Kemal Kılıçdaroğlu’nun, AK Parti’ye yönelik “Başkanlık sistemini getirmek için kan dökmeniz gerekir” ifadesi, ortalığı karıştırdı. Bir TV kanalındaki yorumcu, “Gündemde kalmak için böyle yapıyor” değerlendirmesinde bulununca, düşündüm. Nisan ayında da, “önüne yatmak” ifadesi, günlerce gündemi meşgul edebilmişti. Sadece Kılıçdaroğlu değil, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, bütün liderler, gerginliği tırmandıran, kamplaşmayı azdıran bir dil kullanmayı, “siyaset tarzı” olarak benimsemiş durumda. Bahçeli de, muhalifleri için “ezeriz” deyimini kullanırken aynı yolu izliyordu.
Türkiye’de bir gerçek gündem var, bir de liderlerin oluşturduğu ve tırmandırdığı gündem… Yeni anayasaya, Güneydoğu’da sürüp giden çatışma ortamının normalleşmesine, vize konusunda engelleri aşmaya ihtiyacımız bulunurken, biz “kan dökmek”, “AB kendi yoluna gitsin biz kendi yolumuza” havalarındayız. AB’nin, diğer Batılı müttefiklerin, PKK/PYD’ye yönelik tutumunu eleştirebiliriz. Vize konusundaki çelişkili yaklaşımlara haklı olarak öfkelenebiliriz. Cumhurbaşkanı’nın, hemen her gün, AB aleyhtarı bir konuşma yapmasıysa, bu konulardaki sorunların çözümüne katkı sağlamıyor. Terörle Mücadele Kanunu'nun değişmesine karşı bir duruş sergilemek farklı, hemen her gün bu konu üstünden polemik üretmek farklı şeyler… İçeride yaratılan gerilimi dışarıya da taşırma gayretinin, bu ülkeye bir fayda sağladığına tanık olmadık.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.