SADAT hakkında hangi iddialar öne sürüldü, hangi soruşturmalar yürütüldü?

Independent Türkçe’de, Kılıçdaroğlu’nun kapısına gidip çeşitli suçlamalar yönelttiği Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.’yi (SADAT) konu alan geniş bir dosya yayımlandı. Aşağıda, Cihat Arpacık imzalı dosyanın SADAT hakkındaki çeşitli iddiaların ve kuşkuların ele alındığı bölümlerini yayımlıyoruz.

Askeri casusluk iddialarına SADAT’ın yanıtı: Danışmanlık hizmetlerinden önce Türkiye devletine bildiriyoruz

TSK’da görev almış subay ve astsubayların bu eğitimlerle TSK’ya ait sırları başka ülke ordularına aktardığına ilişkin iddiaları sorduğumuz Tanrıverdi, Independent Türkçe’ye şunları söyledi: 

“Bünyemizde görev alan emekli subay ve astsubaylar yıllarca orduya başarıyla hizmet eden uzman isimler ve neyin askeri casusluk kapsamına girdiğini, neyin girmediğini biliyor. Söz konusu eğitim ve danışmanlık faaliyetlerinden önce Cumhurbaşkanlığı’na, Milli Savunma ve Dışişleri Bakanlıkları ile Milli İstihbarat Başkanlığı’na yazılı olarak bilgi veriyoruz. Eğer olumsuz bir yanıt alırsak bu hizmeti söz konusu ülkeye vermiyoruz. Şimdiye kadar olumsuz bir yanıt aldığımız çalışma olmadı. Birilerinin elinde bizim askeri casusluk yaptığımıza ilişkin bilgi varsa bunu delilleriyle birlikte yargıya taşısınlar. İddialar safsatadan ibaret. Bu yapılan sadece bir karalama kampanyasıdır. Türkiye’nin zararına olabilecek herhangi bir faaliyetimiz yok.”

SADAT’ın herhangi bir eğitim kampı olmadığını ifade eden Tanrıverdi, şirketin çatışma bölgelerinde faaliyet göstermesinin de söz konusu olmadığını belirterek, “Şirket, kişilere ya da örgütlere hizmet vermiyor. Uluslararası alanda devletlerin resmi güvenlik kurumlarının malzeme ve kadro planlama danışmanlığını yapıyor. Sunulan hizmetler arasında, Özel Güvenlik Kanunu kapsamında bir faaliyet olan ‘özel güvenlik hizmeti’ yok. Ayrıca şirket bünyesinde herhangi bir eğitim verilmesi söz konusu değil. Şirket, faaliyetlerinde TSK imkanlarından da faydalanmıyor ve Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlı herhangi bir kamu kurumuna hizmet vermiyor, Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlı herhangi bir kamu kurumundan faydalanmıyor. Yurtiçinde herhangi bir faaliyetimiz bulunmamaktadır” şeklinde konuştu. 

Şirket hakkındaki iddialar, şirketin ‘kapsama alanından’ çok daha büyük görünüyor. 

Harp okulu mülakatlarına SADAT giriyor iddiası

İddialardan biri SADAT yöneticilerinin bir dönem Harp Okulları mülakatlarına girdiğiydi. 

Bu durum, Tanrıverdi’nin 15 Temmuz’un ardından Cumhurbaşkanlığı Baş Danışmanlığı’na getirilmesiyle ilişkilendirilmişti. 

Bu iddiaya Milli Savunma Bakanlığı (MSB) şöyle yanıt veriyor:

“Personel temini için kurulan fiziki yeterlilik ve mülakat komisyonlarında Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) görevlendirdiği sivil beden eğitimi öğretmenleri ile MSB temsilcisi, emekli asker üye, kuvvet komutanlığı temsilcisi, MEB ve Sağlık Bakanlığı’ndan görevlendirilen sivil psikologlar görev yaptı. Mülakat komisyonu üyeleri kura ile belirlendi.”

Muhalefet partileri, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, çeşitli zamanlarda SADAT hakkında Meclis Araştırma Komisyonu kurmak için önerge verdi ya da soru önergeleri iletti. Bir kısmı hala gündemde olan bu araştırma önergeleri kabul edilmezken, soru önergelerine ise yanıt gelmediği görülüyor. 

Bu durum, SADAT üzerinde gezinen “sır perdesinin” dağılmasının önüne geçiyor. 

Çeşitli kitap, gazete ve televizyonlarda, SADAT’ın bir Afrika ülkesinde askerlere eğitim verdiğine ilişkin fotoğraflar yayınlanmıştı. Şirket bu fotoğraflarla ilgili, “Talep eden ülkelerde parkurlar hazırlanır, bu parkurlar personelin fiziki ve mental kondisyonunu zinde tutmak için tesis edilmekte ve kullanılmaktadır” açıklaması yapmıştı.

HDP: Bize saldıranların SADAT elemanları olduğuna dair kanaat var

Geçen yılın son haftalarında, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, 20 vekilin imzasıyla bir teklif sunmuştu. Teklifte, SADAT’ın yurtdışında yürüttüğü faaliyetlere ilişkin iddiaların araştırılması talep ediliyor ve “Milli güvenlik tehdidi oluşturabilecek sorunların önlenmesi amacıyla komisyon kurulması” isteniyordu. 

Teklif, Sedat Peker’in SADAT’ın Suriye’deki örgütlere silah ve mühimmat gönderdiğine ilişkin iddiaların hemen ardından gelmiş ve gerekçesinde şöyle söylenmişti:

“Bu kuruluşun, El Kaide’nin Suriye kolu olan El-Nusra ve benzeri terör örgütüne silah gönderdiğine ve militanlarını eğittiğine dair iddialar gündeme gelmiştir. Ayrıca bu kuruluşun resmi internet sitesinden ‘suikast tekniği’ ile ‘gayri nizami harp’ hizmetleri verdiğini duyurması, toplumun güven içinde yaşama beklentisini ciddi şekilde yaralamakta ve endişeye sevk etmektedir.”

Kaya, 2015’teki Silvan ziyaretinde TSK ve Emniyet mensubu olmayan, üzerinde “Cundullah, Esedullah” yazılı yelekler giyen, saç ve sakalları kırlaşmış ve “tekbir getiren” ekipler tarafından gerçek mermilerle saldırıya uğradıklarını söylemiş ve iddialarını şöyle sürdürmüştü:

“O gün, bir vatandaş yaşamını kaybetmişti. Bölgede bu ekipler hakkında, komutan ve komiserlerin çok endişeli yaklaşımlarına ve hatta ‘Kim olduklarını bile soramadıklarını’ ifade ettiklerine şahidim. TSK ve emniyet güçlerinin de haricinde, hatta içlerinde Türkçe konuşmayan, yabancı elemanların da olduğu bu ekiplerin SADAT elemanları olduğuna dair güçlü kanaat vardır.”

CHP: SADAT kampta militan eğitiyor

Bir başka önerge, CHP’li Refik Eryılmaz tarafından çok sayıda CHP milletvekilinin imzasıyla iletilmişti. 

Önerge metninde, SADAT’ın Suriye’deki çatışmalara katılmak üzere 2 bin 800 militanı eğittiği, bu eğitimler için TSK sahalarının kullanıldığı, Körfez ülkelerinden ve örtülü ödenekten ayrılan kaynakların Suriye muhalefetine ulaştırıldığı, gerilla harekatı, sokak savaşı, sabotaj, suikast gibi konularda eğitim verildiği belirtiliyor ve SADAT Başkanı’nın Deniz Kuvvetleri’nin Gölcük’teki Ulaşlı Kampı’nda, Suriye’ye gönderilecek eylemcilerin eğitimi için keşif yaptığı, kampın Suriye’ye yönelik eğitim faaliyetleri için erken boşaltıldığının öne sürüldüğünü kaydetmişti.

Eryılmaz şunları belirtmişti:

“Bu iddialar, ülkemizin ulusal güvenliğini tehlikeye sokan ve ülkemizi silahlı gruplara yardım ve yataklık yapan bir ülke konumuna düşürmektedir.”

İYİ Parti liderinin iddiaları soruşturuldu, Akşener’in ifadesine başvuruldu, delil bulunamadı

Benzer iddialar İYİ Parti lideri Meral Akşener tarafından da dillendirildi. 

2018’de Sözcü gazetesine konuşan Akşener, SADAT’ın Konya ve Tokat’ta silahlı eğitim kampları kurduğunu duyduklarını söylemiş ve araştırılmasını istemişti. Bu açıklamanın ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bir soruşturma başlattı ve açıklamada bahsedilen şehirlerin başsavcılıkları ile Emniyet Genel Müdürlüğü’ne yazılar yazıldı. Ankara’ya gönderilen yazılarda söz konusu kamplarla ilgili delilin bulunmadığı bildirildi. 

Akşener’in ifadesi, takipsizlik kararına bu haliyle yansıdı.

Soruşturma kapsamında Akşener’in de ifadesine başvuruldu. Akşener savcıya şunları söyledi:

“Eski içişleri bakanı olduğum için zaman zaman bürokratlar ve sivil kesimden insanlar önemli gördükleri konuları benimle paylaşır. Sosyal medyada da eli silahlı sivil kişilere ait görüntüler gördüm. İsmini açıklamayacağım bir kamu görevlisi silahlı eğitim kampına ait olduğu iddiasıyla fotoğraflar getirdi. Fotoğrafları bana getiren kişi bunları geri götürdü, dolayısıyla elimde bir fotoğraf yok. Bu kampların hangi ilçelerde olduğunu bilmiyorum. “

Kılıçdaroğlu’nun SADAT “baskını”

Bunca büyük iddianın ve takipsizlikle sonuçlanan soruşturmaların ardından CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun hapis cezasının Yargıtay’ca onanmasından bir gün sonra SADAT’ın İstanbul’daki merkezinin önüne gitti. Burada bir basın açıklaması yaptı. SADAT’ın “terörist yetiştiren bir kuruluş” olduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, “Türkiye asla paramiliter kuruluşlara teslim edilmeyecektir. Seçim güvenliği önemlidir” dedi. 

CHP lideri Kılıçdaroğlu, bazı milletvekilleriyle birlikte SADAT’ın merkezi önünde basın açıklaması yaptı / Fotoğraf: Twitter.

Daha önceki iddialar yargıya taşınmıştı

SADAT, daha önce bu tür iddialarla ilgili yargıya başvurmuş ve açtığı davalarda tazminat kazanmıştı. SADAT’a tazminat ödemesine hükmedilen isimler arasında “SADAT, TSK’yı, parti silahlı kuvvetleri haline getirmeye çalışıyor” diyen Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “SADAT’ın 150 bin milisi var” iddiasında bulunan yazar Hüseyin Kahveci, SADAT’ın ordu ve yargıda örgütlendiğini öne süren gazeteci Erk Acarer ve bu şirket için “Kontrgerilla Merkezi, İslamcı Gladyo” nitelendirmesinde bulunan Aydınlık gazetesi de bulunuyor. 

SADAT, özellikle Kılıçdaroğlu’nun ani “baskınıyla” uzun bir süre daha gündemdeki yerini koruyacak gibi duruyor. 

Dosyanın tamamı için:

https://www.independentturkish.com/node/509561/sadat-t%C3%BCrkiyenin-yeni-derin-devleti-mi-yoksa-muhalefetin-icat-etti%C4%9Fi-bir-hayalet-mi