‘Yiğit yarasına yiğit katlanır’

 

AK Parti'nin 25 İstişare ve Değerlendirme Toplantısı, kısaca kampı Afyon'da Başbakan Binali Yıldırım'ın yaptığı açılış konuşmasıyla başladı. Yıldırım kürsüye geldiğinde darbe gecesinde hayatını kaybedenler için Fatiha okunmasını istedi ve şu sözleri sarfetti:

 

"TBMM gazi Meclis, milletin gözbebeğidir. İstiklalimizin teminatıdır. Aynı şekilde TSK da milletin gözbebeğidir, peygamber ocağıdır. Vatan savunmasının en büyük dayanağıdır. Ancak şu ayrımı asla unutmamalıyız. TSK kurtuluş savaşında olduğu gibi cumhuriyetin kuruluşunda ve sonrasında olduğu gibi TBMM’nin emri altındadır."

 

Ankara Valiliği'nin kararının gerekçesi güvenlik

 

"Ankara Valiliği geçtiğimiz günlerde aldığı bir kararla güvenlik nedeniyle 30 Kasım'a kadar toplantı ve gösteri yürüyüşlerine kısıtlama getirdi. Bunun tek bir nedeni var, gerekçesi var; güvenlik. Milletin güvenliği. Şimdi ana muhalefet partisi, CHP'den bazıları AK Parti 29 Ekim kutlamalarını 10 Kasım anmasını engellemek için böyle bir karar aldı diye milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar. Allah aşkına, bizim cumhuriyet, cumhurla sevgimizi siz mi sorgulayacaksınız? Ya da ölçecek kalibrede misiniz? Cumhuriyet hamasetle büyümüyor arkadaşlar, cumhuriyet çalışmakla, üretmekle, millete hizmetle büyür."

 

MHP'ye mesaj: Yiğit yarasına, yiğit katlanır

 

"Grubumuz olarak hazırladığımız anayasa değişikliği taslağını en kısa zamanda Meclis'e getireceğiz. MHP’nin, devletin ve ülkenin karşı karşıya olduğu sorunu görüp, meseleye milletin son noktayı koyması yaklaşımı takdire şayandır."

 

"MHP, başkanlık sistemine karşı olabilir, parlamenter sistemin devamını da istiyor olabilir, ama kararı millete bırakmak gibi son derece önemli, milli bir yaklaşım sergilemiştir."

 

"Yiğit yarasına yiğit katlanır'. 'Bir elin nesi var, iki elin sesi var'. 'Bir el eli yıkar, iki el yüzü yıkar'. Diyoruz ki, millet son noktayı koysun bugün cumhurbaşkanının millet tarafından seçilmiş olmasıyla beraber artık her şey değişmiştir. Her ne kadar mevcut anayasa cumhurbaşkanını sorumsuz diye tanımlasa da, halkın yüzde 52 desteğini almaş cumhurun başını millete siyasi sorumluluğu vardır. Bu siyasi sorumluluk, millete karşı çok önemli bir taahhüttür. Gelin mevcut durumu anayasaya uygun hale getirelim. Mevcut duruma göre yeni anayasayı yapalım, sistemdeki tıkanıklığı da ortadan kaldıralım."

 

"Millet ne derse o olur"

 

"Burada tabi ki, MHP’nin görüşünün farklı olmasına rağmen meseleye parti çerçevesinde bakmaması ve parlamentoda çözümlenemeyen bu sorunu millete götürülmesi yönündeki irade beyanı fevkalade isabetlidir. Biz bunu görüyor ve gerekli adımları da atıyoruz. Diyoruz ki, millet ne derse olur. Milletin verdiği kararın karşısında boynumuz kıldan incedir."

 

CHP'ye "Katıl" çağrısı

 

"Kimse, milletin  kararından korkmasın. Milletin önünden kaçmasın. Buradan CHP’ye de birkez daha çağrıda bulunuyorum. Gelin millete birlikte gidelim. Biz, Genel Kurul’da 367 üstünde bir kabul olsa bile millete gitmeye söz verdik. Gelin bu şerefe, önemli karara siz de katılın, siz de bu kararın içinde olun. Milletin karşısına çıkalım, tezlerimizi savunalım. Milletin veridiği karara da saygı duyalım."

 

AB'ye: Fazla naz aşık usandırır

 

"Bugün AB ile ilgili İngiltere’nin aldığı bir karar var. Aslında bu AB’ye bir uyarı niteliğindedir. Gelecek  vizyonunu gözden geçirmeli ve bundan sonra alacağı kararlarda nerede hata yaptığını bir kez daha sorgulamalıdır. Türkiye yarım asrı geçen süredir AB üyeliği yolunda çalışmaları sürdüren bir ülkedir. Üzerine düşeni fazlasıyla yapmıştır. Bundan sonra karar AB’nindir. İster Türkiye’nin birliğe girmesi yönünde irade kullanırlar, isterse başka iradeyi tercih edebilirler. Karar onların. Türkiye’nin alternatifleri her zaman vardır. Avurpa unutmasın, fazla naz aşık usandırır.

 

Türkiye, bölgesinde Avrupa’nın değil, Kafkasların, Ortadoğu'nun teminatı olan bir ülkedir. Avrupa’ya tehditlerin ulaşmamasının, göçmen krizinin Avrupa’yı asgari etkilemesinin en temel gerekçesi güçlü Türkiye'nin bölgede var olmasıdır

 

Gülen örgütü, PKK ve DEAŞ ile mücadele

 

"FETÖ, PKK, DEAŞ gibi tüm terör örgütleriyle mücadelmiz aynı kararlılıkla sürecektir. Son dönemde PKK'ya ağır darbe vurduk. Korku çemberini kırıyoruz. Kürt kardeşlerimizle bağlarımızı güçlendirecek, örgüte hak ettiğini vereceğiz. Son olarak kırsaldaki eylemlerini bitirecek, teröre ülkenin hiçbir alanında yaşam hakkı vermeyeceğiz. Terör örgütüne destek veren belediyelerin yönetimlerini değiştirdik. Böylece belediyelerden örgüte akan paraları durdurmuş olduk. Aşiretler daha kararlı. Seslerini daha fazla yükseltmeye başladılar. Devlet vatandaş kaynaşmasıyla evelallah bu sorunun üstesinden de geleceğiz. Vatandaşımızın tamamen devletinin yanındadır. FETÖ terör örgütünün hiçbir mensubu bizim AK Parti teşkilatımızın içinde yer alamaz, barınamaz. Bu teşkilatta teröristlere hiçbir zaman yer olmadı ve asla olmayacak. Eğer sızmalar varsa onları da temizlemek konusunda zerre kadar tereddütümüz olmaz. Teşkilata yönelik itham sorgulamaları bu zeminde konuşacak, tartışacak, çözümleri de burada birlikte vereceğiz. FETÖ ile kolkola girenlerin, avukatlığını yapanların, mağdur edebiyatı yapanların bize söz söylemeye haklar da yok, hadleri de yok. Bize FETÖ’yle en büyük mücadeleyi yapan AK Parti’ye laf edeceklerine kendi içlerine baksınlar ve orada gerekli FETÖ temizliğini yapsınlar. Bu mücadele hemen bitecek bir mücadele değil"

 

"Bu mücadele hemen bitecek bir mücadale değil. Çünkü önümüzde hiçbir ölçüsü, ilkesi olmayan, tamamen kapalı, şeffaf olmayan bir örgüt var. Yıllarda yanında taşıdığı nefes alışverişini bile takip eden bir komutanının en yakınındaki adam bir gün geliyor, komutanım buraya kadar sizi tutukluyoruz diyor. Bu örgütle mücadele elbette çok kolay olmayacak, bilmeden bazı yanlışlar da olabilir. Dikkat edeceğiz. İntikam duygusuyla hareket etmeyeceğiz. Adaletle hareket edeceğiz. Yanlış varsa da düzelteceğiz. Vatandaşlarıma, iş alemine söylemek istiyorum, kendinizden eminseniz korkmayın. Bu örgütle öyle veya böyle ilişki içine girmediyseniz asla tereddüt etmeyin, korku yaşamayın size hiçbir şey olmaz.

 

Bizim amacımız işletmeleri yok etmek değil, orada çalışanları perişan etmek değil. Bizim amacımız şirketlerde, işlerlerinde FETÖ ile ilişkisi varsa onları oradan çekip almak ve gerekli cezayı vermektir. Yoksa kişileri bırakıp kurumları cezalandırmak çok büyük haksızlık olacağı gibi kendi ayağımıza da kurşun sıkmaktır."

 

"Kimse bölgeyle işimiz olmayacağını söyleyemez"

 

"Son günlerde bir takım telkin, yönlendirmelerle Türkiye'ye karşı kışkırtıcı beyanatlarla Bağdat hükümeti çok büyük yanlış yaptı. Ancak biz Türkiye olarak buna aldırış edecek değiliz. Kimse bizim, bölgeyle işimiz olmayacağını söyleyemez. Bölgede mezhep savaşlarına kapı aralayan her türlü hareketi önlemek için orada olmaya devam edeceğiz.

 

Başika kampının oradaki görevi bölgedeki sivilleri eğitmek ve olası bir terör hareketine karşı, DEAŞ’a, mezhepsel çatışmaya karşı hazır hale getirmektir. Türkiye bu işin içinde olmayacak diyenler bir kez daha yanılmışlardır. Türkiye’nin eğittiği ninova mücahitleri Musul'da DEAŞ'a karşı ön saflarda yerini almıştır. Gerektiğinde Türkiye, hava unsurlarıyla koalisyon güçleri içinde göreve hazırdır."

 

"Başika talebini asla ve asla dikkate almayacağız"

 

"Başika kampında askerlerimiz bölgede eğitim veriyor. Biz bu kampı boşaltırsak ülkemize yönelik terör saldırılarının önünü açmış olacağız. Terör örgütlerinden başkasına yaramayacak bu talebi asla ve asla dikkate almayacağız."

 

AK Parti ile ilgili kısa film

 

Toplantının başında AK Parti'nin geçtiği aşamaları anlatan bir kısa film yayınlandı. Filmde "2016 yılında Başbakan Binali Yıldırım'ın öncülüğünde ikinci büyük hamleyi yapmak üzere harekete geçtik" ifadesiyle, Erdoğan'dan sonra partinin başına gelen Ahmet Davutoğlu dönemi  anılmadı. 

 

Ağırlıklı olarak 15 Temmuz Darbe Girişimi'nin anlatıldığı filmde Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın o gece yaptığı çağrılar verildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın televizyonlardan yaptığı 'meydanlara inilsin' çağrısı,  darbe gecesi tankların önüne çıkanlar, yaralananlar ve yakınlarını kaybedenlerle yapılan röportajlar, AK Parti'nin reklamcısı Erol Olçok ve oğlunun cenazesinde Cumhurbaşkanının ağlayarak yaptığı konuşma ile darbeci general Semih Terzi'yi  vuran Astsubay Ömer Halisdemir'den bahsedilen anlar salonda en çok alkış alan bölümler oldu.

 

Kamp programı

 

Başbakan Yıldırım'ın konuşmasının ardından basına kapatılan kampta 4 oturum olacak. Cumartesi günü öğleden sonra Enerji Bakanı Berat Albayrak,Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan, Başbakan Yardımcıları Nurettin Canikli ve Mehmet Şimşek, "Enerji, Ulaştırma ve Ekonomi Politikaları" başlıklı sunum yapacak.

 

Akşam üzeri ise İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Savunma Bakanı Fikri Işık ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu "15 Temmuz Darbe Girişimi, Terörle Mücadele ve Dış Politika" sunumunu gerçekleştirecek.

 

Pazar sabahı ise Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, Genel Sekreter Abdülhamit Gül ve AK Parti İstanbul milletvekili Burhan Kuzu, " Anayasa ve Başkanlık Sistemi" başlıklı sunum yapacak.

 

Kampta daha sonra daha çok il, bölge sorunlarının ve çözüm önerilerinin konuşulacağı değerlendirme oturumu yapılacak.

 

Afyon kampı Başbakan Yıldırım'ın kapanış konuşması ile sona erecek.

 

Kaynak: Al Jazeera