‘Sessiz bulaşma’da çocukları aşılamanın önemi

Aşılamanın, yeni vakaların ortaya çıkmasını umulan ölçüde önleyememesinde en önemli etkenlerden biri de çocuk vakaları. Koronavirüsün henüz etkili yeni varyantlar üretmediği dönemde çocuklar virüse nadiren yakalanıyor, dolayısıyla onları aşılamak gerekmiyordu. Fakat özellikle Delta varyantıyla birlikte, vaka sayılarının çocuklarda da yükseldiği ortaya çıktı. Gerçi onlar yine de büyükler kadar hastalanmıyorlar, hadiseyi ‘sessizce’ atlatıyorlardı ama bir yandan da virüsü büyüklere bulaştırarak toplam vaka sayısını artırıyorlardı.

Covid-19 salgınının başlangıcında, henüz koronavirüse karşı mücadelede kullanılacak aşı bulunmamışken ve aşının uygulanmaya başladığı ilk aylarda bilim insanları arasında sonradan kısmen geçersizleşecek bir inanç vardı: “Toplam nüfusun yüzde 70’i aşılanırsa sürü bağışıklığı sağlanır ve koronavirüs salgın olmaktan çıkar.”

Ne var ki yoğun bakıma yatışları ve ölümleri yüzde 90’lar civarında önlese de, aşılamanın, aşılanmışların virüs kapmasını önlemede başlangıçtaki umutları karşılayacak kadar etkili olmadığı anlaşıldı. Bu sonuçta, virüsün Delta varyantına dönüşmesi önemli bir nedendi.

‘Sessiz bulaştıran’ çocuklar

Aşılamanın, yeni vakaların ortaya çıkmasını umulan ölçüde önleyememesinde en önemli etkenlerden biri de çocuk vakaları. Koronavirüsün henüz etkili yeni varyantlar üretmediği dönemde, çocuklar virüse nadiren yakalanıyordu. Dolayısıyla onları aşılamak gerekmiyordu. Fakat özellikle Delta varyantıyla birlikte, vaka sayılarının çocuklarda da yükseldiği ortaya çıktı. Gerçi onlar yine de büyükler kadar hastalanmıyorlar, hadiseyi ‘sessizce’ atlatıyorlardı ama bir yandan da virüsü büyüklere bulaştırarak toplam vaka sayısını artırıyorlardı.

Çocukların (da) aşılanmasının önemi böylece ortaya çıktıktan sonra, ilk harekete geçen ülkelerden biri ABD oldu.

Bu ülkede Pfizer-BioNTech’in aşısıyla 5-11 yaş arası 28 milyon çocuk aşılandı.

VOA’nın haberi

Amerika’nın Sesi (VOA) Türkçe’nin bugün (23 Kasım) yer verdiği bir habere göre Pfizer/BioNTech’in geliştirdiği Covid-19 aşısının 5-11 yaşa uygulanacak dozu, 10 mikrogram olarak belirlendi. Bu miktar, 12 yaş üzerindekilere yapılan aşı dozunun üçte biri.

VOA’nın uzmanlarla konuşarak geliştirdiği haberinde daha sonra şöyle deniyor:

“Wisconsin’deki Madison Üniversitesi’nden viroloji uzmanı David O’Connor, enfeksiyonları, virüse verilen piyango biletlerine benzetiyor. Piyango tutarsa mevcut Delta varyantından daha tehlikeli bir varyant ortaya çıkabilir.

“Ancak O’Connor’a göre daha az kişi enfekte oldukça virüsün daha az piyango bileti oluyor. Böylece virüsün mutasyon riski azalıyor. Uzman, virüslerin bağışıklık sistemi zayıf kişilerin vücudunda daha fazla vakit geçirdikleri için bu kişilerde mutasyona uğramalarının da daha kolay olduğunu söylüyor.

‘‘Çocuklar Delta varyantının yayılmasında önemli rol oynadı’’

“Araştırmacılar çocukların pandeminin seyri üstündeki etkisi konusunda farklı görüşlere sahip. Erken dönem araştırmalar çocukların virüsün yayılmasında çok etkili olmadığını gösteriyordu. Ancak bazı uzmanlar çocukların özellikle bu yıl Alpha ve Delta varyantlarının bulaştırılmasında önemli rol oynadıkları görüşünde.

“Bir dizi üniversite ve tıp kuruluşunun oluşturduğu COVID-19 Senaryo Modelleme Merkezi’ne göre çocukların aşılanması pandeminin geride bırakılmasında çok etkili olabilir.

“Modelleme Merkezi’nin son tahminlerine göre bu Kasım ile 12 Mart 2022 arasında 5-11 yaş arası çocukların aşılanması, başka varyantların dolaşıma girmemesi durumunda ABD toplumunun genelinde COVID-19 vakalarını 430 bin azaltabilir. Eğer sonbaharın son günlerinde Delta varyantından yüzde 50 daha bulaşıcı bir varyant ortaya çıkarsa 860 bin vakanın önüne geçilebilir. Projenin eş liderlerinden Pennsylvania Devlet Üniversitesi’nden Katriona Shea bunun çok büyük bir ‘‘etkiye’’ işaret ettiği görüşünde.

“Delta varyantı şimdilik ABD’de toplanan COVID-19 örneklerinin yüzde 99’una denk geliyor. Doktorlar bunun gerekçesinden emin olamıyor. Johns Hopkins Üniversitesi salgın hastalık uzmanlarından Dr. Stuart Campbell Ray, bunun nedeninin varyantın doğası gereği daha bulaşıcı olması, aşıların sağladığı korumadan kısmen kaçabiliyor olması veya aşılanmadan önce virüse yakalanmış olmak olabileceğini söylüyor. Ray’e göre Delta virüsüne yakalananlar daha hızlı bulaştırıcı hale geliyor.

“Dünyanın büyük bir Delta virüsü ailesine maruz kaldığını belirten uzman, bu Delta türlerinden hangisinin öne çıkacağının ya da Delta olmayan başka bir varyantın Delta’dan baskın hale gelip gelmeyeceğinin henüz bilinmediğini belirtti.

“Bir diğer risk de dünyanın aşılanmamış birçok yerinde ortaya çıkabilecek yeni varyantların ABD’ye ve diğer ülkelere hızla ulaşabilecek olması.”