Hüseyin Çelik, Voltaire’i ve Hilfu’l Fudul’u hatırlatıyor

Yargıtay’ın Kaftancıoğlu hakkındaki hapis cezasını onaylamasını “yanlış” bulduğunu Twitter hesabından duyuran AKP’li eski bakan Hüseyin Çelik, neden böyle düşündüğünü Serbestiyet’e anlattı: “İnsanları siyasetten yasaklamakla onların önünü kesemiyorsunuz. Yargı hiçbir gücün tetikçiliğini yapmamalı, salt olarak hukukun gereğini yapmalıdır. Karşı tarafın düşünce özgürlüğünü savunmamız için sadece Voltaire’i örnek almamız gerekmiyor, İslam’daki Hilfu’l Fudul, peygamberimiz en büyük örnektir.”

Yargıtay’ın İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkındaki hapis cezalarını onaylaması sadece muhalefet cephesinde değil AKP’de de tartışma konusu. Eski bakan ve AKP üst kurul delegesi Hüseyin Çelik, karara tepkisini Twitter hesabından “Sayın Kaftancıoğlu’nun siyasi çizgisinin hep karşısında oldum ancak son karar yanlış olmuştur” sözleriyle dile getirdi.

Çelik, bu tepkisinin nedenini Serbestiyet’e anlatırken, “Ben bir tarafa muhalefet etmiyorum ya da bir tarafın yanında durmuyorum. Ülkem adına kaygımı dile getiriyorum. Yargı hiçbir gücün tetikçiliğini yapmamalı, salt olarak hukukun gereğini yapmalıdır” diye konuştu.

“Haksızlığa karşı çıkan parti, başka partiye yapılan hukuksuzluğu tasvip etmez”

Kaftancıoğlu kararını neden yanlış buldunuz?

Türkiye’de sivil iradeye, siyasete karşı ya asker ya da yargı, medya, üniversiteler kullanılmıştır. Türkiye biliyorsunuz kapatılmış partiler mezarlığıdır. 1960’ta darbeyi askerler, tetikçiliğini de yargı yaptı. Yassıada’daki hukuk mahkemelerinin sergilediği çirkinlikler tarih sayfalarında mevcut. Sonrasında; Türkiye’deki siyaset kurumunu elinde bulunduran anlayış askeri, yargıyı, medyayı ve üniversiteyi sivil iradeye karşı kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a belediye başkanlığı döneminde açılan davalar, AKP kurulurken yapılanlar hatırlansın.

Bir parti bugün haksızlıklara, hukuksuzluklara karşı çıkıyorsa bugün bir başka siyasi gruba, partiye karşı yapılan hukuksuzluğu da tasvip etmemesi gerekir.

Türkiye’de en büyük zaafımız şudur: Bize bir haksızlık yapılınca sesimiz çıkıyor, karşı tarafa yapılınca çıkmıyor. Halbuki demokratik erdem; tıpatıp bizim gibi olanlar, bizim gibi düşünenler, bizim gibi inananlar, hayatını bizim gibi tanzim edenler haksızlığa uğradığı zaman onları savunmayı değil, bizim gibi düşünmeyenler, bizim gibi inanmayanlar haksızlığa uğradığı zaman onları da savunmayı gerektirir. Ama Türkiye’de maalesef böyle değil.

Geçmişte Erdoğan’a haksızlıklar, hukuksuzluklar yapıldığında Kemalistler, solcular, CHP’liler buna ses çıkarmadılar. Yapılanları tasdik ettiler, yapılanlara oh çektiler.

“Dünyanın her yerinde tutuklama, hapis değil de para cezası var”

AK Parti’nin hatası nedir?

Bugün AK Parti camiasının ve iktidar gücünü elinde bulunduranların geçmişte yapılan hataları yapmaması lazım. Haksız, hukuksuz bir karar çıktığı zaman buna ilk tepkiyi iktidarın göstermesi gerekiyor. Ama bu Canan Kaftancıoğlu ya da başkalarının Erdoğan’a hakaret özgürlüğü olabileceği anlamına da gelmiyor. Dünyanın her yerinde hakaret soruşturmalarında, davalarında maddi cezalar, para cezaları uygulanıyor. Siyasi partiler bu tavrı göstermedikten sonra vatandaşlara hoşgörüden söz edemeyiz.

Parti sözcüsü olduğum dönemde de söyledim. Türkiye’de; Türkler Kürtleri, Kürtler Türkleri, Sünniler Alevileri, Aleviler Sünnileri veya sağcılar solcuları, solcular sağcılar haksızlık ve hukuksuzluk karşısında karşılıklı olarak savunmadığı sürece biz medeni bir toplum olamayız.

“İnsanları siyaseten yasaklamak ters tepiyor”

Canan Kaftancıoğlu’nun siyaseten yasaklamak AK Parti’nin ne işine yarayacak?

İnsanları siyasetten yasaklamakla onların önünü kesemiyorsunuz. Ters tepiyor. Şartlar değişir, zaman değişir, taşlar yerine oturur. Demirel’i yasakladılar, başbakan cumhurbaşkanı olarak geri döndü. Ecevit’i yasakladılar, başbakan oldu. Erbakan’ı yasakladılar, başbakan oldu. Erdoğan’a belediye başkanlığını çok gördüler, başbakan oldu, cumhurbaşkanı oldu. Siyasi partileri kapattılar, HDP kuruldu. Başka partiler kuruldu. Onların içinden gelen kadrolar Türkiye’yi yönetiyor. Geçmişte olup bitenlerden ibret almak için tarih okumalıyız, hikâye olsun diye değil.

“İslamda Hilfu’l Fudul var. Fazilet yemini”

AK Parti tarihten ders çıkaramadı mı?

Bizim; karşı tarafın düşünce özgürlüğünü, hakkını savunmamız için sadece Voltaire’i örnek almamız gerekmiyor. Bizim peygamberimiz en büyük örnektir. İslam’daki Hilfu’l Fudul bunun en güzel örneğidir. Hilfu’l Fudul bir fazilet yeminidir. İslam daha ortada yokken, peygamberimiz henüz gelmemişken Mekke’nin ileri gelenleri etnik kökeni, inancı, kabilesi her ne olursa olsun bir başkasının haksızlığına, hukuksuzluğuna karşı bir arada olma gücünü, iradesini göstermişlerdir. Hakkın iadesi için çalışmışlardır. Peygamber gelince de, ona bu yemini sürdürüp sürdürmeyeceği sorulmuş, o da bu fazilet yeminin içinde bulunmaktan onur duyduğunu, yemini sürdürmeye kararlı olduğunu söylemiştir.

Düşüncelerinizi tweet’le paylaşarak kime mesaj verdiniz?

Yargı hiçbir gücün tetikçiliğini yapmamalı, salt olarak hukukun gereğini yapmalıdır.

Ben AK partiliyim. AK Parti üst kurul delegesiyim. Ben bunu AKP parti yaptı diye söylemiyorum. Ben sözümü ortaya söylerim. Kim ne ders çıkartırsa, çıkarabilir.

Ben bir tarafa muhalefet etmek ya da bir tarafın yanında olmak için konuşmuyorum. Bu ülkede uzun yıllar siyaset yapmış, profesör unvanı olan bir ilim adamı olarak, ülkem adına duyduğum kaygıyı dile getiriyorum. Ülkem adına daha iyi güzeli istiyorum ve ülkem adına olan kaygılarımı dile getiriyorum.