Anasayfa / Haberler / Panteon’daki ilk tarihçi: Annales okulunu kuran, Gestapo’nun vurduğu Marc Bloch

Panteon’daki ilk tarihçi: Annales okulunu kuran, Gestapo’nun vurduğu Marc Bloch

Modern tarihçiliğin yönünü değiştiren Annales ekolünün kurucusu, iki dünya savaşında da cephede çarpışan ve Gestapo’nun kurşuna dizdiği direnişçi Marc Bloch, Fransa Panteonu’na defnedilen ilk tarihçi oldu.

İki dünya savaşında da askerlik yapan ve 1944’te Gestapo’nun işkenceyle öldürdüğü tarihçi Marc Bloch, Salı günü Panteon’a defnedildi. Beşinci Cumhuriyet tarihinde bu onura layık görülen ilk tarihçi oldu.

Annales ekolü: Tarihi krallardan değil, halktan yola çıkarak okumak

Bloch’u önemli kılan, tarih anlayışını kökten değiştirmesi. O güne dek tarih çoğunlukla “büyük adamların ve savaşların hikâyesi” olarak yazılıyordu. Bloch ise Lucien Febvre ile birlikte kurduğu Annales ekolüyle bambaşka bir yol açtı: Tarihi tek tek kahramanlar üzerinden değil, toplumların uzun vadeli değişimi üzerinden okudu. Sosyolojiyi, coğrafyayı, ekonomiyi ve psikolojiyi tarihe katarak araştırma biçimini yeniden kurdu. Kısacası sıradan insanların yaşamını, toplumsal yapıları ve yavaş işleyen dönüşümleri tarihin merkezine taşıdı; bu yaklaşım 20. yüzyıl tarihçiliğini derinden etkiledi.

Cephede kahraman, sonra direnişçi

Birinci Dünya Savaşı’ndan madalyayla dönen Bloch, 1939’da Nazilere karşı savaşmak için yeniden silah altına alınmayı kendisi istedi. Ama Vichy rejiminin Yahudi karşıtı yasaları yüzünden tüm haklarından mahrum bırakıldı; evine ve kütüphanesine el konuldu. Buna rağmen 1943’te Fransız Direnişi’ne katıldı. 1944’te yakalandı ve “Lyon Kasabı” diye anılan Gestapo şefi Klaus Barbie’nin emriyle işkence gördü. 16 Haziran 1944’te diğer direnişçilerle birlikte kurşuna dizilirken “Yaşasın Fransa!” diye bağırdı.

Ölümünden sonra yayımlanan kitabı “Tuhaf Yenilgi”de Fransa’nın Naziler karşısında nasıl bu kadar hızlı çöktüğünü ve ordunun yönetim hatalarını anlatmıştı.

Aşırı sağ neden Bloch’u sahipleniyor?

Tören, başkanlık seçimine bir yıldan az kala siyasi bir gerilime de sahne oldu. Bloch’un torununun oğlu, kendisi de tarihçi olan Matis Bloch’a göre aşırı sağ son yirmi yıldır onu durmadan sahipleniyor. Oysa bu büyük bir çelişki, çünkü Bloch ömrü boyunca tam da bu akıma, yani milliyetçi, yabancı düşmanı ve Yahudi karşıtı geleneğe karşı durmuştu. Ailesine ve tarihçilere göre, onun fikirlerini hatta bazen tersine çevirerek kendine mal etmek, Nazi işbirlikçisi Fransa’nın kurbanlarına, özellikle de Yahudilere yapılmış bir saygısızlık. Bu yüzden aile aşırı sağ siyasetçilerin törene alınmamasını istedi; RN lideri Marine Le Pen de katılmadı. Yine de partinin bir diğer ismi Jordan Bardella sosyal medyada Bloch’a övgü düzdü — ailenin şikâyet ettiği sahiplenmenin tam da örneği gibi.

Yahudi kimliği neden tartışılıyor?

Asıl tartışma Bloch’un Yahudi olmasından değil, nasıl anılması gerektiğinden çıkıyor. Aile, Macron’a yazdığı mektupta onun “yalnızca Cumhuriyet’e inanan ateist bir Yahudi” olduğunu belirtti ve “belirli bir cemaat tarafından sahiplenilmesine” karşı çıktı. Yani aile, Bloch’un her şeyden önce bir Fransız ve Cumhuriyetçi olarak hatırlanmasını istiyor.

Kimi tarihçiler ise tam tersini soruyor: aşırı sağın sahiplenmesine öfkelenenlerin kaçı Bloch’un Yahudiliğini geçiştirmek yerine gerçekten sahiplendi? Tarihçi Annette Becker’in deyişiyle Bloch, “her şeyden önce Fransız olmak isteyen, ama Yahudi kökenini de hiç reddetmeyen” karmaşık bir insandı. Tartışma da burada düğümleniyor: Bloch’u yalnızca Cumhuriyetçi bir kahraman olarak mı, yoksa Vichy’nin ulustan dışlamaya çalıştığı bir Fransız Yahudisi olarak mı anmalı?

Bloch’un naaşı, ailesinin isteğiyle orta Fransa’daki köy mezarlığında bırakıldı. Panteon şimdi aralarında Bloch’un da olduğu 87 ismi onurlandırıyor.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın