Korkunç bir iddia: Jandarma komutanı onlarca göçmeni Meriç nehrine attı, ölenler var

Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği (Özgür-Der), adlarının kendisinde mahfuz olduğunu söylediği kişilerin tanıklığına dayanarak tüyler ürpertici bir iddia öne sürdü: 24 Ağustos Salı günü Yunanistan tarafından geri gönderilen yaklaşık 55-60 kişilik Suriyeli ve Afgan göçmen grubu bir jandarma komutanı tarafından Meriç Nehrine atıldı. Yüzme bilenler Yunan tarafına geçti, bilmeyenler kayboldu.

Özgür-Der Başkanı Rıdvan Kaya’nın olayı ayrıntılarıyla anlattığı ve İçişleri Bakanlığı’nı göreve çağırdığı “Göçmenlerin Meriç Nehrine Atıldığı İddiaları Acilen Soruşturulmalıdır” başlıklı açıklaması şöyle:

Türkiye’ye sığınmış göçmenlere ilişkin olarak ırkçı çevrelerin yoğun hedef gösterme ve karalama kampanyaları doludizgin sürerken, kimi görevlilerin insanlık dışı tutumlara yöneldiklerine dair haberler de eksik olmuyor. 24 Ağustos günü öğlen saatlerinde Türkiye ile Yunanistan arasındaki sınır bölgesinde gerçekleştiği iddia edilen olaylar da giderek yaygınlaşan kötülük atmosferinin bir yansıması olarak görülmeyi hak ediyor. Bu bağlamda bir grup Suriyeli ve Afgan göçmenin maruz kaldığı söylenen muameleler hassasiyetle üzerinde durulmayı gerektiren son derece vahim iddialar olma özelliği taşıyor.

Suriyeli bazı şahitlerin anlatımına göre 23 Ağustos gecesi yaklaşık 150 kişilik bir grup Avrupa’ya gitmek üzere Türkiye sınırından Yunanistan’a kaçak yolla geçiyorlar. Yunan devriyelerince yakalanan gruptan sadece nefes almakta zorlanan bir kişi hastaneye götürülürken diğer herkesin üzerlerindeki çantalar, paralar ve diğer eşyaları alınıyor. Ve bu grup sabah 11’de Türkiye’ye geri gönderiliyor.

Türkiye’ye geçen grup burada jandarmalarca karşılanıyor. İhtiyaçları karşılanıyor, kendileriyle sohbet ediliyor. Fakat bir müddet sonra rütbesini bilemedikleri sadece saçının dökük olduğunu ifade ettikleri bir komutan nöbeti devraldıktan itibaren muamele sertleşiyor. Komutan gruptaki kadın ve çocuklardan bölgeden ayrılmalarını istiyor. Kalan erkekleri ve yaşı 13’ten büyük erkek çocukları ise 5’erli gruplara bölmek suretiyle hepsinin Meriç Nehrinin kenarına götürülmesini emrediyor. Burada herkesten nehre atlayıp Yunan tarafına geri gitmelerini istiyor. Nehre atlamayı kabul etmeyenlerin ise üzerlerine ateş açılacağı tehdidinde bulunuyor. Hatta aynı şahıs emrindeki jandarma erlerinin kendisine bu insanların boğulabilecekleri uyarılarında bulunmaları üzerine daha da sertleşerek onları da emre itaatsizlikten sorumlu tutmakla tehdit ediyor. Olayı bizzat yaşayan kişilerin anlatımına göre tüm bu hadiseler 24 Ağustos Salı günü yaklaşık olarak saat 13.00-14.00 saatleri arasında yaşanıyor.

Mecbur kalıp nehre atlayan göçmenlerin büyük çoğunluğunun Yunan tarafına geçmeyi başarmasına rağmen kimisi ise nehirde kayboluyor. Konuyu bize aktaran Suriyeli görgü tanığı bu gruptaki kişilerden 1 Afgan ve 2 Suriyeli göçmenin boğulduğuna kendisinin bizzat şahit olduğunu ifade etmektedir.

Bilahare tekrar Yunan devriyelerince yakalanan gruptan 50-60 kişi bu kez üzerlerinde sadece iç çamaşırları bırakılmak suretiyle Türkiye sınırına geri yollanıyorlar. Bu şekilde bir kez daha Türkiye’ye dönen göçmenler aynı durumu tekrar yaşamamak için gece oluncaya kadar sınırda bekleyip, 24 Ağustos Salı gününü 25 Ağustos Çarşamba gününe bağlayan saatlerde sessizce Türkiye’ye geçiyorlar.

Tüm bu olayları yaşayan kişilerden bazılarının isim ve adresleri mevcuttur. Anlattıkları kadarıyla yüzme bilmeyen kaç kişinin Meriç Nehrinde boğulduğunu tahmin etmek ise ne yazık ki mümkün değil. İstanbul’da bulunan Suriyeli bu şahitler yaşanan hadisenin şokunu hala atlatabilmiş değiller.

Türkiye her fırsatta Yunanistan’ın göçmenlere yönelik zalimane eylemlerini dünya gündemine taşıyor. İnsani değerlerin bu ölçüde çiğnenememesi gerektiğini hatırlatıyor. Eğer iddialar doğruysa ortada korkunç bir çelişki var demektir. Elbette bir kişinin canavarca hislerle yaptıkları tüm ülkeyi bağlamaz ama iddiaları araştırmak ve eğer doğruysa sorumluları cezalandırmak hukuk devleti olmanın asgari şartı olarak görülmelidir. Bu hassasiyetle İçişleri Bakanlığının bu iddiaları acilen soruşturması talebimizdir.

Önceki İçerikCezayir müzisyeni linç edenleri buldu: Fas ve İsrail destekli bölücü teröristler
Sonraki İçerikAK Parti ile CHP arasındaki oy oranı farkı en düşük seviyede