Melek İpek davası kararı, şiddet mağduru kadınlar için emsal olacak mı?

Melek İpek davasında, mahkemenin dayandığı “meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez” hükmünün diğer şiddet mağduru kadınlar için emsal olup olmayacağını Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan Melek Önder ve Avukat Abdulhalim Yılmaz’a sorduk.

Melek İpek, Antalya’da 7 Ocak gecesi tartışma sırasında maruz kaldığı ağır şiddet ve işkence sonrası yaşanan arbedede, kendisinden sürekli şiddet gördüğü 12 yıllık eşi Ramazan İpek’in (36) ölümüne neden olmuştu. İpek’in 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak durumu bildirmesi üzerine adrese gelen sağlık ekipleri, elleri kelepçeli buldukları Melek İpek’in yaralarını ambulansta tedavi etmişlerdi. İpek daha sonra Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanmıştı. Cumhuriyet savcısının ‘haksız tahrik’ indirimi uygulanmasını istediği iddianamede, Melek İpek’in 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanması talep edilmişti.

Eşi Ramazan İpek’i (36) av tüfeğiyle öldürdükten sonra 108 gündür Döşemealtı L Tipi Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu kalan 2 çocuk annesi Melek İpek (31), 26 Nisan’da üçüncü kez karşısına çıktığı Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tahliye edildi.

Mahkeme tahliye kararını “meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez” hükmüne uyarak verdi. Özgürlüğüne Kavuşan Melek İpek, Mahkeme heyetine “Çok teşekkür ederim” dedi ve hasret kaldığı kızlarına kavuştu.
Kavuşma Anı

https://cdn.pivol.net/15715/260420212146563307364.mp4

Kararın henüz kesinleşmediğini belirten Melek İpek’in avukatı Ahmet Onaran, “Kararın istinaf yolu açık, o süreçte de Melek İpek’in yapmış olduğu eylemin cezasızlık gerektirdiği, meşru müdafaa sınırlarında veya sınırların aşılması suretiyle cezasızlık gerektirdiği kesinleşinceye kadar ben ve bu sürece destek veren tüm hukukçu arkadaşlarımızla Melek’in yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

Kadın örgütlerinin, hukukçuların ve pek çok kadının izlediği Melek İpek davasında mahkemenin dayandığı “meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez” hükmünü ve istinaf sürecini Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan Melek Önder ve Avukat Abdulhalim Yılmaz’la konuştuk.

“Kadınların işkence gördükleri erkekleri öldürmek durumunda kalmadıkları bir Türkiye…”

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Temsilcisi Melek Önder, “İşkence gördüğü erkeği öldürdüğü gerekçesiyle yargılanan Melek İpek’e herhangi bir ceza verilmemesi önemlidir ve emsaldir. İstanbul Sözleşmesi uygulanmadığı için Melek İpek gibi yüzlerce arkadaşımız şiddet ve işkenceye maruz kalıyor. Kadınlar, bütün koruma ve önleyici tedbirlerin uygulandığı, kendilerini savunmak zorunda kalmadıkları koşullarda yaşarlarsa zaten kendilerini korumak için bu gibi fiilleri uygulamak zorunda kalmazlar. Kadınların özgür ve eşit koşullarda yaşaması şarttır. Biz, kadınların işkence gördükleri erkekleri öldürmek durumunda kalmadıkları bir Türkiye inşa etmek istiyoruz ve bunun için de İstanbul Sözleşmesi’nin uygulatılması gerektiğini söylüyoruz” dedi.

Önder, Melek İpek davasındaki istinaf süreciyle ilgili olarak da şöyle konuştu:

“Kararın kesinleşmesi için istinaf yoluna başvurabilirsiniz, ancak mahkemenin verdiği kararın istinaf sürecinde bozulacağını düşünmüyoruz. Şiddete uğrayan bütün kadınlar için emsal karar olmalıdır. Ama tabii ki kadınların bu fiilleri işlememesi için gerekli adımların atılması ve kadınların korunması, şiddetten uzak bir yaşam sürmelerinin sağlanması şarttır.”

Önder, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun da kadın cinayetlerinde ayrımcı indirimler uygulanması halinde istinaf yoluna başvurduğunu belirtti.

Aylin Işık, Çilem Doğan gibi benzer davaları hatırlatan Melek Önder, “Meşru müdafaa hakkını kullanan kadın arkadaşlarımız var. Maalesef ülkemizde hâlâ kadına yönelik şiddet devam ediyor. Ama biz kadınlar evlerde, adliyelerde, sokaklarda, meydanlarda; yasaklamaya çalıştıklarında ise balkonlarımızda mücadele etmeye devam ediyoruz” dedi.

“Karar, aynı zamanda kadınların kendilerini korumalarının yolunu da açacaktır.”

Avukat Halim Yılmaz ise İstanbul Sözleşmesi’nin 1 Temmuz’a kadar hâlen yürürlükte ve uygulanması gereken uluslararası bir sözleşme olduğunu hatırlatarak şöyle konuştu:

“Kendi canını, hayatını savunmak maksadıyla şiddet uygulayana saldırmanın hukuk içerisinde ‘meşru savunma’ olarak yeri ve bunun da yasada temeli var. Melek İpek gibi ağır şiddet ve işkence mağduru kadınların, kendilerini korumak için bir mahkeme kararının olması diğer davalarda emsal olarak görülebilir. Pervasızca ve hesapsızca işlenen kadın cinayetlerinin yaşandığı bir dönemde kadına karşı şiddete karşı alınan bu kararın aynı zamanda kadınların kendilerini korumalarının yolunu da açacaktır.”

Mevcut yasalarda ‘meşru savunma’ sınırlarının dar olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Şunu da hatırlatmak isterim; meşru savunma durumları için ‘zaman/oran’ gibi kavramlar kullanılır. Özellikle böyle bir durumda mağdur kişi, şiddet gördükten meselâ üç ay sonra faile/şahsa zarar verip yetkili mercilere başvurursa ‘meşru savunma’ zemininde kalmaz. Eylemin kendini, hayatını, bedenini ve özgürlüklerini koruyacak şekilde ve doğru orantılı/doğru zamanda olması gerekir, aksi halde meşru savunma olarak kabul edilmez. Çünkü şiddete uğrayan kişinin normalde ve öncelikle zaman geçirmeden savcılığa ya da polise müracaat ederek şahsa karşı şikâyet ve tedbir aldırma yoluna gitmesi gerekiyor” dedi.

Benzer Davalar

Nevin Yıldırım
Isparta’nın Yalvaç ilçesine bağlı Koruyaka Köyü’nde, 28 Ağustos 2012’de kendisine silah zoruyla tecavüz eden Nurettin Gider’i öldüren Nevin Yıldırım, olaydan sonra doğum yaptı. Bebeğin babasının Nurettin Gider olduğunu kanıtladı. Yıldırım hakkında ‘tasarlayarak canavarca hisle kasten öldürmek’ suçlamasıyla ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istendi. Avukatlarının itirazıyla ilk iddianamedeki ‘canavarca hisle’ ibaresi çıkarılsa da karar duruşmasında ‘tasarlayarak kasten öldürmekten’ ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Nevin Yıldırım, hâlâ Isparta E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor.

Aylin Işık
İstanbul Gazi Mahallesi’nde 17 Aralık 2017’de kendisine sistematik şiddet uygulayan ve olay günü kendisini öldürmekle, kardeşine ve annesine tecavüz etmekle tehdit eden eşi Cihangir Işık’ı öldürdü. Hakkında ‘kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Yüzlerce kadın, duruşma günü adliye önünde buluşurken, farklı kentlerde de Işık’a destek eylemleri gerçekleştirildi. 
14 Mayıs 2019’da görülen karar duruşmasında Mahkeme, Işık’a ‘eşe karşı kasten öldürme’ suçundan önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Işık’ın ifadelerindeki şiddet ve tehditleri ‘tahrik’ sayan heyet, cezayı önce 18 yıla indirdi, daha sonra ise ‘sanığın geleceği üzerindeki olası etkilerini’ dikkate alarak 15 yıla indirdi.

Gülşen Bilgi
Fiziksel ve psikolojik şiddet gördüğü için boşanmak isteyen Gülşen Bilgi, 18 Temmuz 2020’de eşi Vedat Bilgi tarafından işyerinde saldırıya uğradı. Kendini savunan Gülşen Bilgi, Vedat Bilgi’yi öldürdü. Savcı, tutuklanan Gülşen Bilgi için ‘kasten öldürme’ gerekçesi ile yargılama talep etti. Hâlâ tutuklu olan Bilgi, 30 yıl hapis cezasıyla yargılanıyor.

Yasemin Çakal
Eşinin uyguladığı şiddet nedeniyle defalarca polise şikâyette bulunan Yasemin Çakal, ailesinden yardım istemiş ve eşinin kendisini ölümle tehdit ettiğini belirtip bir süre sığınma evinde kalmıştı. 10 Temmuz 2014’te kendisine şiddet uygulayan eşi Özkan Kaymaklı’yı öldürdü ve tutuklandı. Çakal, 18 yıldan 24 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın 15’inci duruşmasında ‘korku ve heyecan altında işlediği suça ceza verilmesine yer olmadığı’ gerekçesiyle 4 Temmuz 2017’de tahliye edildi. Çakal, tahliyesinin ardından hem kendi ailesi hem de Özkan Kaymaklı’nın ailesi tarafından tehdit edilerek saldırıya uğradığı için yurtdışına çıkmak zorunda kaldı.

Çilem Doğan
Adana’da yaşayan Çilem Doğan, kendisini fuhuşa zorlayan ve şiddet uygulayan eşi Hasan Karabulut’u 8 Temmuz 2015’te öldürdü. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanan Doğan, Mahkeme heyeti başkanının şerh koymasına rağmen ‘tahrik ve iyi hal indirimi’ ile 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kadın örgütleri Doğan’ın serbest bırakılması talebiyle eylemler düzenledi. Avukatının adli kontrol tedbiriyle tahliye talebinde bulunduğu Doğan, 50 bin TL kefaretle tahliye edildi.

Name Öztürk
Sistematik şiddet gördüğü 8 yıllık eşi Kazım Aydemir’den Temmuz 2016’da boşandı. Aydemir, çocuğunu görme bahanesiyle eve gelerek Name Öztürk’e cinsel saldırıda bulundu. Saldırıya uğrayan Öztürk, kendisine silah doğrultan ve ölümle tehdit eden Aydemir’i öldürdü. 3 yıl boyunca tutuklu kalan Öztürk, 15 Mayıs 2019’da tahliye edildi.

Önceki İçerikVİDEO HABER | İkizdere İşkence Vadisi için köylülerin direnişi sürüyor: “Devletten alacaklıyız, devlete borcumuz yoktur”
Sonraki İçerik1 Mayıs 2021 corona virüs tablosu: 373 can kaybı, 28 bin 817 yeni vaka