İslamın iddiası nedir, insanlara ne teklif eder sorusu hiçbir dönemde önemini kaybetmiyor. Özellikle de gençlerle konuşurken bu konularda kafaların bir hayli karışık olduğunu görmek mümkün. Adalet duygusunun zayıfladığı dünyada, insanlarda benzeriyle yaşama eğilimi güçlenirken bir dinin, müntesipleri kadar tabi olmayanlara ne vaat ettiği de önemli. Günümüz dünyasında halklarda kendini başka olanlara kapatma eğilimi giderek artıyor. Bir yandan da yaman bir mesele olarak vatansız, milliyetsiz hatta evsiz insanların sınırları zorlayışına tanık oluyoruz.
İslam dünyasından Batı’ya akış analiz edilirken Batı’nın işgalci, savaşçı, emperyal, adaletten uzak tutumu gündeme gelecek elbette ama buna verilecek cevap intikam dışında bir şey olmalı. İslam dünyası neden saldırıların ve yıkımların hedefi en az yüz yıldır? Tarihte yaşanmış meseleleri çatışmaları, günümüze taşımaktan ve sürdürmekten neden kaçınamıyoruz? Doğal halimize kalsa gündelik hayatta insanın kimliğine kültürüne diline bakmaksızın eşit ve adil davranma geleneğimizi hangi noktada yitirebiliyoruz? Peki vahyi bilgi ve aydınlanma yeterince net değil mi ki İslam dünyasında aynı ayetlerden taban tabana zıt çıkarımlarda bulunmak söz konusu olabiliyor?
Bunun gibi sayısız soru üzerine tekrar düşünülmeyi bekliyor. Yaşadığımız kötülüklerin, basiretsizliklerin, çatışmaların çözümü için aynaya bakmak Batı’nın egemenlikle ilgili ihtiraslarına ve komplocu tavırlarına bel bağlamaktan daha verimli olacaktır.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.