Mehmet Eymür’den 90’lar karşılaştırması: “Yine aynı isimler, aynı şeyler…”

Mehmet Eymür’den son günlerin popüler tartışması “90’lar mı daha kötüydü, bugünler mi?” sorusuna manidar cevap: “1990'larda bu kadar kepazelik yoktu. Bu derece yoktu. Bakıyorum, yine aynı isimlerden, aynı şeylerden bahsediliyor…” Eymür, Ağar ve arkadaşlarının marina fotoğrafını aleniliğine hayret ettiğini söylüyor ve uyarıyor: “Bu gidişin sonu siyasi cinayetlerdir.”

Eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür bugün (18 Mayıs) Sözcü gazetesinden İsmail Saymaz’a konuştu. Sedat Peker’in videolarının ardından kamuoyunda oluşan tepkileri yorumlayan Mehmet Eymür, “1990’larda bu kadar kepazelik yoktu. Bu derece yoktu. Her zaman vardı. Bakıyorum, yine aynı isimlerden, aynı şeylerden bahsediliyor.”

Eymür’ün “yine aynı isimler, aynı şeyler…” ifadesi üzerine İsmail Saymaz, kendisine “Ağar ve arkadaşlarının marina fotoğrafını kastediyorsunuz” deyince Eymür, “E tabii. Bu kadar aleni olması da hayret verici” şeklinde konuşuyor.

Ünlü fotoğraf

Bu diyalogda söz konusu edilen Bodrum Yalıkavak Marina’da çekilen, 16 Ekim 2020’de sosyal medyada yayımlanan fotoğrafta yer alan isimler ise şöyle: Mehmet Ağar, eski korgeneral ve eski MHP Milletvekili Engin Alan, emekli albay Korkut Eken ve Alaattin Çakıcı. Fotoğrafın çekildiği yer ise Sedat Peker’in videolarında sık sık adı geçen, önceki sahibinin Mübariz Mansimov olduğu bilinen Bodrum Yalıkavak Marina.

Eymür’ün de dediği gibi fotoğraf karesindeki dört isimden üçü; Mehmet Ağar, Korkut Eken ve Alaattin Çakıcı 1990’lardaki Susurluk sürecinden adını sıkça duyduğumuz isimlerden. Eski korgeneral ve eski MHP milletvekili Engin Alan ise 2010’da Balyoz davasından tutuklanıp cezaevine konulduktan sonra 2011’de MHP milletvekili olarak Meclis’e girmişti. Alan’ın askeri kariyerinde Özel Kuvvetler Komutanlığı da var.

Fotoğraf karesine giremeyen Sedat Peker

Eymür’ün, “Aynı isimler, aynı şeyler…” diye sözünü ettiği bir başka isim de ‘marina fotoğrafı’na girememiş olsa da söz konusu marinayla ilgili neler olup bittiğini kamuoyunun gündemine getiren Sedat Peker. Peker, video serisinin beşincisinde 1990’lı yıllarda dönemin başbakanı Tansu Çiller’in eşi Özer Çiller’le olan samimiyetine dikkat çekerken Çiller’in kendisine “Benim oğlum senden sadece bir yaş küçük ama o Etiler’de kız peşinde koşarken sen benimle burada memleket meseleleri konuşuyorsun” dediğini iftiharla aktarıyor. Peker’in bu ifadesi bile 20’li yaşlarında olmasına rağmen 1990’lardan bu yana değişmeyen isimlerden biri olduğunu göstermeye yetiyor.

Susurluk sürecinin en önemli ve en çok tartışılan resmî belgelerinden biri kabul edilen ve kamuoyunda ‘Birinci MİT Raporu’ olarak bilinen metnin yazarı olan Eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür’ün İsmail Saymaz’ın sorularına verdiği cevaplar şöyle:

Peker’in videoları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Tabii, Sedat Peker de çok pirüpak değil. Kendisine yanlış yollarda olduğunu söyledim. Pek aldırmadı. Anlattıkları önemli şeyler. Kendisi sıkıntıya düşmeden anlatsaydı makbule geçerdi tabii.

Ağar ile ilgili iddiaları nasıl yorumluyorsunuz?

Zamanında Ağar ile ilgili şeyleri yazdık. Birtakım kimseler “İki Mehmet’in kavgası” dediler. En rahatsız olduğum laftı. Olayı küçülten bir deyim. Ağar ile ilgili her yazdığım şey onu daha yükseltti. Nasıl olduysa… Birileri “Abi bizi de yaz, yükselelim” diyordu.

Bugünkü durumunu nasıl yorumluyorsunuz?

Cinayetlerden bahsediliyor. Çok üzücü, devletin bu hale düşmesi.

Birinci MİT Raporu sizin elinizden çıkmıştı.

Benim elimden çıktı, evet.

Susurluk’ta da ithamlarda bulunmuştunuz.

Susurluk’u basına ilk haber veren benim.

Bugünle kıyaslarsak?

Bugünkü tablo çok daha vahim. O zaman hiç değilse işleyen bir yapı vardı. Görevimizi yapıyorduk, ciddiyetle yapıyorduk. Destek de alıyorduk.

Şimdi?

Şimdi daha kuralsız tabii. Şimdiye kadar savcılığın harekete geçtiğini duymadım.

Geçmesi gerekir mi?

Kesinlikle. Yer yerinden oynuyor. Bütün millet yazışıyor. Her gün videoları bekliyorlar, daha ne olsun. Son videosunda savcıların ne yapması gerektiğini anlatıyor.

90’lar böyle miydi?

90’larda bu kadar kepazelik yoktu. Bu derece yoktu.

90’larda siyasiler ile çıkar örgütleri aynı fotoğrafa giriyor muydu?

Her zaman vardı. Bakıyorum, yine aynı isimlerden, aynı şeylerden bahsediliyor.

Ağar ve arkadaşlarının marina fotoğrafını kastediyorsunuz.

E tabii. Bu kadar aleni olması da hayret verici.

Siz Ağar için ağır ithamlarda bulunmuştunuz.

Evet, söyledim. Hatta zamanında söylediğim bir lafı yine tekrarlamak istiyorum. Bu gidişin sonu siyasi cinayetlerdir.

Önceki İçerik‘Asıl muhafazakar biziz’ diyebilen Kılıçdaroğlu…
Sonraki İçerikİttihatçılığın eşiğinde