Herkes gider, Soylu gitmez!

Furkan Vakfı üyelerinin maruz kaldığı polis şiddetini AKP yönetimi “kabul edilemez orantısız güç” olarak tanımlayınca, Ankara’da dikkatler bir kez daha İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kabinede kalıp kalamayacağına çevrildi. Bahçeli’nin “soy ismi gibi soylu” sözleriyle sahip çıktığı bakan Soylu’nun kabineden gitmesinin beklenti ve temenniden öteye geçmesi bu kez de çok zor. AKP’nin oylarının yüzde 29’a kadar düştüğünün farkında olan Erdoğan’ın Cumhur İttifakı’nda olası bir çatlağı göze alması mümkün değil.

Uyuşturucu, işkence, kara para, terör, mafya… İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hepsiyle mücadeleden sorumlu.

Alpaslan Kuytul’un kurucusu olduğu Furkan Vakfı’nın üyeleri, tutuklu 8 gönüllü için Adana’nın Seyhan ilçesinde yürüyüş ve basın açıklaması yapmak isteyince polisin sert müdahalesiyle karşılaştı. Müdahale öyle ağırdı ki; sosyal medyada yayılan ve başörtülü polislerin eylemcilere copla saldırdığını, insanların yere yatırılıp hınçla dövüldüğünü gösteren görüntülere toplumun her kesiminden tepki yağdı: Orantısız güç var, işkence var. Polis ne yapıyor?

İşkence görüntüleri dalga dalga yayılırken, polisin tutumuna ne diyeceği merakla beklenen bakan Soylu, “Kuytulcular” dediği Furkan Vakfı üyelerini yasa dışı gösteri yapmakla ve tahrikçilikle suçladı, polise de “orantısız güç kullanmak bizim yöntemimiz olmamalı” eleştirisini yöneltti.

Soylu’nun haklarında Adana Valiliği’nin soruşturma başlattığı polis memurlarıyla ilgili kamuoyuna yakın gelecekte ne tür açıklamalar yapacağına ilişkin siyasi kulislerde tüm tahminlerin ortak bir noktada buluşması dikkat çekici: Elbette ki polislere bir şey olmayacak. Tıpkı Soylu’ya bir şey olmadığı gibi.

Bir şey olup olmayacağından öte, Soylu’nun Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nden alınıp alınmayacağı Furkan Vakfı üyelerinin maruz kaldığı polis şiddetinden sonra Ankara’da yine yüksek sesle sorulmaya başladı.

Bugüne kadar yaşanan türlü türlü vakalarda kabinede kalıp kalmayacağı hep merak edilen ama yerini her seferinde sağlamlaştıran Soylu’nun polisin göstericilere müdahalede dengeyi tutturamadığına dair endişeler AKP içinde de var. Öyle ki; AKP Sözcüsü Ömer Çelik, özellikle İslamcı-muhafazakâr kesimden yükselen tepkilerin partide karşılık bulduğunu anlatırcasına “Orantısız güç asla kabul edilemez. Orantısız güç, meşruiyet sınırının dışına çıkmış şiddet demektir” çıkışında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çelik’in bu çıkışının devamını getirir miydi? Başörtüsü yasağıyla mücadeleyi siyasi kariyerinin merkezine oturtmuş Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimbilir belki bu kez Soylu’ya “Başörtülü polisi şiddete alet ettirmeyiz” mesajı verebilirdi, Soylu’yu kabinede tutmayabilirdi.

Yine bir beklenti ve tahmin bulutunun esir aldığı siyasi kulisleri darmadağın eden açıklamanın MHP lideri Devlet Bahçeli’den gelmesi ise hiç şaşırtıcı olmadı:

“Sayın Süleyman Soylu, soy ismi gibi soyludur. Görevini de layıkıyla yerine getirmektedir. Emniyet teşkilatımızı kutluyor, Adana’da görev yapan polislerimizin tertemiz alınlarından öpüyorum.”

Ankara’da kabine kulisleri hareketlenirken Bahçeli’nin Soylu’yu bir kez daha bağrına basarak doğrudan Erdoğan’a mesaj verdiği açık.

Yalnız; Bahçeli’nin her seferinde böyle ‘sakın ha’ mesajları vermesi, AKP-MHP ortaklığındaki Cumhur İttifakı’nı Bahçeli’nin yönettiği değerlendirmelerini öyle çok öne çıkartıyor ki, AKP kulislerindeki “Daha ne zamana kadar böyle sürecek” isyanını da büyütmüyor değil.

Bahçeli Soylu’ya hep sahip çıktı

Bu isyanı Erdoğan’ın bastırmayı isteyip istemediği tartışılır. Ama yakın geçmişte Bahçeli’nin Soylu’ya sahip çıkışlarını ve Erdoğan’ın da Bahçeli’nin bu çıkışları karşısında ya suskun kalmayı ya da zorunlu destek açıklaması yapmayı tercih ettiğini hatırladığımızda Erdoğan’ın Soylu’yu kabineden alması olası görünmüyor.

Soylu’nun “defterini düreceği” iddiasını öne çıkartarak YouTube kanalından yayınladığı videolarıyla 2021’in gündemine damga vuran Sedat Peker; Soylu’nun kendisine koruma verdiğini söylemekle yetinmemiş, 12 Nisan 2020’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabul etmediği istifasına ilişkin “Bir gün evvel robot hesaplardan tweet’ler hazırladı” iddiasını da ortaya atmıştı.

Covid-19 paniğinin Türkiye’yi kasıp kavurduğu o tarihlerde sokağa çıkmanın yasaklandığına ilişkin karar, yasak başlamadan iki saat önce duyurulunca vatandaşlar marketlere akın etmiş, yaşanan izdihamdan sorumlu tutulan İçişleri Bakanı Soylu da Erdoğan’dan “af dileyip” görevinden ayrıldığını duyurmuştu.

Ancak Erdoğan da, 15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra göreve getirdiğine dikkat çektiği Soylu’nun başarılı çalışmalarıyla milletin takdirini kazandığını belirterek istifayı kabul etmediğini açıklamıştı. Twitter hesaplarından yapılan bu mesajlaşmaların siyasi kulislerde öne çıkan özeti “Kabineden herkes gider Soylu gitmez” şeklindeydi. Nedenini sorduğunuz siyasetçi, siyaset bilimci, gazeteci herkes “Arkasında Bahçeli var” yanıtı veriyordu.

“Soylu yalnız değildir, mert devlet adamıdır”

Nitekim Soylu’nun kara para ve uyuşturucu trafiğinde etkili bir isim olduğuna ilişkin Peker’in iddiaları yayılınca,  bu iddiaların araştırılmasını isteyen muhalefete de, Soylu’nun kabinede durmaması gerektiğini savunan AKP’lilere de ilk yanıtlar MHP lideri Devlet Bahçeli’den geldi:

“Hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti içişleri bakanının boynuna tasma geçiremeyecek, buna hiçbir alçağın gücü yetmeyecektir.” (Mayıs 2021)

“Soylu’ya itibar suikastini kabul etmiyoruz. Kim demiş sayın Soylu yalnız diye! Gece demeden gündüz demeden bölücü terörle mücadele eden mert bir devlet adamıdır.” (Temmuz 2021)

Bahçeli’nin Soylu’ya arka çıkan bu çıkışlarına Erdoğan’ın da zaman zaman destek açıklaması yaptığı da akıllarda. Bahçeli’nin “Kimse Soylu’nun boynuna tasma geçiremeyecek” sözlerinin ardından Erdoğan’dan gelen “Terör örgütleri gibi suç örgütleriyle mücadelesinde de içişleri bakanımızın yanında olduk, yanındayız ve yanında olacağız” açıklaması, Soylu’ya AKP içinden eleştiri oklarını fırlatanları da susturmuştu.

Kabineden gitse mucize olur

Covid-19 önlemleri ve sokağa çıkma yasağının yarattığı kargaşa yüzünden Nisan 2020’de Soylu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunduğu istifasının kabul edilmeyişinden sonra birçok kabine değişikliği yaşandı. Kimler gitti kabineden, kimler? Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak Erdoğan’dan “affını” isteyip kabineden ayrıldığında tarihler 8 Kasım 2020’yi, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül “affını” isteyip ayrıldığında 29 Ocak 2022’yi gösteriyordu. Abdulhamit Gül’ün Soylu’nun başını çektiği bir ekibin yargıya müdahalelerinden duyduğu rahatsızlığı AKP çevrelerinde açıkça dile getirdiğini bugün siyasetteki herkes biliyor.

Bu hatıralarla Soylu’nun kabineden gidip gitmeyeceğine dair tartışmalara bir kez daha bakınca insanın içinden “Kabineden gitmesi mucize olur” diyesi geliyor.

İşkenceye sıfır toleransı temel ilke edinerek iktidara gelen ve işkenceyle mücadeleden asla ödün vermeyeceğini her fırsatta dile getiren Erdoğan, Furkan Vakfı üyelerine polis müdahalesi hakkında henüz konuşmadı. Konuşursa elbette o da orantısız gücün kabul edilemeyeceğini söyleyecek ama Soylu’ya “Sen ne yapıyorsun” diyemeyecek. Çünkü Bahçeli’nin “asil kişilik” ilan ettiği Soylu’ya çıkıp da ters bir söz söylemesi 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra kurulan Cumhur İttifakı’nda büyük çatlak yaratacak. O çatlağın nasıl bir siyasi deprem yaratabileceğini de Erdoğan herkesten daha iyi biliyor.

Oyları yüzde 29’a inmiş AKP’ye Cumhur İttifakı çatlağı neler yapmaz neler.