‘Siz önce Holokost’un hesabını vereceksiniz’

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul'da Sebahattin Zaim Üniversitesi'nde mezuniyet töreninnde konuştu. 

 

1915 Olayları'nı 'Soykırım' olarak tanıyan Alman parlamentosuna eleştirilerini sürdüren Cumhurbaşkanı "Siz önce Holokost'un hesabını vereceksin bu bir. Namibya'da 100 bini aşkın insanı nasıl yok ettiniz onun da hesabını vereceksiniz. " dedi.

 

Erdoğan, "Siz, Türkiye'ye parlamentosunda sözde Ermeni soykırımı yapacak en son ülkesiniz. Kaldı ki, bizim tarihimizle bu noktada bir sıkıntımız yok" diye devam etti.

 

Alman parlamentosundaki Türk asıllı Yeşiller Partisi vekili Cem Özdemir'i de isim vermeden eleştiren Erdoğan, "Ne türkü ya, bunların kanının labaratuvar testinden geçmesi lazım" dedi. 

 

'Labaratuvar testi lazım'

 

Erdoğan  öyle devam etti:

 

"Birileri diyor ki parlamentodan bu karar çıktı ama Türkiye ile ilişkileri etkilemez diyor, yesinler seni. Bu millet bugüne kadar alnı öne eğik dolaşmadı, dik durmaya devam edeceğiz insanlık suçlarınıza ortak arıyorsaznı başka yerde arayın. Önümüzdeki dönem öyle görünüyor ki bizim için bol dedikodu dönemi olacak. Hocalarımızın bu asılsız ithamlarla mücadele etmesi lazım." 

 

'Anneliği reddeden kadın eksiktir'

 

Erdoğan öncesinde de   KADEM yeni hizmet binasının açılış törenlerine katıldı. Burada yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "Kadının iş hayatındaki konumu onun anneliğini asla geriye atmamalıdır. Çalışıyorum diye annelikten imtina eden bir kadın aslında kadınlığını inkâr ediyor demektir. Anneliği reddeden, evini çekip çevirmekten vazgeçen bir kadın istediği kadar iş dünyasında başarılı olsun özgünlüğünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır, eksiktir, yarımdır" dedi.

 

Erdoğan'ın açıklamasından satır başları şöyle:

 

"Kadın haklarını savunmak adına adeta insana dâir gerçekleri inkâr eden ve kesinlikle bu topraklara, bu medeniyete, bizim insanımıza ait olmayan bir bakış açısı yıllarca bu konuyu tekeline almıştır. Kadını yaradılış fıtratından, toplumsal ve biyolojik gerçekliğinden tecrit eden görüşler aslında onun hakkını savunmuyor, tam tersine kadını özgürlüğünden uzaklaştırıyor, tecrit ediyor. Altını onu değerli kılan özellikleri bir kenara bırakıp herhangi bir maden haline getirdiğinizde, daha açık bir ifadeyle altınla demiri eşitlediğinizde adaleti sağlamış olamazsınız. Kadın tartışmalarını da ben bu çerçevede değerlendiriyorum."

 

"Kadının iş hayatındaki konumu onun anneliğini asla geriye atmamalıdır. Çalışıyorum diye annelikten imtina eden bir kadın aslında kadınlığını inkâr ediyor demektir. Bu benim samimi düşüncem. Anneliği reddeden, evini çekip çevirmekten vazgeçen bir kadın istediği kadar iş dünyasında başarılı olsun özgünlüğünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır, eksiktir, yarımdır."

 

"Anneliği reddetmek insanın yarısından, insanlıktan vazgeçmektir"

 

"İnsanlığın yarısını oluşturan kadın, anneliğiyle, evinin ve çocuklarının üzerindeki etkinliğiyle, zerafetiyle, estetiğiyle, iç güdüleriyle, sahip olduğu farklılıklarla kadındır. Bu gerçeği bir kenara bırakıp erkekle kadını birbirlerine hasım olarak rakip olarak gören anlayışı kesinlikle reddediyoruz."

 

"Kadın insanın yarısıdır. O yarısı olmazsa insan da olmaz. Anneliği reddetmek insanın yarısından, insanlıktan vazgeçmektir. Anne olmazsa insanlık olur mu, olmaz. Her fırsatta en az 3 çocuk tavsiyesi yapıyorum. Bunu ben de yapmıyorum, Rabbim emrediyor, Peygamberimiz söylüyor bunu. Nikâhlanın, çoğalın… Ebedi âlemde diğer topluluklara karşı ümmetimin çokluğuyla iftihar edeceğim buyuruyor Peygamberimiz."

 

"Üretmek anneliğe engel değil"

 

"Üretmek, hayatının her alanında var olmak kesinlikle anneliğe engel değildir. Özellikle çalışan kadınların anneliğini teşvik için çok önemli düzenlemeler yaptık. Bunu iktidarımız döneminde gerçekleştirdik. Hamilelik, doğum ve süt izinlerinden, esnek çalışmaya, iş yerlerinde kreş zorunluluğuna kadar kadınlarımızın anneliğini kolaylaştıracak pek çok imkânı devreye soktuk. Başbakanlığımdan, Cumhurbaşkanlığım dönemine kadar hiçbir dönemde olmadığı kadar, kadına ve aileye desteği biz verdik."

 

"Her alanda kadınları, çocuklarıyla birlikte kollayan, destekleyen yasal düzenlemeler gerçekleştirdik. Teknolojik imkânlar, kadınlarımızın pek çok işi evinden, çocuklarının yanından yürütebilmesine fırsat veriyor. Velhasıl, iş hayatının anneliğin alternatifi haline getirilmesini kesinlikle kabul etmiyorum."

 

"Hayırlı evlatlar yetiştirilmesi konusunda kadınlarımıza güveniyorum. KADEM’in de buna öncülük edeceğine inanıyorum."

 

"Beş yıldızlı otellerde lüks iftarlar filan…"

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca pazartesi günü başlayacak Ramazan ayı ile ilgili, "Bizim için Ramazan, asla aylardan bir ay değildir. Ramazan manevi değeri yanında bizlerle sorumluluklarımızı hatırlatma yönüyle de ayrıca önemlidir. Bu mübarek ayda şayet soframızı öncelikle mağdurlarla, mazlumlarla, garip gureba ile ailemizle paylaşmıyorsak, Ramazan'ın idrakine varamamışız demektir. Böyle beş yıldızlı otellerde lüks iftarlar vesaire filan… Onlar Rramazan ayının idrakine varamamak demektir" dedi.

 

Kaynak: Al Jazeera