Kürt Çalışmaları Merkezi (KSC), Rawest Araştırma ve BAYETAV iş birliğiyle hazırladığı “Yeni Süreç: Gelişmeler, Aktörler, Tutumlar (2026)” başlıklı kapsamlı raporu yayımladı. 107 sayfalık çalışma, Ekim 2024’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin TBMM’de DEM Parti sıralarına giderek tokalaşmasıyla başlayan dönemi kronolojik olarak incelerken, siyasi aktörlerin tutumlarını, medyadaki yansımaları ve kamuoyunun değişen eğilimlerini birlikte ele alıyor.
Rapora göre süreç, Bahçeli’nin 22 Ekim 2024’te Abdullah Öcalan’a yaptığı çağrı, 27 Şubat 2025’te Öcalan’ın silahsızlanma çağrısı, PKK’nin Mayıs 2025’te aldığı fesih kararı, Temmuz 2025’te gerçekleştirilen sembolik silah bırakma töreni ve TBMM’de kurulan komisyonla yeni aşamalara geçti. Ancak rapor, hukuki ve demokratik düzenlemelerin hâlâ sürecin “geçilmeyen eşiği” olmaya devam ettiğini vurguluyor.
Toplumsal destek yüzde 64,4
Araştırmanın kamuoyu bölümüne göre Türkiye genelinde yeni süreci destekleyenlerin oranı yüzde 64,4. Karşı çıkanların oranı yüzde 24,8, kararsızların oranı ise yüzde 10,8 olarak ölçüldü.
Destek oranı siyasi parti seçmenleri arasında önemli farklılıklar gösteriyor:
- DEM Parti seçmeni: %91,2
- AK Parti seçmeni: %83,3
- MHP seçmeni: %75
- CHP seçmeni: %50
- İYİ Parti seçmeni: %18,2
Rapora göre Kürt seçmen ile Cumhur İttifakı seçmeninde destek yüksek seviyelerde seyrederken, en belirgin muhalefet İYİ Parti tabanında görülüyor.
“Süreci kim başarıya ulaştırabilir?”
Araştırmada katılımcılara süreci başarıyla sonuçlandırabilecek siyasi aktörler de soruldu.
Buna göre ilk sırada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yer aldı. Katılımcıların yüzde 39,9’u bu ikilinin süreci sonuçlandırabileceğini düşünüyor.
Onları sırasıyla:
- Ekrem İmamoğlu – Özgür Özel: %16,5
- Selahattin Demirtaş: %12,3
- Mansur Yavaş: %9,1
izledi.
Katılımcıların yüzde 22,2’si ise bu konuda görüş belirtmedi.
Toplum artık somut adım bekliyor
Rapora göre süreç üç farklı toplumsal evreden geçti.
İlk dönemde kamuoyunun yüzde 58’i gelişmeleri geçici siyasi hamle olarak değerlendirirken, Meclis’teki temaslar ve siyasi görüşmeler sonrasında güvensizlik oranı yüzde 32’ye geriledi.
Bugün ise katılımcıların yüzde 68’i, sürecin geleceğini açıklamalardan ziyade çıkarılacak yasalar ve atılacak somut siyasi adımların belirleyeceğini düşünüyor.
Kürtlerde silahsızlanma beklentisi daha yüksek
Araştırma, silahsızlanmaya ilişkin beklentilerde Türk ve Kürt seçmen arasında dikkat çekici fark bulunduğunu ortaya koyuyor.
Kürt seçmenin yüzde 66,6’sı mevcut süreç sonunda örgütün silah bırakacağına inanırken, bu oran Türk seçmende yüzde 42 seviyesinde kaldı.
Anadil ve hak taleplerinde dikkat çekici değişim
Rapora göre Kürt seçmenin en önemli talebi yüzde 88,4 ile anadilde eğitim ve kültürel haklar oldu.
Türk seçmen açısından ise dikkat çekici değişim, silahsızlanma şartına bağlı olarak anadilde eğitime verilen destekte yaşandı. Bu desteğin yüzde 35’ten yüzde 52’ye yükseldiği belirtildi.
Araştırmada ayrıca Türk seçmenin büyük çoğunluğunun Kürtleri “eşit yurttaş”, “komşu” ve “akraba” olarak kabul ettiğini ifade ettiği, ayrımcı söylemlere destek verenlerin oranının ise yüzde 10’un altında kaldığı aktarıldı.
Bölgesel gelişmeler belirleyici görülüyor
Rapor, sürecin yalnızca Türkiye içindeki siyasi gelişmelerden etkilenmediğini, Suriye ve Irak’taki gelişmelerin de kamuoyu tarafından yakından takip edildiğini ortaya koyuyor.
Katılımcıların yüzde 54,2’si, Suriye’de SDG ile Şam yönetimi arasındaki ilişkinin Türkiye’deki sürecin başarısını doğrudan etkileyeceğini düşünüyor.
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile sürdürülen ilişkilerin sürece olumlu katkı sağladığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 61,8 olarak ölçüldü.
“Silahsızlanma gerçekleşti, demokratikleşme tartışması sürüyor”
Raporun yönetici özetinde ise siyasi sürece ilişkin dikkat çekici bir değerlendirme yer alıyor. Buna göre süreçte silahsızlanma konusunda tarihi bir aşamaya gelinmesine rağmen, hukuki ve demokratik reformların henüz aynı hızda ilerlemediği belirtiliyor. KSC, bundan sonraki dönemin başarısının büyük ölçüde TBMM’de yapılacak yasal düzenlemeler ve demokratikleşme adımlarına bağlı olacağını vurguluyor.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.