öğretmen adayı ile 25 yaşındaki enerji santrali mühendisi, yeni kurulan Sovyet kenti Pripyat’ta evlilik hayatına başlamayı bekliyordu. Dünyanın en büyük nükleer felaketinin evlerinden sadece 4 kilometre ötede başladığından haberleri yoktu.

Çernobil’ın 4 numaralı reaktörü patlamış, radyoaktif maddeler Avrupa’nın geniş bölgelerine yayılmaya başlamıştı.

Aradan 40 yıl geçti. Bugün çift Berlin’de yaşıyor. Hayatlarını ikinci kez geride bırakmak zorunda kaldılar; bu kez nükleer felaketten değil, savaştan kaçtılar.

Düğün sabahı güneşli doğdu

26 Nisan 1986 sabahı Serhiy saat 06.00 civarında uyandığında düğün günü parlak güneşliydi. Çarşaf götürmesi, çiçek alması gerekiyordu.

Dışarıda gaz maskeli askerler, köpüklü solüsyonla sokakları yıkayan görevliler gördü. Santralde çalışan tanıdıkları “bir şey olduğunu” söylüyordu ama kimse ayrıntı bilmiyordu.

Yüksek apartmandan baktığında 4 numaralı reaktörden duman yükseldiğini gördü. Daha sonra itfaiyecilerin ve çalışanların gece boyunca ölümcül radyasyon altında yangınla mücadele ettiği ortaya çıkacaktı.

Sovyet sessizliği

Iryna’nın annesi gece boyunca komşulardan telefon aldı. Herkes “korkunç bir şey olduğunu” söylüyordu. Ama Sovyetler Birliği’nde bilgi sıkı şekilde kontrol ediliyordu. Radyo sustu.

Yetkililer annesine “panik yapmayın, şehirdeki planlanan etkinlikler devam edecek” dedi. Çocuklar okula gönderildi.

Gölgesinde yapılan düğün

Çift ve misafirler arabalarla nikah binasına gitti. Nikâh kıydılar, ardından kafeye geçtiler.

Ama düğün ziyafeti kutlama havasında değildi. Serhiy, “Herkes bir şey olduğunu anlamıştı ama kimse ne olduğunu bilmiyordu” diyor.

İlk dansları için geleneksel vals çalışmışlardı. Ancak Iryna o anı şöyle anlatıyor:

“İlk adımlardan itibaren ritmi kaybettik. Sadece birbirimize sarıldık ve sarılarak sallandık.”

Gelinlikle tahliye

Pazar sabahının ilk saatlerinde bir arkadaşları kapıyı çaldı: Saat 05.00’te kalkacak tahliye trenine yetişmeleri gerekiyordu.

Iryna’nın yanında yalnızca kutlamaların ikinci günü için ince bir elbise vardı. Üstünü değiştirmek için annesinin evine koşarken tekrar gelinliğini giydi. Ayakkabıları ayağını vurduğu için yalınayaktı.

“Gelinlikle, çıplak ayakla su birikintilerinin içinden koşuyordum” diyor.

Karanlıkta tren hareket ederken çöken reaktörün kızıllığını gördüler. Serhiy, “Bir volkanın gözüne bakıyor gibiydik” diyor.

Yetkililer tahliyenin “geçici” olduğunu söyledi. Ama Serhiy ekliyor:

“Üç günlüğüne çıktık, hayatımız boyunca geri dönemedik.”

Sonrası

Felaketin resmi ölü sayısı 31 olarak açıklandı. Ancak uzun vadeli etkilerin çok daha büyük olduğu düşünülüyor. On binlerce kişi radyasyona maruz kaldı.

Çift birkaç gün sonra Iryna’nın hamile olduğunu öğrendi. Doktorlar radyasyon nedeniyle kürtaj tavsiye etti. Ancak Iryna hamileliği sürdürdü ve sağlıklı bir kız çocuğu dünyaya getirdi.

Bugün torun sahibiler.

Şimdi savaş gölgesinde

Ukrayna’daki savaş nedeniyle 2022’de Almanya’ya taşındılar. Kızlarının Kiev’deki dairesi füze saldırısında vurulmuştu.

Felaketin ortasında başlayan evlilikleri ise sürüyor.

Serhiy: “Hayatın zorluklarından geçince birbirimiz olmadan yapamayacağımızı anladık.”

Iryna: “40 yıl sonra eminim ki biz iğne ile iplik gibiyiz. Her şeyi birlikte yapıyoruz.”

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın