Mart 2024’te Anatomy of a Genocide başlıklı raporunu yayımladığından beri Trump yönetimi ve İsrail hedefinde olan BM özel raportörü Francesca Albanese, Guardian’a konuştu.
Francesca Albanese ile bir kafede röportaj ayarlamak en iyi plan değildi. Başlamadan önce garson onunla fotoğraf çektirmek istedi. Kasiyer de öyle. Ardından aşçı beyaz önlüğüyle mutfaktan çıkıp grup fotoğrafına katıldı. Bazı müşteriler de sıraya girdi. Albanese herkese karşı nazikti, üç dilde sohbet ediyordu, bu yüzden süreç biraz zaman aldı.
49 yaşındaki Albanese, son zamanlarda gittiği her yerde benzer “rock yıldızı” karşılamaları görüyor; bu, maaş almayan BM hukuk uzmanları için alışılmış bir durum değil.
Normalde “1967’den beri işgal altındaki Filistin topraklarında insan haklarının durumu” özel raportörü unvanı pek dikkat çekmezdi. Oysa o, kaygı duyulan alanlarda gönüllü olarak araştırma ve rapor hazırlayan 40’tan fazla özel raportörden biri.
Ancak bunlar sıradan zamanlar değil. İsrail-Filistin meselesi, her kuşakta dünyayı ateşleyebilecek bir yara olmayı sürdürüyor.
Gazze’de 75 binden fazla Filistinli öldü, nüfusun yüzde 90’ından fazlası yerinden edildi ve bölgenin büyük kısmı yıkıma uğradı.
Albanese, İsrail’in askeri operasyonunu “soykırım” olarak tanımlayan ilk kişi değildi, ancak unvanında BM ibaresi bulunan ilk isimdi.
Son iki yılda hem İsrail hükümetini ve ordusunu hem de onları desteklediğini söylediği Batılı devletler ve şirketleri sürekli eleştirdi. Mesajı şuydu: İç içe geçmiş, kitlesel ölümleri mümkün kılan bir sistemin içindeyiz.
Bu tutumu nedeniyle ölüm tehditleri aldı ve ailesi tehlikeye girdi. Almanya’da kullandığı ifadeler nedeniyle gözaltına alınma ihtimaliyle karşılaştı. Donald Trump yönetimi onu “özel olarak belirlenmiş kişi” listesine aldı; bu ifade genellikle teröristler, uyuşturucu kaçakçıları ve bazı diktatörler için kullanılıyor. Bu statü verilen ilk BM yetkilisi oldu.
“Bu kötü oldu. Bu sizi uluslararası ölçekte katiller ve uyuşturucu kaçakçılarıyla aynı kategoriye koyuyor. Bu, kendimi savunma imkânı bile verilmeden en ağır cezalardan biriyle karşı karşıya kalmak gibi. Yargılanmadan yaptırıma uğradım.”
Trump’ın imzaladığı kararname, Amerikalı kişi ve kurumların ona “para, mal veya hizmet” sağlamasını yasakladı.
Bu geniş kapsamlı tanım “sivil ölüm”e benzetildi.
Washington’daki evine el konuldu. Kredi kartı kullanamıyor çünkü işlemlerin çoğu ABD merkezli sistemlerden geçiyor. “Nakit taşıyorum ya da arkadaşlarımdan, ailemden borç alıyorum” diyor.
Cenevre’deki bazı İsrail yanlısı aktivistlerin eşini hedef aldığını, bunun da Dünya Bankası’nda görev yapan ekonomist eşi Massimiliano Calì’nin görevinden uzaklaştırılmasına yol açtığını söylüyor. Aile, ABD’de anayasal haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle dava açtı.
Albanese’nin hedef alınması, bazı kesimlerde onu daha da popüler hale getirdi. Gazze tepkisiyle Batı’da güçlenen yeni sol dalganın sembollerinden biri haline geldi.
“Ruanda ve Bosna’daki soykırımlar bu kadar büyük bir tepki doğurmadı” diyor. “Bu, insan haklarının daha iyi anlaşıldığını gösteriyor. Bu bir sınav.”
Filistin üzerine yazdığı kitabı When the World Sleeps, hem anı hem de Filistinlilerin yaşadıklarına bir ağıt niteliğinde.
İtalya’nın güneyinde büyüdüğünü anlatan Albanese, adaletsizliğe tahammülsüzlüğünün buradan geldiğini söylüyor. Rol modelleri, mafya tarafından öldürülen yargıçlar Giovanni Falcone ve Paolo Borsellino olmuş.
2024’teki raporundan sonra aldığı tehditleri “acımasız” olarak tanımlıyor: “Değer mi diye düşündüm. İki çocuğum var. Ama duramam.”
Almanya’da konuşmaları engellenmeye çalışıldı, bazı ifadeleri nedeniyle gözaltı tehdidiyle karşılaştı. İngiltere’de ise hükümeti sert sözlerle eleştirdi.
Son olarak Cenevre’de bir etkinlikte konuşan Albanese, yaşadığı süreci şöyle özetledi:
“Hayatım bir rollercoaster’a dönüştü. Kredi kartı olmadan yaşayacağımı hiç düşünmezdim ama yaşıyorum. İnsanlar bana yardım ediyor. Özgürlüğüm korkumdan daha güçlü. Mücadeleyi bıraktığınız anda kaybedersiniz.”
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.