Stratejik müttefikler: Pakistan ve Taliban

Pakistan ve Taliban’ın ilişkisi, Taliban’ın kuruluşuna kadar gidiyor. İki gücün ittifakında ortak inancın yanı sıra bölgede geçmişte sık sık ortak çıkarlara sahip olmaları da etkili oldu. Pakistan, bugün de diplomatik meşruiyetini sağlamak ve uluslararası ticari ortaklıklara dahil olması çabalarında Taliban’ın en büyük destekçisi.

Bundan bir ay önce Taliban, Afganistan’ın başkenti Kabil’e girdi. Taliban’ın Kabil’de kontrolü sağladığı saatlerde Pakistan Başbakanı İmran Han “Afganistan’da kölelik zincirlerinin kırıldığını” ilan etti.

Pakistan son otuz yıl içinde Afganistan’a müdahil olan güçler arasında, hedeflerinin farklılığıyla diğer ülkelerden ayrılıyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü 11 Eylül saldırılarından hemen önce, 2001 yılının Nisan ve Mayıs aylarında top ve tank mermileri, roketatar ve el bombaları taşıyan günde ortalama otuz kamyonun Pakistan sınırından Afganistan’a geçtiğini tespit etmişti. Bu teslimatlar BM yaptırımlarını doğrudan ihlal ediyordu.

11 Eylül’den sonra ABD Başkanı George Bush’un “ya bizimlesiniz ya da teröristlerin yanındasınız” çıkışının ardından Pakistan, resmi olarak ABD’nin müttefiki olduğunu ilan etmişti. Ancak Pakistan ordusu ile  istihbarat servisindeki farklı grupların Taliban’la ilişkisi devam etti. Hatta Afganistan’a giren NATO güçleri Taliban’ın çekildiği bölgelerde pek çok Pakistan menşeli askeri mühimmata da rastladı.

Bu dönemde Pakistan gizli servisi ISI, Pakistan merkezli Hakkani grubu üzerinden Taliban’la ilişkisini sürdürdü. Hakkani grubu Taliban’la oldukça yakın bir ilişkiye sahipti; hatta 2015 yılında grubun lideri Sirajuddin Hakkani, Taliban’ın lider yardımcılığı görevini de üstlendi.

Hakkani grubunun lideri Sirajuddin Hakkani.

Pakistan Taliban’a neden destek oluyor?

Pakistan’ın Taliban’ı desteklemesinin kökeninde jeopolitik nedenler önemli yer tutuyor. Doğusunda içinden ayrılarak bağımsızlığını kazandığı, en bilineni Keşmir olmak üzere bir dizi problem yaşadığı Hindistan; batısında nüfusunun önemli bir kısmı Peştun olan, çeşitli dönemlerde farklı yönetimlerin Pakistan’daki Peştunları Pakistan merkezi otoritesine karşı kışkırttığını iddia ettiği Afganistan yer alıyor.

Afganistan’da Taliban gibi İslami referansları olan bir rejimin kurulması, Peştunluk gibi etnik kimliklerin etkisini azaltacağı gibi Hindistan’ın karşısında iki İslami yönetimin ortak hareket etmesini de sağlayabilir. Taliban hükümetinin Hindistan’a karşı mücadele eden Pakistanlı cihatçı grupları himaye edebileceği düşünülüyor.

Pakistan’ın Afganistan’daki İslamcı gruplarla etkileşimi Taliban’dan önce başlamıştı. 1980’li yıllarda Pakistan iki milyondan fazla Afganistan sığınmacısına kapılarını açmıştı. Bu süreçte Pakistan, Sovyet müdahalesine direnen mücahitlerin güven duyduğu ülkelerin başında geliyordu. Aynı zamanda CIA’in, Sovyetler’in Afganistan’daki faaliyetlerini takip edebilmesi için adeta gözetleme kulesi işlevi gören Pakistan, ABD’nin mücahitlere 3 milyar doları aşan gizli yardımlarına da aracılık etti.

Pakistan aynı yıllarda ABD’nin desteğiyle Afganistan’da 80 bin kişiyi Sovyetlerle mücadele için askeri olarak eğitti. Fakat 1989’da Sovyetler’in Afganistan’dan çekilmesinin ardından Pakistanlı subaylar ülkelerine geri dönmedi ve eğitim kamplarındaki faaliyetlerini sürdürdüler.

ABD’nin mücahitlere destek niyetiyle, Pakistan’ı dağıtmakla memur kıldığı 3 milyar doların aslan payını o yıllarda Pakistan’ın sahadaki ortağı Hikmetyar’ın öncülüğündeki Hizb-i İslami aldı. Ancak grubun Afganistan ordusu karşısında bozguna uğraması neticesinde Pakistan, 1993 yılından itibaren Afganistan coğrafyasında yeni bir partner aramaya girişti.

Pakistan’ın Taliban’la yakınlaşmaya başlaması bu dönemde oldu.

Taliban’ın mimarı General Naseerullah Babar

1993’te başbakanlığa seçilen Benazir Butto döneminde, İçişleri Bakanlığı bünyesinde Afgan Ticaret Geliştirme Departmanı kuruldu. İçişleri Bakanı General Naseerullah Babar, bu departmanı tümüyle Taliban’a destek için kullandı. Pakistan, bu departman eliyle Taliban’ın hâkim olduğu bölgelerde telekomünikasyon ağları kurdu, ihaleler alarak yolları Taliban’ın talebine göre inşa etti ve Kandahar Havaalanını restore etti. Ayrıca Taliban’ın resmi radyo servisi Radyo Şeriat da Pakistan’ın teknik altyapı desteğiyle yayına başladı.

 Taliban’ın mimarı olarak bilinen General Naseerullah Babar.

Pakistan’ın her anlamda desteğini arkasına alan Taliban, Ekim 1994’te ilk büyük operasyonu gerçekleştirerek Kandahar vilayet merkezini ele geçirdi. Bu arada iki devlet arasında imzalanan Transit Ticaret Anlaşması (ATTA) uyarınca kamyonlar Pakistan’dan Afganistan’a gümrüksüz geçebiliyordu. Ticari mallar taşıdığı söylenen kamyonların tamamı Taliban’a mühimmat sevk ediyordu.

Bu tarihten itibaren Taliban ülkede hızla mevzi kazandı ve 1995 yılı başında 12 vilayeti kontrolü altına aldı. Taliban’ın başkent Kabil’i ilk kuşatması da bu dönemde gerçekleşti ancak girişim başarısız oldu. Savunma Bakanı Ahmed Şah Mesud’un karşısında Taliban ağır kayıplar verdi.

Taliban güç toplamak için geri çekilirken Şah Mesud da 26 Eylül 1996’da şehri terk edip Hindukuş Dağları’nın kuzeyine çekildi. Güç toplayan Taliban 27 Eylül 1996’da Kabil’e girdi, Afganistan İslam Emirliği adıyla kendi devletini kurduğunu ilan etti.

1998 yılı başlarında Taliban artık Afganistan topraklarının yüzde 90’ını kontrol ediyordu.

Pakistan’ın Taliban’a desteği yalnızca hükümet düzeyinde değildi; ülke siyasetindeki farklı partiler de bu politikaya destek veriyorlardı. Ülkede dini eğilimleri güçlü bir parti olan Cemiyet-i Ulema-i İslam (JUI), Taliban’ın üzerinde büyük bir tesire sahipti. Parti lideri Mevlana Fazlur Rahman, 1994 yılında Butto hükümetinin Ulusal Meclis Dış İlişkiler Daimi Komitesi başkanlığına getirildi.

Fazlurrahman bu makamı ülke içinde ve Ortadoğu coğrafyasında Taliban adına lobi yapmak için etkin biçimde kullandı.

Kasım 2000’de dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Pakistan’ı Taliban’a destek vermekle suçladı. Aynı yılın Eylül ayında ABD makamları da Taliban’ın Talokan Kasabasını ele geçirdiği askeri operasyonu Pakistan ile planladıklarını tespit etmişti.

Pakistan, Taliban’ı da Kuşak-Yol’a dahil etmek istiyor

O günden bugüne Pakistan’ın Taliban’a destek politikasında herhangi bir değişiklik meydana gelmedi. Bugüne dek el altından sürdürülmüş olan desteğin, Taliban’ın ülke yönetimini ele geçirmesiyle artık açık bir biçimde yapılacağı öngörülebilir.

Bölgede Hindistan’ın karşısındaki tüm güçlerle iyi ilişkiler kuran Pakistan, özellikle Çin’le güçlü ekonomik bağlara sahip. Çin’in Kuşak ve Yol Projesi’nin asli aktörlerinden olan Pakistan, şimdilerde Taliban yönetimindeki Afganistan’ı da projeye dahil etmeye çalışıyor. Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’na Afganistan’ı da katmak isteyen Pakistan, böylece Taliban rejiminin ekonomik darboğazdan kurtulmasını sağlamayı hedefliyor. Ayrıca küresel bir aktör olarak Çin’in Taliban rejimini resmi olarak tanımasının Taliban’ın politik anlamda elini güçlendireceği söylenebilir. Pakistan böylece uluslararası siyasette Taliban’ın politik angajmanının genişleyeceğini düşünüyor. Taliban’ı askeri olarak yetiştiren Pakistan, yönetimi devralmasının ardından siyasi ve ekonomik olarak da Taliban’a omuz veriyor. ABD’li senatör Lindsay Graham BBC’ye verdiği röportajda ABD’nin er veya geç muhakkak Afganistan’a tekrar müdahale edeceğini söylemişti. Pakistan ise 11 Eylül öncesindeki durumun aksine işini bu kez şansa bırakmak istemiyor.

Önceki İçerik“1,5 milyon terör soruşturması”: Yeneroğlu Adalet Bakanlığı’nın açıklamasına tepki gösterdi
Sonraki İçerikANALİZ | Pahalılıktan bile hükümete ‘bravo’ çıkartan iktidar yandaşlığı düzeyi