Meksika sınırındaki Türkler

Habertürk yazarı Kemal Öztürk, Meksika sınırından ABD'ye iltica eden Türk vatandaşlarının öykülerini New Jersey’de, Türklerin işlettiği bir kahvede dinledi. İçinde rüşvetin ve ABD polisini ikna edebilmek için anlatılanların da bulunduğu zorlu yolculuk, iki günlük yazı dizisinde yer alacak, izlenimlerin ilk bölümünü Serbestiyet okurlarıyla paylaşıyoruz.

 “Bu işi Ağrılılar keşfetti. Önceleri ABD’ye gemilere gizlenerek falan gelinip kaçak yollarla girilirdi. Sonra nasıl olduysa Meksika sınırından ABD’ye iltica edilebildiği, kaçak girilebildiği öğrenildi. Bundan 3 yıl önce oldu her şey. O tarihten beri sınırdan Türkiye’den gelenler geçiyor. Ben de bu yolla geldim.”

Ağrılı maceracının Amerika’yı keşfi

New Jersey’de, Türklerin işlettiği bir kahvede, Meksika sınırından gelen iki Türk bana macera dolu hikayelerini heyecanla anlattılar geçen hafta.

İkisi de Giresunlu. Zaten kahve sahibi de, oraya gelenler de Giresunlu ve çoğu akraba.

Yurt dışında genelde akrabalar, hemşeriler birbirini bulur, herkes ilk gidenin izini takip eder.

Ancak bu iki Giresunlu daha önce Ağrılı bir maceracının keşfettiği yolu takip ederek gelmişler Amerika’ya.

Ağrılı maceracı Meksika sınırından, tıpkı Latin Amerikalılar gibi koşarak sınırı geçip ABD’ye iltica etmiş.

ABD’ye adım atar atmaz akrabalarını ve arkadaşlarına bu yolu kullanmasını öğretmiş.

Onlar da gelmişler.

Sonra başkaları da gelmek isteyince, bu sefer işi ticarete dökmüşler.

Kaçak yolla gelenlerin “şebeke” dediği organizasyon, insan kaçakçılığı olmasa da, “ABD’ye kaçak giriş koordinasyonu” yapıyor bir anlamda.

Öyle arabalarla, kamyon arkasında, TIR içinde gizlenmiş insanları sınırdan kaçak yolla sokmuyorlar.

Onu Meksika ve Kolombiya şebekeleri yapıyor.

Rekabetin olduğu şebeke piyasası

İstanbul’da, Ağrı’da, Diyarbakır’da Meksika sınırından geçiş için kurulmuş şebekeler var. Meksika sınırına gitmek isteyenler, bunlardan birini telefonla arıyor.

Bu telefon, genellikle daha önce aynı yolla ABD’ye gelmiş bir tanıdıktan bulunuyor.

Sonra şebeke ile pazarlık yapılıyor.

Pazar değişken, rekabet bile var şebekeler arasında.

3 bin dolardan, 9 bin dolara kadar değişiyor fiyatlar.

Bazı şebekeler ücretin üçte birini alıp, geri kalanı ABD’de çalışarak ödeme şeklinde promosyon bile yapıyor.

Diyarbakırlı Ömer, Ağrılı Kürt şebekesini, Giresunlu Hayati, Türk şebekesini, Giresunlu Cengiz ise şebeke kullanmadan kendisi geçmiş sınırı.

Dolayısı ile şebekelerin haricinde kişisel olarak ABD’yi yeniden keşfetmek isteyenler de var!

Türkiye’de başlayan macera 20 gün ile 4 ay arasında değişen sürelerde, adrenalin dolu bir yolculukla ABD’de son buluyor.

Meksika sınırı hikayesi

Ömer, irtibat kurduğu şebeke ile 9 bin dolar (Meksika’daki kimi polislere verilecek rüşvet, Meksikalı şebeke ortaklarına verilecek pay da dahil) fiyata anlaştı.

Şebeke, Ömer’i Whatsapp grubuna dahil ederek, Ağrılı şebeke koordinatörünün yönlendirmelerini takip etmesini istedi.

Önce Meksika vizesi alındı. İnternet üzerinden kolayca alınan bu vize ABD’ye Meksika üzerinden girişin en önemli nedeni.

Vize’den sonra THY ile başkent Mexico City’ye uçak bileti alınıyor. Bugün gidiş dönüş biletin fiyatı yaklaşık 50 bin TL. Meksika polisini ikna etmek için gidiş dönüş almak gerekir diyor şebeke.

Önceleri Mexico City üzerinden gelen Türkler, ABD sınırındaki Juarez şehrine gideceğini söyleyince dikkat çekmişler ve sorgulanmışlar.

Bunun üzerine Meksika’nın en güneyindeki tatil şehri Cancun keşfedilmiş. Tüm diğer Turistler gibi şebeke “kaçak yolcuları” da buraya yönlendirmiş.

THY’nin Cancun’a da uçuşu var.

Meksika’daki kimi polisler de işin içindeymiş

Cancun Havalimanına inen Türkler ilk başta normal pasaport kontrolünden geçer ve ülkeye giriş yapardı.

Sonradan ABD’ye kaçak giren Türkiyeli sayısı artınca, ayrı bir bölüme almaya başladılar.

Bunun da rüşvet alımını kolaylaştırmak için olduğu iddia ediliyor.

Ömer, “Burada pasaportların arasına kişi başı 300 dolar para koyduk ve öylece içeri giriş yaptık” diyor.

Pasaport kontrolünden rüşvetle geçenleri, koridorun öteki tarafında başka bir polis bekliyor.

Şebeke, Meksika’ya gönderdiği kişilerin fotoğraflarını önceden bu polise ilettiğini, herhangi bir zorlukta, göz altına alınma olduğunda bu polisin gelip kurtaracağını söylemiş Ömer’e.

“Dört kişiydik. Havalimanında 12 bin doları Meksika polisine verdik. Havalimanından çıkmadan ABD sınırındaki Juares şehrine uçak bileti aldık.”

Ömer, Juares’de havalimanından çıkınca polise yine 100 dolar rüşvet veriyor. Oradan bir taksiye binip sınıra gidiyor.

İltica için herkes bir hikaye uyduruyor

Sınırda Meksika polisi devriye geziyor ama Ömer’in anlatımına göre adeta ‘şimdi kaçın’ der gibi bir süre oyalandığı zamanlar oluyormuş. Ömer de yanında bulunan Türk, Kürt ve Latin Amerikalı kaçaklar gibi koşarak sınırı geçiyorlar.

ABD’nin EL Paso şehrindeki sınırda, tel örgülerinin hemen arkasında ABD sınır polisi olan Patrol’a teslim oluyorlar.

Buradaki kritik konu Meksika polisine yakalanmamak.

Ömer ve diğerleri ABD polisi tarafından gözaltına alınıyor. İlk sorgulamalarının yapıldığı karakolda 7 gün kalıyorlar. Burada herkes iltica etmek için bir hikaye uyduruyor.

Ömer şöyle anlatıyor:

“Türkiye’den gelirken uçakta 40-50 kişi vardık iltica edecek. Ben Doğulu olduğumdan Kürt meselesi yüzünden iltica edeceğim dedim. İstanbullu bir arkadaş ‘Ben de öyle yapacağım’ dedi. Ama kendisi Türk’tü ve tek kelime Kürtçe bilmiyordu.

Bir kadın arkadaş, ‘Ben Müslüman değilim, dinimi yaşayamıyorum diyeceğim’ dedi.

Bir erkek arkadaş ‘Gay olduğumu, çok baskı gördüğümü söyleyeceğim. Bunlar bu işlere hassas’ dedi. Anlayacağınız herkes bir hikaye uydurdu.”

ABD polisi Latin Amerika’dan gelenlerin çoğunu sınırdan geri gönderdi. Ancak Türkiye’den gelenler kaldı. İlk sorguları yapılmak üzere sınır karakoluna götürüldüler.

Kaynak: Habertürk