Türkiye'nin Osmanlı'dan bu yana yüzü Batı'ya dönük. Bu tercih, “yanlışlıkla” veya “öylesine” yapılmış bir tercih değil. Ecdadımız, gelişmeyi ve ilerlemeyi orada gördü, izledi ve oranın parçası oldu.
İslamiyetin Hazreti Muhammed ve sonrasındaki gelişmesine baktığımız zaman, İslam medeniyetinin de Batı'yı önemsediğini görürüz.
Osmanlı'nın dağılma yıllarında, aydınların önemli bir kesimi, Batı aydınlanmasını, rehber olarak gördü. “Tanzimat modernleşmesi” de, “Cumhuriyet yenilikçiliği” de; rehber olarak Batı'yı örnek aldı.
Tepki ve beğenme bir arada
Bu ilişki; siyasi, kültürel, sosyolojik ve psikolojik etkilerle birlikte yürüdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "kültürel iktidar olamadık" şeklindeki değerlendirmesiyle, bir anlamda, bu yönelimin yarattığı hegemonyadan şikayet etti. Bu gerçeklik, siyasi manevralarla değişebilecek bir gerçeklik değil. Çünkü çok köklü.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.