“Kafanı kesmediğimize şükret”

Kabil'de kadınların protestosunu takip ettikten sonra Taliban tarafından gözaltına alınan iki Afgan gazeteci Zeki Daryabi ve Nimetullah Nakdi’nin nezarette darp edildiği görüntüler dünyanın gündeminde. “Kafir İngiliz’in ABD’nin çocuğu” hakaretleri ve “Kafanı kesmediğimize şükret” tehditleri eşliğinde çeşitli materyallerle dövülen gazetecilerden Kerimi: “Ölümün yüzünü gördüm, ailemi düşündüm.”

Afgan gazeteciler, Taliban tarafından saatlerce kablo ve borularla vahşice dövüldüklerini ve “İngilizin çocukları” diye aşağılandıklarını anlattı.

Taliban’ın değişim ve kapsayıcılık vaatleri henüz birinci ayını doldurmamışken, geçtiğimiz Çarşamba günü ülkenin başkentindeki kadın protestolarını takip eden çok sayıda Afgan gazetecinin darp edildiği haberleri ajanslara düştü.

Kabil gazetesi Etilaat Roz’un Genel Yayın Yönetmeni Kazım Kerimi, on Taliban üyesinin kendisini “ellerinde ne varsa, yumruk, tekme, kablo, boru ile” dövdüğünü söyledi:

“Ölümün yüzüne bakıyordum. Ailemi düşündüm çünkü öldürüleceğim sandım.”

Kerimi, muhabiri ve kameramanının serbest bırakılmasını sağlamaya çalışırken Taliban tarafından alıkonulmuştu.

Etilaat Roz gazetesinin kurucusu ve yazı işleri müdürü Zeki Daryabi, birinin sırtında ve bacaklarında, diğerinin omuzunda ve kolunda kırbaç izleri bulunan iki erkek gazetecinin görüntülerini paylaşmış ve fotoğraf/videolar sosyal medyada dolaşmıştı.

Resimlerde her iki gazetecinin de yüzlerinde yaralar ve kesikler görülüyor.

Nimetullah Nakdi ve meslektaşı Zeki Deryabi, Çarşamba günkü protestoları haber yapmaya çalıştıkları için tutuklanan 14 gazeteci arasındaydı.

Kerimi, kısa bir süre sonra serbest bırakılan meslektaşları Nakdi ve Deryabi’nin “ölümcül işkence gördüğünü” söyledi: “İşkence sırasında en az dört kez bilinçlerini kaybettiler.”

Deryabi, olaydan bir gün sonra, 9 Eylül Perşembe günü Reuters’e verdiği demeçte, “Beş meslektaşımız 4 saatten fazla bir süre gözaltı merkezinde tutuldu ve bu dört saat boyunca iki meslektaşımız vahşice dövüldü ve işkence gördü” dedi.

Nimetullah Nakdi

“Kafanı kesmediğimize şükret”

“Kadın protestolarının organizatörü olarak suçlanan” Nakdi ise yaşadıklarını Guardian’a anlattı:

“Bana ‘görüntü alamazsın’ dediler. Çekim yapanları tutukladılar ve telefonlarını aldılar.”

“Taliban askerleri bana hakaret etmeye, beni tekmelemeye başladı. Neden dövüldüğümü sordum, ‘Kafanı kesmediğimize şükret’ dediler”

“Zaman mefhumunu kaybettim, ağladım”

Tutuklananlardan diğer gazeteciler de, Taliban militanlarının dayak atarken onlara nasıl hakaretler yağdırdığını anlattı. İsmini vermek istemeyen 18 yaşındaki bir gazeteci, “Kafir, İngiliz’in ABD’nin çocuğu” hakaretleri işittiğini söyledi:

“Kırbaçlama çok uzun bir süre devam etti, bu yüzden zaman mefhumunu kaybettim. Çekim yapan diğer arkadaşlarıma yaraları göstermemi söylediler. Odadan ağlayarak çıktım. Herkes bana bakıyordu ve umutsuz görünüyorlardı.”

Kabloların kamçı olarak kullanılması, 1990’larda Taliban’ın sıklıkla başvurduğu tekniklerden biriydi.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen, ancak 7 Eylül Salı günü açıklanan yeni hükümette bakanlık görevine atanan bir Taliban üyesi Reuters’a konuştu ve gazetecilere yönelik her türlü saldırı iddiasının soruşturulacağını söyledi.