Sahar Khalifa’nın Al Subar-Kudüs Güncesi’ni okuduğumda Filistin meselesi üzerine yeni bir sayfa açılmıştı zihnimde. Haberlerden ibaret görülen, bir görünüp bir kaybolan acının gerçek insanları vardı ve onlardan tamamıyla habersizdik. Zalimane denklemlerde sayıya dönüşen insanlardan nice kalp atışları kaydetmişti defterine: “Öfkenin kazanları kaynıyor, yeryüzü soğuğun sertliğinden ölüyor, kavrulmuş kahve kokusu. Arapların Zeki Müren’i Ferid el Atraş şarkı söylüyor: Geri geldin ey doğum günüm! Geri geldin ah kahrolası gün.”
Bir Hristiyan Arap olan Fawaz Türkî’nin anılarını okuduğumda da etten kemikten Filistinli insana dokunmanın girdabına kapılmıştım. Çocukluğumda Hayfa’dan çıkarılırken Filistinli değildim ama şimdi öyleyim diyen adamın fırtınalarına. Okuduğum sayısız teorik kitap bana haksızlığın ve dünyanın bütün şizofrenisinin kaynağının burası olduğunu, Batı’nın Yahudi ve İslam dünyası kurgusunun sonuçlarını gözler önüne seriyordu. Fakat Filistinlilerin hissiyatını anlamak için yeterli değildi bu okumalar. Filistinli yazar Samir el Youssef ile Yahudi Etgar Keret’in birlikte hazırladığı Gazze Blues mesela, neler olup bittiğini insan içlerinden anlamada çok kıymetliydi.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.