Anasayfa / Haberler / Von der Leyen ve Rutte: “Avrupa’nın Savunmayı Dışarıya Havale Ettiği Dönem Bitti”

Von der Leyen ve Rutte: “Avrupa’nın Savunmayı Dışarıya Havale Ettiği Dönem Bitti”

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’daki NATO Zirvesi’nin arifesinde The Economist’e ortak makale yazdı: Avrupa artık güvenliğini başkalarına havale edemez. Savunmamız, Kaliforniya’dan Kiev’e, Kopenhag’dan Varşova’ya, Oslo’dan Ankara’ya kadar varlıkları, uzmanlığı ve yenilikçi kapasiteleri bir araya getirdiğimizde eşsiz hale gelir.”

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanacak NATO Zirvesi öncesinde The Economist dergisinde “What Europe and NATO must do to be ready for war” başlıklı ortak bir makale yayınladı. Makale, Avrupa’nın savunma mimarisinde köklü bir zihniyet değişimine işaret ediyor.


“Bir daha asla” duygusundan rahatlığa, rahatlıktan yeniden silahlanmaya

Von der Leyen ve Rutte, Soğuk Savaş’ın gölgesinde büyüdüklerini ve o dönemde “bir daha asla” sözünün kendi kuşaklarının parolası olduğunu yazıyor. Komünizmin çöküşüyle bölünmüş kıtanın anıtları yıkılınca savaş korkusu söndü; savunma bütçeleri küçüldü, ordular zayıfladı, onları besleyen savunma sanayileri kapandı. Avrupa, güvenlik tehdidi durumunda ihtiyaç duyacağı kapasiteler için NATO üzerinden ABD’ye daha fazla güvenmeye başladı.

İkiliye göre bu alışkanlık uzun süre sorgulanmadan devam etti — ta ki günümüz dünyasının sert gerçekliği bu düşünce biçimine son verene kadar. Makalenin en net cümlesi şu: Avrupa’nın savunmasının büyük bölümünü dışarıya havale ettiği dönem şimdi kapandı.

Sivil sanayi de cepheye çağrılıyor

Makaleye göre sadece geleneksel savunma şirketleri değil, sektörün tamamı büyük bir dönüşüm içinde. Yeni şirketler modern savaşın gerektirdiği araç ve teknolojileri geliştiriyor — dronlar, insansız kara araçları, elektronik harp sistemleri caydırıcılık, koruma ve savunma için artık zorunlu hale geldi. Zihniyet değişti: sivil otomobil üreticileri bile fabrikalarını hava savunması ve uzun menzilli dronlar için parça üretimine yönlendiriyor.

Bu dönüşümün somut sonucu üretimde görülüyor: yeni ve yenilikçi yöntemler sayesinde daha fazla, daha hızlı ve daha ucuz üretim yapılabiliyor.

Stoklar tükendi, kapasite açığı var

Von der Leyen ve Rutte, aciliyetin sebebini de açık yazıyor: NATO ve AB üyelerinin daha fazla savaş uçağına, hava tankerine, gemiye, denizaltıya, hava ve füze savunmasına, drone ve drone karşıtı sistemlere ihtiyacı var. Ukrayna’ya gönderilen destek ile Orta Doğu’daki çatışma, füze savar ve drone karşıtı kapasiteler dahil askeri stoklar üzerinde ek baskı yarattı. Mevcut üretim kapasitesi talebe yetişemiyor.

Rusya-Çin-İran-Kuzey Kore hattı

Makalenin dikkat çeken bölümlerinden biri de rakip cephenin tasviri. Avrupa kendi savunma sorumluluğunu artırırken, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve İran işbirliklerini ve savunma sanayii kapasitelerini genişletmeyi sürdürüyor deniliyor. Rusya’nın ekonomisinin savaşa göre şekillendiği belirtilerek, Moskova’nın devlet bütçesinin %40’ından fazlasını savunmaya ayırdığı ve Ukrayna’ya karşı savaşını sürdürmek için gece gündüz askeri teçhizat ürettiği yazılıyor; barış geldiği gün bu savaş makinesinin yavaşlayacağını düşünmenin naiflik olacağı ekleniyor.

Devamında İran’ın 2022’den bu yana Rusya’ya drone ve teknoloji sağladığı, İran’ın füze ve potansiyel nükleer kapasitesinin de uzun süredir AB ve NATO için kaygı kaynağı olduğu belirtiliyor. Çin cephesinde ise dünyanın en büyük 15 savunma şirketinden yedisinin Çin devlet kuruluşu olduğu, Pekin’in nükleer cephaneliğinin de büyümeye devam ettiği vurgulanıyor.

“Oslo’dan Ankara’ya”: Türkiye’nin konumu

Makalenin coğrafi çerçevesinde Türkiye’ye yapılan atıf öne çıkıyor. Savunmanın “Kaliforniya’dan Kiev’e, Kopenhag’dan Varşova’ya, Oslo’dan Ankara’ya” uzanan varlıkları, uzmanlığı ve yenilikçi kapasiteleri harekete geçirdiğimizde eşsiz hale geldiğini yazıyor. Ankara, bu tanımda ABD (Kaliforniya) ve Ukrayna (Kiev) ile aynı stratejik düzlemde, Avrupa-Atlantik savunma sanayii ağının uç noktalarından biri olarak konumlandırılıyor. Hint-Pasifik’teki ortakların da bu ağa katkıda bulunabileceği ekleniyor — yani tarif edilen yapı sadece transatlantik değil, küresel bir işbirliği zinciri.


Sonuç: İşbirliği çağrısı

Von der Leyen ve Rutte, bu tehlikeli dünyada ölçekli ve hızlı üretim yapabilen güçlü bir Avrupa savunma sanayiinin güvenilir caydırıcılık için kritik olduğunu, buna ulaşmanın tek yolunun ülkeler, sanayiler, müttefikler ve ortaklar arasında işbirliği olduğunu savunuyor. Makale, NATO ile AB’nin ekonomik güç, yenilikçi zihinler, sofistike finans sektörü ve son teknoloji savunma-teknoloji sanayileri dahil “başarı için gereken her şeye” sahip olduğu vurgusuyla sona eriyor: ortak öncelik, Avrupa ve Kuzey Amerika’daki sanayi tabanının daha fazla, daha iyi ve daha hızlı üretim yapmasını sağlamak.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın