Elon Musk’ın Twitter’ı satın alması, kullanıcıları alternatif arayışına iter mi?

Twitter etrafında dönen tartışmaların temelinde merkeziyetçilik problemi yatıyor. Bu dün de böyleydi, fakat bugün, artık Elon Musk’ın eline geçmiş bir Twitter’da merkeziyetçiliğin çok daha büyük bir sorun olacağı, çok daha fazla tartışmaya sebep olacağı açık. Birçok Twitter kullanıcısının zaman içerisinde merkeziyetçiliğin yarattığı problemlerden dolayı Mastodon ve benzeri sosyal medya platformlarına geçeceğini öngörmek mümkün.

Jack Dorsey, Noah Glass, Biz Stone ve Evan Williams, Mart 2006’da Twitter’ı kurarken muhtemelen birkaç yıl sonra ulusal ve uluslararası siyasette geleneksel medyadan daha etkili hale gelecek bir platform oluşturduklarının farkında değillerdi.

İlk çıktığında “İnternetin SMS’i” olarak adlandırılan ve 140 karakter sınırı, görsel/video paylaşımına imkân tanımayan yapısı sebebiyle birçokları için gelecek vaat etmeyen bir projeydi Twitter.

Fakat öyle olmadı, Twitter küresel çapta çok büyük bir etki yarattı. Orta Doğu’da Arap Baharı, Ukrayna’da Turuncu Devrim, Türkiye’de Gezi Parkı protestoları, Black Lives Matter olayları, Mee Too hareketi ve ABD Kongre baskını, Twitter’ın dünyaya etkileri faslında akla gelen ilk örnekler olarak sayılabilir.

Günümüzde Twitter sadece bir sosyal medya platformu değil, aynı zamanda bir kişiselleştirilmiş haber/haberleşme platformu. 

Belediyeler, belediye başkanları, devlet başkanları, bakanlar, bakanlıklar, kurumlar, şirketler ve elbette bireyler… Hepsi en önemli açıklamaları yapmak için, en önemli haberleri duyurmak için Twitter’ı tercih ediyor (her ne kadar eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak istifasını Instagram’dan duyurarak farkını ortaya koymuş olsa da).

Belediyeler, kaymakamlıklar, valilikler, bakanlıklar ve devlet başkanlarının Twitter kullanımları üzerinden ortaya çıkmış bir ‘Twitter diplomasisi’ kavramı var artık hayatımızda.

Bunun en somut ve etkili örneğini, Rusya’nın 24 Şubat’ta işgale giriştiği Ukrayna’nın devlet başkanı Vladimir Zelensky’nin Twitter’ı aktif biçimde kullanımında gördük.

Hatta Zelensky’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından Boğazlar ile ilgili yaptığı paylaşım neredeyse Türkiye için bir kriz çıkartıyordu.

Böylesine önemli bir platform, aynı zamanda çokça eleştirilere de maruz kalıyor; bunların başında da sınırlanan/kapatılan hesaplar geliyor.

Twitter, kendisine gelen şikâyetler doğrultusunda ya da kendisi inisiyatif kullanarak bazı hesapları ve hatta bazen kişileri platformdan tamamen dışlayabiliyor.

Bunun en net örneği, ABD’deki Kongre Baskını’ndan sonra Donald Trump’ın Twitter tarafından engellenmesinde görülmüştü. Twitter, daha sonra ne engellediği hesabı iade etmiş ne de Trump’a başka bir hesap açma izni vermişti. Bu o dönem ifade özgürlüğü kapsamında çokça tartışmaya sebep olmuştu.

Twitter’la ilgili bir başka eleştiri konusu ise fake/bot hesaplarla yeteri kadar mücadele etmediği yönünde.

Şirket her ne kadar bu konuda mücadele ettiğini söylese de, kimi siyasi partilerin ya da siyasetçilerin trol ağlarının olduğu bilinen bir gerçek ve bu da yeterli mücadelenin gösterilmediğinin kanıtı niteliğinde.

Bir başka eleştiri konusu da Twitter’ın algoritmaları…

Tüm bu tartışmaların yanında, Twitter son bir haftadır bambaşka bir konuyla dünyanın gündeminde: Dünyanın en zengin iş insanlarından, Space X ve Tesla’nın kurucusu Elon Musk’ın platformu 44 milyar dolar karşılığında satın almasıyla.

Bundan böyle Twitter etrafında dönen tartışmalar bambaşka bir zemine oturacak gibi görülüyor.

Zira Twitter artık neredeyse her hareketi, her sözü dünya çapında haber olan ‘çılgın’ bir milyarderin sahibi olduğu bir platform.

Musk, kendisi gibi ‘çılgın’ olan bu yatırımı ‘ifade özgürlüğünü sağlamak’ gibi ulvi bir amaç için yaptığını ifade etse de bu konuda pek inandırıcı bulunmuyor.

Musk, Twitter’ı satın almadan önce yaptığı son paylaşımda “Umarım en kötü eleştirmenlerim bile Twitter’da kalır, çünkü ifade özgürlüğü bu demektir” demiş. Satın aldıktan sonra yaptığı ilk açıklamada ise “İfade özgürlüğü, işleyen bir demokrasinin temel taşıdır ve Twitter, insanlığın geleceği için hayati önem taşıyan konuların tartışıldığı dijital şehir meydanıdır” ifadelerini kullanmıştı.

Ne var ki bu bol soslu ifade özgürlüğü açıklamaları, daha ilk günden Musk’ın başını ağrıtmaya başladı.

ABD’de Trump’ın destekçileri başta olmak üzere, tüm dünyada hesabı kısıtlanan/silinen kişiler ve onların destekçileri bunun ifade özgürlüğüne aykırı olduğu gerekçesiyle hesaplarının iade edilmesini Musk’tan talep ediyor.

Musk bu taleplerden bunalmış olacak ki, önceki gün (26 Nisan) ifade özgürlüğü ile ilgili vaatlerine açıklık getirmek ve kendi ifade özgürlüğü anlayışını açıklamak zorunda kaldı:

“İfade özgürlüğü ile sadece yasaya uygun olanı kastediyorum. Ben kanunların çok ötesine geçen sansüre karşıyım. İnsanlar daha az konuşma özgürlüğü istiyorsa, hükümetten bu yönde yasalar çıkarmasını isteyeceklerdir. Dolayısıyla hukukun dışına çıkmak halkın iradesine aykırıdır.”

“Twitter’ın halkın güvenini hak etmesi için, politik olarak tarafsız olması gerekir; bu, etkin bir şekilde aşırı sağı ve aşırı solu eşit derecede üzmek anlamına gelir.”

Görülebileceği gibi Elon Musk ifade özgürlüğü konusunda göreve gelmeden önce bol vaatte bulunup göreve geldikten sonra ‘gerçek hayatta işler öyle yürümüyor’ diyen taşra siyasetçileri gibi davranıyor.

Bu da Twitter’da ‘sansürün’ öyle ya da böyle devam edeceğini gösteriyor; bunun kimin lehine ya da aleyhine işleyeceğini kestiremesek de.

Peki Elon Musk yönetimindeki Twitter, fake/bot hesaplar konusunda bir adım atacak mı?

Bunun işareti sayılabilecek bir tweet’i Musk yine önceki gün (26 Nisan) paylaştı.

Kendisini etiketleyip, dünyanın önde gelen gazetelerinden New York Times’ın 53 milyon takipçisi olmasına rağmen paylaşımlarının genelde 50 RT civarında kaldığını ve bu oranın çok dengesiz olduğunu söyleyen bir takipçisine cevap veren Musk, “Evet bunu ben de fark ettim, oldukça garip” dedi. Dedi ve böylece NYT’nin fake takipçileri olduğunu ve belki de bunları satın aldığını ima etti. Fakat bu konuda ne yapacağı ile ilgili bir şey söylemedi.

Elon Musk’ın satın alması ile birlikte Twitter’da yeni tartışmalar da ortaya çıkacak. Örneğin Facebook–Cambridge Analytica skandalının yenilerinin yaşanma ihtimali akla gelen ilk soru işaretlerinden biri.

https://www.netflix.com/title/80117542

Sonuçta milyarder bir iş insanının, dünyanın en büyük sosyal medya platformunu hem de 44 milyar dolar ödeyerek satın almasını sadece ‘ifade özgürlüğü mücahitliği’ ile açıklamak pek yeterli/ikna edici olmayabilir.

Görüldüğü üzere Twitter etrafında dönen tartışmaların temelinde merkeziyetçilik problemi yatıyor. Bu, dün de böyleydi fakat bugün, artık Elon Musk’ın eline geçmiş bir Twitter’da merkeziyetçiliğin çok daha büyük bir sorun olacağı, çok daha fazla tartışmaya sebep olacağı açık.

Musk’ın sineklerle mücadele edip başarılar elde etme ihtimali var fakat asıl sorunu, merkeziyetçilik sorununu tümden çözme, yani bataklığı kurutma ihtimali bu şartlar altında yok. Bu da sosyal medyada kullanıcıların merkeziyetsizlik arayışına sebep olabilir.

Tam bu noktada karşımıza son zamanlarda popülaritesi hızla artan bir platform çıkıyor: Mastodon.

Mastodon, Twitter’ın açık kaynaklı ve dağıtık mimariye ait bir versiyonu olarak ortaya çıkan ‘merkezileşmemiş’ bir sosyal medya platformu.

Reklamsız olması, 500 karakterlik gönderiye imkân tanıması, kronolojik zaman tüneli gibi farklılıklarının yanı sıra Mastodon’u Twitter’dan ayıran en temel fark uygulamayı kendi sunucunuza kurup, yapılandırmasını yapıp bir Mastodon sunucusu olarak yayınlayıp kullanıma açabiliyor olmanız.

Biraz karışık gelmiş olabilir. Daha basit bir anlatımla; bu sistemde herkes kendi sunucusunu kurabiliyor ve Mastodon ağına dahil edebiliyor. Böylece diğer ticari firmaların kullanıcı iletişimini tekelinde tutmasının önündeki riskler de kaldırılmış oluyor.

Birçok Twitter kullanıcısının zaman içerisinde merkeziyetçiliğin yarattığı problemlerden dolayı Mastodon ve benzeri sosyal medya platformlarına geçeceğini öngörmek mümkün.

Zira, Daily Mail’de yayınlanan bir habere göre “Elon Musk’ın satın alma haberinin ardından binlerce hoşnutsuz Twitter kullanıcısı Mastodon’a akın ediyor!”

https://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-10759621/Thousands-disgruntled-Twitter-users-flocking-rival-social-network-Mastodon.html

Habere göre Mastodon, Twitter’ın Elon Musk tarafından satın alındığı gün 30 bin yeni kullanıcı kazandı. Öyle ki; Mastodon’un Almanya doğumlu kurucu CEO’su Eugen Rochko gelen yoğun akımın ardından platformun sunucularında aksama meydana geldiğini açıkladı.

Fakat gidişatın bu şekilde olmayacağını düşünenler de var. Örneğin Alman gazeteci Stephen Dörner, Mastodon’a akın hakkında karamsar olanlardan:

“Şimdi bir hafta boyunca #Mastodon’dan tweet atacağız, eski hesapları yeniden etkinleştireceğiz veya yenilerini oluşturacağız, sonra beş ila on mesaj göndereceğiz ve gelecek hafta her zamanki gibi taze bir şekilde Twitter’a döneceğiz. Bahisler?”

Tarihin Twitter ve Elon Musk için nasıl akacağını yaşayıp göreceğiz fakat önümüzdeki günlerde Mastodon’un ve ortaya çıkabilecek alternatif sosyal medya platformlarının isimlerini daha çok duyabiliriz…