RÖPORTAJ | “HDP’nin önünde iki yol bulunuyor: Muhalefetle uzlaşma, ya da gerilim ve ayrı aday”

Gazeteci Oral Çalışlar yakından izlediği HDP Kongresi ve Selahattin Demirtaş’ın son yazısı hakkında Serbestiyet’in sorularını cevapladı: “Demirtaş’ın çıkışının, Kürt toplumundaki ağırlıklı eğilimi yansıttığını düşünüyorum. Demokrasinin geleceği kritik bir eşikten geçiyor. Bu yalnız Türkler için değil, tüm halk için geçerli. Selahattin Demirtaş işte bu gerçeklerden hareket ederek birlik çağrısı yapıyor. Karşılığının olduğunu da biliyor.”

HDP eski eş başkanı Selahattin Demirtaş T24 sitesindeki yazısında, HDP kongresindeki genel havadan farklı bir yaklaşım sergiliyor. Muhalefetle uzlaşmanın hayati önemine dikkat çekiyor, bu yeni bir durum mu?  

HDP’nin önünde iki çizgi, iki yol net bir şekilde duruyor. Selahattin Demirtaş’ın HDP kongresini değerlendiren yazısında bu çizgi farklılığı iyice netlik kazandı.

Önümüzde kritik bir seçim bulunuyor. Kürtler bu seçimin önemli aktörlerinden. Tercihleri geleceğimizi etkileyecek. Muhalefetin çok parçalı olması, muhalefet içindeki kritik dengeler HDP ile ilişkilerde bir rol oynuyor. Kılıçdaroğlu liderliğinde CHP, Kürt meselesinde ve HDP ile ilişkilerde hassas bir çizgi izliyor. Çözüm için muhatap olarak HDP’yi gördüğünü ifade ediyor. Bununla birlikte, muhalefetin önemli ortaklarından olan İYİ Parti’deki (potansiyel) milliyetçi tutumu da hesaba katarak ilerlemek istiyor. Bu noktada bir sıkıntı olduğunu gören iktidar, İYİ Parti-HDP çelişmesi üzerinden siyaset geliştiriyor.

HDP’nin ‘kendi adayımızla çıkarız’ tezine karşı Demirtaş bu yazısıyla ne demiş oluyor?

HDP’ye destek veren bazı çevreler de CHP’yi bu noktada sıkıştırıyor. “Tercihini yap” diyerek baskısını artırıyor. Muhalefete yakın bazı medya organlarında ve bir kısım çevrede “Kürtleri dışlıyorlar” söylemi, HDP’lileri daha sert çıkışlar yapmaya teşvik ediyor.

HDP’nin hapisteki eski genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın uyarısı ise şöyle: “Kendi hassasiyetlerimize saygı beklediğimiz her yerde, başkalarının hassasiyetlerine gerekli saygıyı göstermek zorundayız.”

Demirtaş PKK ile araya sınır çeken bir çıkış daha yapıyor: “Siyasetin ve şiddetin bir arada olamayacağını (…) sorunlarımıza Türkiye’nin bütünlüğü içinde çözüm aradığımızı ve onurlu bir barış için ciddiyetle çalıştığımızı tüm Türkiye’ye (…) anlatmamız gerekir” diyor.

Nedir çözüm formülü? Çözülebilir mi bu düğüm?

Demirtaş’ın çözüm formülü şöyle: “Ortak dil, medyanın ortak kullanımı, ortak sloganlar, ortak eylem ve etkinlikler, ortak çözüm projeleri ve en nihayetinde ortak adayla sahaya çıkılırsa emin olun, seçim en az 80’e 20 kazanılır.”

Onun söylediklerini şöyle de özetleyebiliriz: “Muhalefetle gerilimi tırmandıran ve seçimi riske atacak bir çizgiyi tercih etmeyelim. Onların hassasiyetlerini de hesaba katalım. Birlikte hareket edelim ve seçimi kazanalım.”

Peki, HDP bundan sonra ne yapar?

Hatırlayalım: Yerel seçimlerde, Kürt seçmenlerin muhalefet adaylarına oy vermemeleri için ters tepen bazı girişimlerde bulunulmuştu. Seçimlerden sonra “Biz bundan ne elde ettik?” soruları sorulmuştu. “Büyükşehirler kazanıldı da ne oldu, Kürtlere bir faydası mı oldu?” şikâyetleri bazı çevrelerde halen sürüyor.

Demirtaş’ın çıkışının, Kürt toplumundaki ağırlıklı eğilimi yansıttığını düşünüyorum. Kürt seçmen toplumdaki sıkıntıları birlikte yaşıyor. Çoğunluğun yaşadığı temel sorunları Kürt seçmen de aynı şekilde hissediyor. Benim gelişmiş ve evrensel standartları yakalamış bir Türkiye’den ne kadar çıkarım varsa, Kürt’ün de aynı oranda var. Demokrasinin geleceği kritik bir eşikten geçiyor. Bu yalnız Türkler için değil, tüm halk için geçerli. Selahattin Demirtaş işte bu gerçeklerden hareket ederek birlik çağrısı yapıyor. Karşılığının olduğunu da biliyor.

Kürt seçmenin Demirtaş’ın çıkışına daha paralel düşündüğünü söyleyebilirim.