Ana SayfaHaberlerFatih Çekirge, Bilal Erdoğan ile görüşmesini yazdı: “Bu sohbetle anladım ki karşımda...

Fatih Çekirge, Bilal Erdoğan ile görüşmesini yazdı: “Bu sohbetle anladım ki karşımda ne istediğini bilen biri var…”

“Bilal Erdoğan’la ilk kez böyle uzun bir sohbet yaptım. Bugüne kadar Cumhurbaşkanı’nın oğlu olarak görüyordum. Hatta cumhurbaşkanı oğlu olmanın zorluklarını da konuştuk. Ve bu sohbetle anladım ki, karşımda ciddi bir eğitim almış, köklü ve özgün fikirleri olan, esprili, kahkaha atan ve ne istediğini bilen bir kişi var...”

“İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan’la sohbet ediyoruz…

Konu bu akşam verilecek olan “İlim Yayma Ödülleri”…

Çamlıca’daki Türk müziği anaokulunu gezerken okulu anlatıyor.

Anlatırken duyduğu heyecandan anlıyorum ki…

O aslında bir okulu değil, hayalini, hedefini anlatıyor…

Soruyorum:

“Okul, üniversite, ilim vakfı, öğrenci bursları… Bütün bunlar niye… Ne yapmak istiyorsunuz?”

Erdoğan, hedefini şöyle açıklıyor:

“Fatih Bey, Türkiye’ye döndükten sonra kendi kendime sordum ‘Ülkem için ne yapabilirim?’… Ve karar verdim. Bütün hedefim, kültürümüzün ihya edilmesidir, insan yetiştirmektir… Geleneksel sporlarımızdan okçulukta da bu var. Üniversitede de bu var. Şimdi içinde bulunduğumuz bu müzik okulunda da bu var… İnsan yetiştirmek. Ona uğraşıyorum. Eğer bunu başarırsak Allah’ın izniyle Türkiye güçlü olur.”

Bilal Bey, bu sözlerin ardından hiç beklemediğim bir de yorum yapıyor:

“Yani siyaset günlüktür biraz. Bugün var, yarın yok. Kendine göre istikrarsız dönemleri var. Dünyadan etkileniyor. Çok karmaşık, sofistike bir yapı siyaset… Ama sonuçta bir toplumu güçlü kılacak olan şey bana göre kültürdür. İlimdir. Kültür de gündelik kaygılarla olmuyor. Kalıcı olan, uzun soluklu olan bir iş… Yani düşünün, 20 yıl önce bir kültür projesi başlatmış olsaydık. Şimdi sonuçlarını alıyorduk… Buna inanıyorum. Böyle çıktık yola…”

Bilal Erdoğan 20 yıllık, 50 yıllık takvimler üzerine konuşurken Nobel ödüllerini örnek veriyor:

“Mesela Nobel diyoruz. Öyle kurulduğu gün Nobel olmamış ki. 120 yıllık bir proje… Yıllarla, tecrübelerle oluşmuş. Biz de uzun soluklu bir programla başladık. Arkadaşlarıma dedim ki:

‘Sakın telaşlı olmayalım. Bize yavaş gelen bir hızı olacak. Ama 50 yıl sonra biz orada olmasak da çocuklarımız görecek… En azından bir kültür fidanı dikmiş oluyoruz…’ Buna göre düşünelim…”

Erdoğan, İbni Haldun Üniversitesi’ni kurarken de böyle düşündüğünü söylüyor. Ve ekliyor:

“Yani ben Harvard’da okudum. Harvard öyle bir günde olmamış ki. 400 yıllık bir okul. Geleneği var. Birikimi var. Bugün Türkiye’de geleneği olan üniversitelere bakın. Mesela İstanbul Üniversitesi her zaman İstanbul Üniversitesi’dir. Geleneği vardır… İlim Yayma Ödülleri de böyle uzun soluklu bir çalışmanın başındadır…”

İlim Yayma Ödülleri’nin temel amaçlarından birisini ise şöyle açıklıyor:

“Türkiye’de biz akademik çalışmanın takdir gördüğünü, değerli ve kıymetli bir şey olduğunu yerleştirmek istiyoruz. İlim Yayma Ödülleri budur… Düşünün ki bir biliminsanı, akademisyen, laboratuvarda, kütüphanede yıllarca çalışıyor. Sorarlar, neyin peşinde ne yapıyor diye? Ne yaptı ki? Biz işte bunu aşmaya çalışıyoruz. Bir bakıyorsunuz, bir biliminsanı bir kitapla bir fikir kanalı açıyor. 1000 yıla damgasını vuruyor. Yani biz çocuğa ‘Başıma icat çıkartma’ diyenlerden değil, icat çıkart diyenlerdeniz.”

Konu bilim olunca elbette Selçuk Bayraktar örneği de geliyor:

“Şöyle düşünün, biz burada akademisyene olan saygıyı, ilgiyi ve değeri gösterirsek o da belki örneğin ABD’de alışacak, öğrenecek ve ülkesine dönüp büyük işler yapacak. Kanallar, kapılar açacak. İşte Selçuk Bayraktar budur. Fuat Sezgin Hocamız bunun örneğidir. Bakın Müslümanlar Batılı düşünce insanlarının kitaplarını alıp çevirmişler. 15’inci yüzyıldan sonra onları geçmişler. Sonra da Batılı biliminsanları gelip Müslüman düşünürlerin kitaplarını çevirip gelişmişler, onlar geçmişler… İşte Gutenberg matbaayı buluyor, ilk çevrisi basılan kitapların başında İbni Sina geliyor. Bugün de bizim yapmamız gereken budur. Reçete budur. Yani diyorum ki, bizim akademisyenimiz de burada okusun, sonra gitsin Batı’da doktorasını yapsın, oradan ne alacaksa alsın ve gelsin…”

Bilal Erdoğan gençlerle sık sık görüştüklerini anlatırken bir de örnek veriyor:

“Bakın biz de anketler yapıyoruz. Çocuklarımızın yüzde 40’ı ‘Yurtdışına gitmek ister misin?’ sorusuna evet diyor. İlk sıra ABD ve Almanya… Oysa gençlere bu ülkede çalışırsan kazanırsın fikrini yerleştirmek lazım… İlim Yayma Ödülleri ve bizim genel bakışımız böyle. Örneklerimiz var. İşte Prof. Dr. Mehmet Zahmakıran Hocamız. MIT’de doktora yapmış. İstese ABD’de kalabilirdi. Ama gelmiş Van’da laboratuvarında çalışıyor. Şimdi Bartın’da… İşte bu başarı hikâyelerini çocuklara anlatmalıyız… Mesela bir soru sorsak:

‘Meslekleri iştigal alanlarına göre değerlendirirsek, en değerli meslek ne olmalı?’

Bizi göre bir tek cevap var… O da öğretmenliktir… En kıymetli meslek öğretmenliktir. Çünkü insan yetiştiriyor.”

(…)

“Mesela ben oğlumun okul aile birliğinde 3 yıl görev yaptım. Ben çıktım benim yerime Meclis Başkanımız Mustafa Şentop Bey girdi…”

Soruyorum: “Nasıl oldu bu?”

– Kendisini aradım ve dedim ki: ‘Sayın Meclis Başkanım. Biliyorsunuz okul aile birliklerinde görev yapmak için 3 yıl sınırı var. Benim doldu. Sizin oğlunuz da aynı okulda, sizi okul aile birliğine yazabilir miyiz?’

Meclis Başkanımız ‘Bilal Bey gidip gelemeyiz, nasıl olacak bu?’ dedi. Hemen cevap verdim: ‘Bakın örnek olursunuz’ dedim. ‘Hem Meclis Başkanı, hem de oğlunun okul aile birliğinde. Bundan güzel ne olur…’

Bilal Erdoğan’la sohbetimiz bu akşam verilecek İlim Yayma Vakfı Ödülleri nedeniyle bilim ve kültür üzerineydi.

(…)

Bilal Erdoğan’la ilk kez böyle uzun bir sohbet yaptım. Bugüne kadar Cumhurbaşkanı’nın oğlu olarak görüyordum. Hatta cumhurbaşkanı oğlu olmanın zorluklarını da konuştuk. Ve bu sohbetle anladım ki, karşımda ciddi bir eğitim almış, köklü ve özgün fikirleri olan, esprili, kahkaha atan ve ne istediğini bilen bir kişi var…

Özellikle şu sözü: “Siyaset gündeliktir. Kalıcı olan kültür ve eğitimdir…” Zaten akademisyenin, öğretmenin önemini de bir “Türk müziği anaokulu”nda konuşmamız bile anlamlıydı. Anaokulundan bilim ödüllerine uzanan bir takvim bu.

- Advertisment -