“Pitbullar doğuştan saldırgan değil, onları silah gibi yanında dolaştıranlar saldırganlaştırıyor”

Köpek psikolojisi üzerine çalışmaları olan Prof. Dr. Tamer Dodurka: Pitbulların doğuştan saldırgan olduğunu destekleyecek hiçbir bilimsel bilgi yok. Hatta en iyi aile köpeklerinden biridirler. Dünyada köpek ısırmalarına dair istatistiklerinde de ilk sırada değiller. Ancak öldürmelerde ön sıradalar. Pitbullar, çok güçlü olması nedeniyle saldırı sonucu ölümcül olabilmekteler. Bu köpeği özellikle saldırgan yetiştiren hayvan sahipleri de vardır. Bunlar genellikle köpeği ruhsat gerekmeyen bir silah olarak taşırlar ya da insanları köpek vasıtasıyla ürkütmekten zevk alırlar.

Independent Türkçe’den Ali Kemal Erdem’in haberi şöyle:

İstanbul Rumeli Üniversitesi Rektörü Veteriner İç Hastalıkları ve Psikoloji Uzmanı Prof. Dr. Hazım Tamer Dodurka’nın “Köpek Psikolojisi”, “Köpeklerde Davranış Bozuklukları”, “Köpeklerde Davranış Sorunları” adlı kitapları da bulunuyor.

Dodurka’ya göre pitbulların doğuştan saldırgan olduğunu destekleyecek hiçbir bilimsel bilgi yoktur. Hatta en iyi aile köpeklerinden biridirler. Dünyada köpek ısırmalarına dair istatistiklerinde de ilk sırada değiller. Ancak öldürmelerde ön sıradalar. Pitbullar, çok güçlü olması nedeniyle saldırı sonucu ölümcül olabilmekteler. 

“Agresyonu törpüleyecek ya da körükleyecek olan hayvan sahibidir”

Her köpek için saldırganlığın doğal ve gerekli bir davranış, ancak bunu törpüleyecek ya da körükleyecek olanın hayvan sahibi olduğunu ifade eden Dodurka, “Sahipleri bilerek ya da bilmeyerek bu hayvanı hatalı olarak eğitirse zaten çok güçlü olan bu köpekler tehlikeli olabilirler. Her köpekte olduğu gibi sahibi köpeği, sosyalleştirmez, saldırgan davranışları onaylar ve ödüllendirir ya da bizzat köpeğe şiddet uygularsa agresyon (saldırganlık) doğal bir davranış olmaktan çıkıp bir davranış bozukluğu haline gelir” dedi.

“Bu köpeği özellikle saldırgan yetiştiren hayvan sahipleri de vardır” diyen Prof. Dr. Dodurka, “Bunlar genellikle köpeği ruhsat gerekmeyen bir silah olarak taşırlar ya da insanları köpek vasıtasıyla ürkütmekten zevk alırlar. Medyatik bir köpekle dolaşarak aşağılık duygularından kurtulmaya çalışırlar. Diğer bir nokta da hep pitbulu ya da sahibini suçluyoruz ama saldırıya uğrayan kişinin yaptığı hatalar var mı onu da değerlendirmek lazım. Medya bu tür haberleri yaparken köpeğin neden bu saldırıyı yapmış olduğunu incelerse olayların çoğunda köpeğin durup dururken değil, karşıdakinin yaptığı hareketlerden tahrik olup yaptığı anlaşılacaktır” diye konuştu. 

“Amerika’da yılda 4 milyon civarı köpek saldırısı yaşanıyor”

“Köpekler neden çoğunlukla çocuklara saldırıyor?” sorusuna Dodurka’nın verdiği cevap şu oldu:

Köpekler iki nedenle çocuklara daha çok saldırabilir. Birincisi çocuklarla olumsuz deneyimleri olmuş olabilir. Nitekim çocukların köpeklere yaklaşımı çok hatalı olup onların canlarını yakacak davranışlarda bulunabilmektedir. İkincisi çocukların hareketleri, çıkardıkları sesler köpeklerde saldırıyı uyarıcı nitelikte olabilir. Hele ki gereksiz yere köpeğin önünden çığlık atarak kaçıyorsa bu birçok köpekte avlanma dürtülerini ve saldırganlığı uyarabilir.

“Sokak köpeklerinden kaynaklanan saldırılar yarı kırsal denebilecek mahallelerde yaşanıyor. Doğaya yakın oldukları yerlerde insanın az olduğu yerlerde daha mı saldırgan oluyorlar?” sorumuza Dodurka, “Köpek saldırılarıyla ilgili bir istatistiğe rastlamadım. Köpek saldırılarının nerede sık olacağı köpekten ziyade o mahallenin yapısıyla ilgilidir. Psikolojik bir bozukluğu yoksa (ki bunu bozan yine insanlardır) köpek durup dururken insana saldırmaz. Genellikle saldırıyı başlatan insanın bilerek ya da bilmeyerek yaptığı kışkırtıcı hareketlerdir. Amerika’da yılda 4 milyon civarında saldırı yaşanmakta bu nedenle köpek ısırıklarından korunma haftaları düzenlenerek insanlar bilinçlendirilmeye çalışılır. Bizim ülkemizde de buna acil ihtiyaç vardır. Kırsal mahallelerde bu bilinç daha zayıftır ve çocukların köpekleri kışkırtma durumlarına daha sık rastlanır” diye konuşarak cevap verdi.  

Köpekler neden saldırır?

Dodurka’ya göre, saldırgan köpeği önceden anlamanın en önemli yolu köpeklerin beden dilini biraz olsun bilip insanlardan kaynaklanan kışkırtıcı sinyallerin önünü kesmek gerekiyor. Bunun içinde önce neden saldırdıklarını bilmek gerekiyor. 

“Köpek saldırısı riski varsa veya saldırdıysa ne yapmalıyız?” sorusuna Dodurka, şu cevabı verdi ve önerilerde bulundu:

Mümkünse korktuğunuzu belli etmeyin ve kendi kendinize korkmadığınızı telkin edin, sizi koklamak isterse izin verin.

Ani hareketlerden kaçının. Köpek beden dilini kullanın.

Onu hiç umursamıyor gibi, ona bakmadan ancak tam sırtınızı dönmeden sakin ve emin adımlarla uzaklaşın.

Çığlık atmamaya çalışın, çünkü çığlık onu iyice heyecanlandırır.

Durup dururken kaçmayın. Ağaç gibi hareketsiz kalın.

Ceket, palto vb. giyiyorsanız çıkarın ve aranıza alın.

Bisikletle giderken sizi kovalarsa, hemen durup inin ve bisikleti hayvanla aranıza alın, yavaşça gerileyin.

Eğer saldırıya uğradıysanız ve kurtulma imkanınız yoksa, yavaşça yere yatın ve top gibi kapanın; kafanızı ve boğazınızı el ve kollarınızla koruyun, hızlı değil yavaşça ölü taklidi yapın. 

“Madde bağımlısı, suça eğilimi insanlarca da sahiplenilip bilerek saldırganlaştırılabiliyorlar”

Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu (HAYKONFED) Başkan Yardımcısı Haydar Özkan ise köpeklerin genelinde saldırganlık adına bir sıkıntısını olmadığını öne sürdü.

“Sadece pitbull olarak adlandırılan türlerin küçük bir bölümünde sahiplerinden kaynaklanan bir sorun olabiliyor” diyen Özkan, “Bazı madde bağımlısı ve suça eğilimli, kötü niyetli insanlar bu hayvanları yanlarında gezdirip kendilerini insanlardan korunmak için sahipleniyor ve onları bilerek saldırganlaştırıyor. Burada sorun köpeklerde değil onlara kötü davranarak saldırganlaştırmaya çalışanlarda. Bu köpeklerin böyle insanlardan alınarak iyi niyetli insanlarca sahiplenilmeleri sağlanmalı” ifadelerini kullandı. 

“Belediyeler kısırlaştırmak yerine toplayıp kent dışına bırakıyor”

Özkan, sokak köpeklerinden kaynaklanan saldırıların daha çok kırsal alanlara yakın mahallelerde sıklıkla görüldüğü savundu.

Özkan’a göre belediyelerce ve sahiplerince kent dışı alanlara bırakılan hayvanlar yine en yakın yerleşim yerlerine gruplar halinde dönüyor.

Sokaklardaki başıboş köpek sorununun artmasının belediyelerden kaynaklandığını öne süren Özkan, şunları kaydetti:

Belediyeler düzenli kısırlaştırma yapıp sokaktaki hayvan sayısını kontrol altında tutsa, beslenmeleri sağlasa bu tür sorunlar da olmaz. Ancak bunu yapmak yerine toplayıp kent dışına bırakıyorlar. Burada kontrolsüz üreyen hayvanlar aç kaldıkları için mecburen kent içine dönüyor. Belediyeler üzerine düşeni yapmalı. Daha birçoğunda veteriner hekim bile yok. Bir kısırlaştırma seferberliği başlatılmalı. Kontrolsüz üreme engellenirse sokaktaki başıboş hayvan sayısı da azalır.


“Sahipli köpeğin saldırılarından hukuken sahibi sorumludur”

Kedi, köpek fark etmez hangi cins hayvan olursa olsun bakımından ve hayvanın çevreye verdiği zarardan dolayı hukuki olarak sahibi sorumlu olarak görülüyor.

Ayrıca hayvanın başkasının vücut bütünlüğüne, bir eşyasına zarar vermesi durumunda Türk Ceza Kanunu’na (TCK) göre de yine sorumluluk sahibine ait. Şikayet halinde o kişi hakkında iddianame düzenlenerek asliye ceza mahkemesinde yargılanır.

“Sokak köpeğinin saldırısı durumunda belediyeye hizmet kusuru suçlamasıyla dava açılabilir”

Hukukçu Bülent Deniz’e göre sokak köpeklerinin saldırılarında şikayet imkanı var ancak süreç biraz daha zor.

Sokak köpeklerinin rehabilite edilmesinin belediyelerin sorumluluğunda olduğunu aktaran Deniz, “Diyelim ki yolda belediye tarafından açık bırakılan çukura düştün ayağını kırdın. Burada nasıl belediyeye hizmet kusuru davası açabiliyorsan sokak köpeğini rehabilite etmekten sorumlu olması nedeniyle onlardan kaynaklı bir saldırıda yaralanman halinde belediye hakkında hizmet kusuru suçlamasıyla şikayetçi olunabilir” şeklinde konuştu.

“Risk yaratan köpeğin yerinin değiştirilmesi için Tarım İl Müdürlüğü’ne bildirin”

Deniz, yapılan yasal değişikliklerden dolayı kulağında küpe bulunan sokak hayvanları, belediyelerce bulundukları yerlerden alınıp keyfi bir şekilde başka yerlere bırakılamayacağını belirtti. 

Sokaklarda güvenlik riski yaratan köpeklerle ilgilenmenin belediyelerin görev sahasında olduğunu kaydeden Deniz, sözlerini şöyle tamamladı: 

“Ancak hayvanseverlerin tepkilerinden çekindikleri için bu görevlerini yerine getirmekten kaçınıyorlar. Ciddi güvenlik riski yaratan bir köpeğin yerinin değiştirilmesinin Tarım Orman İl Müdürlüğü’ne bildirilmesi gerekiyor.”