Sedat Peker, Demirören dosyasının başlangıcını 1983’e taşıdı: “O yalı yanmadı, siz yaktınız”

Sedat Peker, bugün (12 Haziran) attığı bir dizi tweette yeniden Demirören ailesini hedef aldı ve suçlamalarını 1983’e kadar geriye götürdü. Peker’in bugünkü suçlamalarından biri de, Erdoğan Demirören’e ait Marki Necip Bey yalısı yangınının (7 Mart 1983) o zaman söylendiği gibi kaza olmadığıydı. Peker’in iddiasına göre yalı, içindeki, çok değerli antikalar ve tablolar çıkarıldıktan sonra bilerek yakılmış, gerek yalının gerek içindekilerin bedeli sigortadan tahsil edilmişti.

7 Mart 1983’te İstanbul Boğaziçi’nde yanan Marki Necip Bey yalısı o günlerde gündemi birkaç gün meşgul etmiş sonra da unutulmuştu. Hürriyet gazetesi, 8 Mart 1983’te yangını “Milyarlık ‘müze ev’ yandı” başlığıyla şöyle haberleştirmişti:

“Vergi rekortmeni ünlü işadamı Erdoğan Demirören’e ait Anadoluhisarı’ndaki ‘Marki Necip Bey Yalısı’ dün elektrik kontağından çıkan yangın sonucu içindeki milyarlık tablolar, sedef eşyalar, Çin vazoları, antika eserlerle birlikte kül oldu.

1983 yılında yanan yalı daha sonra yeniden eski haline getirildi.

“Deniz İtfaiyesi’nin de yardımı ile 2 saatte söndürülen yangın sırasında Anadoluhisarı’na gelen Erdoğan Demirören, büyük bir üzüntü içinde ‘Maddi hasar önemli değil. Yalı sigortalı idi. Ama içinde çok kıymetli ve bir eşi olmayan tablolar, eşyalar vardı. Onları bir daha bulmak, toplamak mümkün değil’ dedi.

“1900 yıllarında inşa edildiği sanılan ve altı kagir üstü ahşap, ‘Frenk tipi yalı’yı ünlü işadamı antik eşyalarla donatmıştı. Bu arada bugün toplam değerleri milyarları bulan sedef eşyaları, tabloları yalıya koyan Erdoğan Demirören, yalıda bir süre önce de bazı bölümlerin onarılması için harekete geçmişti. Ünlü ressamlar Şeker Ahmet Paşa, Osman Hamdi, Halil Paşa, Feheman Çallı ile Fikret Mualla’nın 27 parça eşsiz tablosunun yer aldığı yalıda dün saat 15.00 sıralarında dumanlar görüldü. Marki Necip Bey Yalısı’nı bir anda saran dumanlar yerini alevlere bırakırken ahşap olan bölümleri hızla tutuşan yalıdaki yangının bastırılamayacağını anlayan itfaiye ekipleri Deniz İtfaiyesi’nden de yardım istediler. Bu arada yalının yan bölümündeki kısımda bulunan bazı sedef eşyalar, pirinç çerçeveli aynalar, çevreden gelenlerin yardımı ile dışarı çıkarıldı. Alevler çevredeki diğer yalıları da tehdit ederken Deniz İtfaiyesi’nin Söndüren 1 adlı gemisi olay yerine geldi. Altında kayıkhane bulunan yalıya iyice yanaşan Söndüren 1’den iki saat süre ile alevler içindeki yalıya su sıkıldı. Korkunç yangın ancak iki saatlik çalışma sonucu bastırıldı.

“Marki Necip Bey Yalısı olarak bilinen ve ‘Pervaneli Yalı’ da denilen Erdoğan Demirören’in yalısındaki yangını öğrenen tüm dostları Anadoluhisarı’na akım ettiler. Kastelli’nin eşi Mukadder Özden de yangın devam ederken olay yerine geldi ve ünlü işadamına geçmiş olsun dedi.”

Peker, 38 yıl sonra ‘yandı’ değil, ‘yakıldı’ diyor

Sedat Peker, bugün (12 Haziran) attığı bir dizi tweette yeniden Demirören ailesini hedef aldı ve suçlamalarını 1983’e kadar geriye götürdü. Peker’in suçlamalarından biri de, Demirören’e ait Marki Necip Bey yalısı yangınının (7 Mart 1983) o zaman söylendiği gibi kaza olmadığıydı. Peker’in iddiasına göre yalı, içindeki, çok değerli antikalar ve tablolar çıkarıldıktan sonra bilerek yakılmış gerek yalının gerek içindekilerin bedeli sigortadan tahsil edilmişti:

“Lan pambıkören kendi yalınızı yakıp, içindeki fahiş fiyatla sigortalattığınız tabloların parasını alıp, sonra sözde yanan tabloları nereye gönderdiğinizi de anlatacağım. Sizi deli edeceğim.”

Sedat Peker bunun dışında OYAK-Milangaz-Demirören bağlantılı başka tweetler de attı.

Peker, OYAK’a dair tweetinde “Mehmetçiğin paraları olan OYAK’a Total’i fahiş fiyatla sattığınızda yeni yönetimdeki hangi üyenin bu yasadışı, bunu imzalamam dediğini dahi biliyorum. Her şey çok eğlenceli olacak”; Milangaz’a dair tweetinde de “Milangaz dosyasının tamamı bende. Okumaya başladım. Yüzde altmışına nasıl çöktüğünüzün evrakı da bende. Göreceksiniz” dedi.

“Demirören Medyadaki çakma gazetecilerini ve çakma tartışmacılarını da aynı akıbet bekliyor. Hepiniz göreceksiniz. Hepinizi deli edeceğim” sözleriyle Demirören’in medya grubunu da hedef alan Peker, süreç tamamlandığında Yıldırım Demirören’in cezaevine gireceğini iddia etti:

“Seninle işim bittiğinde tüm mallarını kaybedeceksin. Yönetim değiştiğinde de kesin cezaevine gideceksin.”

Önceki İçerikRÖPORTAJ – “Çocuklar Türkçe kadar kendi anadillerinde de dil ve edebiyat dersi alabilmeli’
Sonraki İçerikMedya “FETÖ’cü” dedi, Korkmaz şirketine çöktü, beş yıl sonra büyükelçi ziyaret etti