ABD Adalet Bakanlığı, Başkan Donald Trump’ın Katar’ın hediye ettiği yeni Air Force One uçağındaki güvenlik zafiyetlerini konu alan haberleri nedeniyle New York Times’ın dört muhabirine federal büyük jüri celbi gönderdi. Julian E. Barnes, Eric Lipton, Tyler Pager ve Eric Schmitt’in Çarşamba günü Manhattan’daki federal büyük jüri önünde ifade vermeleri istendi.
Olayın en dikkat çeken yönlerinden biri, celplerin bir kısmının federal ajanlar tarafından doğrudan gazetecilerin evlerine gidilerek teslim edilmesi oldu. Belgelerde soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmezken, gazetecilerin “federal bir suç iddiasıyla” ilgili ifade vermeye çağrıldığı belirtildi. Adalet Bakanlığı’nın soruşturma kapsamında gazetecilerden haber kaynaklarını ve ellerindeki belgeleri açıklamalarını talep edebileceği değerlendiriliyor.
New York Times, haber yayımlanmadan önce de FBI’dan üst düzey bir yetkilinin gazetenin Washington bürosuyla temasa geçtiğini açıkladı. Yetkili, haberin “milli güvenlik meselesi” olduğunu söyleyerek yayımlanmamasını istedi ancak güvenlik riskinin ne olduğuna ilişkin ayrıntı vermeyi reddetti.
Söz konusu haberlerde, Katar’ın Trump’a hediye ettiği yaklaşık 400 milyon dolar değerindeki Boeing 747-8 uçağının, mevcut Air Force One filosunda bulunan gelişmiş füze savunma sistemleri ve elektronik karşı tedbir donanımlarından yoksun olduğu ortaya konulmuştu. Normal şartlarda yıllar süren sivil uçaktan başkanlık uçağına dönüştürme işleminin yalnızca 10 ayda tamamlanması da uzmanlar tarafından güvenlik açısından eleştirilmişti.
Bu haberlerin ardından yaşanan gelişmeler de tartışmaları büyüttü. Trump, NATO Zirvesi için Ankara’ya Katar’ın hediye ettiği yeni uçakla geldikten sonra dönüş yolculuğunda Ankara’dan eski Air Force One ile ayrıldı. Yeni uçak ise önceden İngiltere’deki RAF Mildenhall Üssü’ne gönderildi. Trump burada yeniden uçak değiştirerek Katar’ın hediye ettiği uçakla Washington’a döndü. Beyaz Saray bu planın İngiltere’deki Amerikan askerlerine yeni uçağı göstermek amacıyla yapıldığını savunsa da, İran’la gerilimin tırmandığı günlerde Ankara’dan ayrılırken eski uçağın tercih edilmesi ve uçuş sırasında gazetecilerden pencere perdelerini kapatmalarının istenmesi, güvenlik endişelerinin etkili olduğu yönündeki iddiaları güçlendirdi.
Gazetecilere yönelik büyük jüri celpleri, Trump yönetiminin son dönemde basına yönelik sertleşen tutumunun yeni bir örneği olarak değerlendiriliyor. Daha önce de Washington Post ve Wall Street Journal muhabirlerine İran ve Venezuela haberleri nedeniyle benzer celpler gönderilmiş, ancak hukuki itirazların ardından bu girişimler geri çekilmişti.
National Press Club Başkanı Mark Schoeff Jr., gazetecilerin büyük jüri önünde ifade vermeye zorlanmasını “özgür ve bağımsız basına yönelik son yılların en agresif hamlelerinden biri” olarak nitelendirdi. Reporters Committee for Freedom of the Press’in hukuk direktörlerinden Gabe Rottman ise büyük jüri soruşturmalarının gazeteciler açısından özel bir risk taşıdığına dikkat çekerek, ifade sürecinin soruşturmanın kapsamını aşarak başka haber kaynaklarına kadar uzanabileceği uyarısında bulundu.
ABD’de gazetecilerin kaynaklarını açıklamaya zorlanması daha önce de tartışmalara yol açmıştı. 2004 yılında CIA ajanı Valerie Plame’in kimliğinin ifşa edilmesine ilişkin soruşturmada New York Times muhabiri Judith Miller ve Time dergisi muhabiri Matthew Cooper da büyük jüri celbi almış, Miller kaynağını açıklamayı reddettiği için bir süre hapis yatmıştı.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.