16 Nisan için şunu söylemek mümkün: Güneydoğu dışında, AK Parti, ülkenin her yanında, 1 Kasım 2015 seçimlerindeki performansının gerisinde kaldı. (Şunu da eklemek gerek: Güneydoğu'da, şartlar eşit değildi. Yönetim kademelerinin tümünün hapiste olmasına rağmen, yine de "hayır" oylarının yüksek çıkması, HDP'nin etkisinin yabana atılamayacağını gözler önüne seriyor.)
AK Partililer, bunca oy kaybını öngörebildiler mi? Farkında oldukları; propaganda kampanyasına aşırı asılmalarından anlaşılıyordu. Parti içinde bir kesimin, anayasa değişikliğindeki mantığı içine sindiremediği, belliydi.
Bir kesim "hayır" derken, bazıları da geçmişin hatırına değişikliğe "kerhen" destek verdi. AK Partililerin bir bölümü, kafalarındaki soru işaretleriyle, yarı-gönüllü sandığa gidip, "evet" dedi. Tablonun iktidar partisi açısından sanıldığından daha uyarıcı olduğunu söyleyebiliriz.
İdam cezası
Cumhurbaşkanının, 16 Nisan gecesi, yeniden "idam" konusunu gündeme getirmesi, bu tablo içinde ne anlama gelebilir? Sonuçların yarattığı hayal kırıklığını örtme ve tabanı yeniden kenetleme çabası mı bu?
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.