10 Ekim 2015’te, gösteriye saldıran IŞİD'li iki canlı bomba, Ankara Garı önünde, 107 kişinin ölümüne neden olmuştu. 4 ay sonra, 17 Şubat 2016'da, Ankara Merasim Sokak’ta, PKK'nın örgütlediği otomobilli canlı bomba, 29 kişiyi; bir ay kadar sonra da, yine PKK'nın örgütlediği iki canlı bomba, Ankara Kızılay'da, Güvenpark önünde, 37 kişiyi katletti. Her üç olayda da onlarca kişi yaralandı, insanlar sakat kaldı. Bunların üçü de, vahşi birer siyasi cinayet. Tüm ülkeye darbe vurdu, hayat altüst oldu. Silahsız insanlar hedef alındı.
Yıldönümleri
Dün 10 Ekim'in yıldönümüydü. Mitinge katılan siyasi gruplar, sivil toplum örgütleri, yakınlarını kaybeden yüreği yaralı aileler, katliamı protesto için sokaklara çıktılar, gösteri yapmak istediler. Ülkenin bir çok yerindeki gösterilerde gerilimler yaşandı, göstericilerin bir kısmı gözaltına alındı. Ülkemizdeki iç barışı (yani hepimizi) hedef alan vahşi katliam, bir kenetlenme vesilesi olamadı. Tam tersine, kutuplaşmanın derinleşmesini kışkırtan bir gün yaşandı. PKK'nın arkasında olduğu saldırılara gelince: “Bu saldırıları ortaklaşa kınayacak bir olgunluk ne zaman gelişecek?” sorusunu sormak şart: Merasim Sokak ve Güvenpark önündeki saldırıları da anmak için aynı kesimler sokağa çıkmak isteyecek mi?
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.