Rauf Denktaş’ın kızı: ‘Abimin ölümünün kaza olduğuna hiçbir zaman inanmadım’

Kıbrıs, Sedat Peker’in Kutlu Adalı cinayetine ilişkin sözlerini konuşurken adanın kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın kızı Ender Denktaş abisi Raif’in 1985’teki ölümünün kaza olduğuna inanmadığını söyledi. Rauf Denktaş ise oğlunun Hürriyet tarafından uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlandığını, bilgiyi ise MİT’in sızdırdığını söylemişti.

KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın büyük oğlu Raif Denktaş, 26 Aralık 1985’te trafik kazası sonucu hayatını kaybetmişti. Resmî makamlar, Denktaş’ın Mağusa-Lefkoşa anayolunda park halindeki bir askeri araca arkadan çapmasıyla meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybettiğini açıklamıştı.

Sedat Peker’in Kutlu Adalı suikastına ilişkin iddiaları adada eski defterleri yeniden açtı.

“Kimse kazaydı demesin, Raif Denktaş’ın ölümü de cinayettir”

Gıynık Web TV’de konuşan Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (El-Sen) Başkanı Kubilay Özkıraç, Raif Denktaş’ın ölümünün kaza olmadığını söyledi. Özkıraç şu ifadeleri kullandı:

“Kimse yıllardır o konuda tek bir kelime etmedi. Şimdi kimse çıkıp da o olay bir kazaydı demesin. Raif Denktaş’ın ölümü de cinayettir.”

Ender Denktaş babası Rauf Denktaş ile

Hürriyet uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlamıştı”

“O günleri yaşayanlar hatırlayacaktır, Kazanın meydana gelmesinden 1 ay önce, merhum Raif Denktaş Hürriyet Gazetesi’nin manşetinde ‘uyuşturucu kaçakçısı’ olarak yansıtıldı ve bu manşetten 1 ay sonra da katledildi. Bu ölümle ilgili ülkenin hiçbir savcısı, hukukçusu, yargıcı tek kelime etmedi.”

Ender Denktaş: “Ben hiçbir zaman inanmadım”

Özkıraç’ın bu açıklamalarının altına Facebook’ta yorum yazan Rauf Denktaş’ın kızı Ender Denktaş Vangöl ise “Ben hiç bir zaman kaza olduğuna inanmadım” dedi.

Raif Denktaş, Ecevit’in sol yanında

‘Ersin Tatar’ın danışmanı her şeyi biliyor’

Vangöl ayrıca “Şu an CB Basın danışmanı olan o dönemlerde abimiz Raif Denktaş’ın sol kolu olan Aydın Akkurt her şeyi biliyor. O açıklasın…” yorumunda bulundu.

Rauf Denktaş MİT’i işaret etmişti

Rauf Denktaş ise 2004 yılında Vatan’dan Devrim Sevimay’a verdiği bir röportajda oğlunun ölümüne ilişkin Millî İstihbarat Teşkilatı’nı işaret etmişti. “Oğlum MİT yüzünden öldü” başlığıyla yayınlanan röportajda, “O yıllarda Türkiye’de ‘Hayır’ mı diyelim, ‘Evet’ mi diyelim tartışmasının içindeydim. Benim üzerime çok gelindi, karalama kampanyaları başlatıldı… Oğlum Raif, uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlandı. Ve kazayı da o zaman yaptı…” diyen Denktaş şunları şu ifadeleri kullanmıştı:

‘Hürriyet’e kaydı MİT verdi’

“Şöyle başladı iş: Ölümünden birkaç ay evveldi. Birdenbire büyük bir gazetede uyuşturucu kaçakçılığı yapıyor diye bir manşet çıktı. Raif ağlayarak bana geldi, ‘Baba, ben çocuklarıma bunu nasıl bırakırım’ dedi. Oğlum tekzip yaz dedim. Yayınlamadılar. Nereden çıktı diye araştırdım tabii. Nurettin Ersin Paşa (eski MİT Müsteşar Yardımcısı, 1984’te kadar Milli Güvenlik Konseyi üyesiydi), Allah razı olsun, ona dedim ki ‘Bu gazeteye göre MİT’e ifade veren falan kişinin beyanatıdır. Allah aşkına, billah aşkına aileyi de tatmin etmek için bu ifadeyi bize gönderir misiniz?’ İki bant halinde gönderdi bana. Bandın biri baştan aşağıya kadar bu adam kendi ilişkilerini şey yapar, Kıbrıs’a gelir, Kıbrıs’ta bir Raif var, kamyoncu Raif diye bilinir, bununla ilişkilerinden bahsediyor. Kamyoncu Raif, kamyoncu Raif… İki-üç saatlik bir bant. O bant bir tarafa… Ondan sonra o büyük gazeteye verilen bilgi. Yani ikinci bant: ‘Sen Raif’le falan falan işleri yaptığını söyledin. Evet. Bu Denktaş’ın oğlu Raif miydi? Evet.’ Bu, o büyük gazeteye veriliyor.

* MİT tarafından?
Evet, niçin yine? Çünkü ben o yıllarda yine Türkiye’de hayır mı diyelim, evet mi diyelim diye bir tartışmanın içindeyim.

* Yani MİT bunu hükümetin (dönemin başbakanı Özal) bilgisi dahilinde mi yapıyor yoksa içindeki bir kanadın operasyonu mu?
Evet, onun içinden biri. MİT’in (dönemin MİT Müsteşarı Burhanettin Bigalı) resmi şeyi mi bilmiyorum. Ama oradan basına bu şekilde sızdırılıyor. Bunun üzerine ben o gazetenin Yazıişleri Müdürü’ne ‘Nasıl yaparsınız bunu’ diye soruyorum. Bana verdiği yanıt çok ilginçti. ‘Bizim istihbarat şefimiz Yunan asıllı biriydi, onun işine son verdik’ dediler. O da öyle kaldı. Bu olaydan bir ay evvel aynı gazetede yine manşet: Raif bir anarşisti (Savcı Doğan Öz’ün katili Hüseyin Kocabaş) evinde saklıyor diye. O zaman da ben Kiprianu’yla New York’ta görüşmeler yapıyorum. Ve oraya gelmeden önce güya Kiprianu’nun komando oğlu kaybolmuş, kaybettiren de seçime hazırlanan Klerides’miş gibi bir hava var. Klerides bu laflara tahammül edemeyip seçimden çekilince Kiprianu’nun oğlu da ortaya çıkıyor. Ben de New York’ta “Oh bunu Kiprianu’nun aleyhine ne güzel kullanırım” diye bekliyorum. Ama ben gidene kadar gazetede bu çıkıyor. Benim hiç haberim yok. Raif bu kez yine telefonda “Baba yine böyle yaptılar, ne yapacağım” dedi. Dava et gazeteyi dedim. Etti ve o gazete 50 bin lira tazminat ödemeye mahkum oldu. Ama tekzibi yayınlamadılar. İşte Raif o psikoloji içinde üniversiteye gider ders verir ve gelirdi. O kazayı da o zaman yaptı. Hayatımın en büyük trajedisidir.”

http://www.gazetevatan.com/oglum-mit-yuzunden-oldu-40757-gundem/