Öğretmen gibi oturmak…

Salonun büyüklüğü oranında katılmanın mecburi olduğu kutlamalarda atılan hamasi nutuklar sadece katılanların uykusunu getirmiyor, aynı zamanda devletin insanlar üzerindeki ‘mutlak’ gücünü de gösteriyor. Vali de kendini mutlak güç olarak gördüğü için, bu güce karşı olunacak her türlü hareketi saygısızlık olarak görüyor haliyle…

26.11.2019 14:03
Tuncer-Köseoğlu
DAHA DA YAZMAM
tuncerkoseoglu@gmail.com

 

12 Eylül darbecilerinin ülkemize armağan ettiği günlerden biri olan ve ilk olarak 24 Kasım 1981 yılında kutlanan ‘Öğretmenler Gününü’ bir kez daha ifa etmenin coşkusuna bu kez Konya Valisi damga vurdu. Türk eğitim tarihine devrim niteliğine geçecek ‘Öğretmen gibi oturmak' kavramını sokan sayın valiye bu memleket şükran borcunu elbet bir gün ödeyecektir. Şu anda tam olarak kıymeti bilinmese de…

 

Konya Valisi Cüneyit Toprak, katılımın öğretmenler tarafından mecburi olduğu 24 Kasım Törenleri sırasında konuşma yaparken bacak bacak üstüne atan kişiye dönerek “Sen öğretmen misin? Öğretmen gibi otur” demesi memleket insanının tepkisine neden oldu. İki gündür bunu tartışıyor ahali. Açıkçası ben bu tepkilere bir anlam veremedim. Devletin koca valisi konuşurken bir öğretmenin bacak bacak üstüne atarak konuşmayı dinlemesi ne haddine! Gerçi, bu bacak bacak üstüne atan kişinin öğretmen değil de yerel gazetenin muhabiri olduğunu öğrendiğimizde memleket ahalisi olarak rahatladık. Ya öğretmen olsaydı, halimiz nice olurdu, yap boz tahtasına dönen eğitim sistemimize bir de ‘bacak bacak üstüne’ atma mevzusu girerdi ki, sistemi yeniden sıfırlama ihtiyacı hasıl olabilirdi. Şimdi işimiz kolay, ders kitaplarına ‘öğretmen gibi oturmak' kavramını detaylı anlatır, resimli bir şekilde koyarsak saygısız bir nesil yetiştirmekten kurtuluruz! 

 

Konya Valisi’nin törende bacak bacak üstüne atan kişiye gösterdiği tepki, şu anda memleket üstüne estirilen havanın bir yansıması. Vali de o anlayışın bir uygulayıcısı olarak, gereğini yerine getirdi. Ak Parti’nin iktidarda kaldığı süre içinde nasıl dönüştüğünü, kendisini yenilemek yerine kolayı seçip nasıl devletleştiğini de görürüz bu valinin tepkisinde. Kazada ölen yakınlarının haklarını arayan ailelerine yöneltilen polis copunda görürüz, hemen hemen her gün bir kadının öldürüldüğü memleketimizde 'kadına şiddete hayır’ diyen kadınlara yöneltilen silahta da görürüz.  Biat etmeyen, hakkını aramaya çalışan herkesin bir şekilde baskı altına alınmasında da. Seçimle gelen belediye başkanlarının yerine ‘kayyım’ atanmasına ülkenin büyük bir çoğunluğunun ses çıkaramaz hale gelmesinde de. Devletin değil halkın iktidarı olacağını iddia eden bir partinin nasıl devletleştiğini anlatır bize o bacak bacak üstüne atma olayı.

 

12 Eylül darbecilerinin kurbanı olarak kaç öğretmenin hapislere tıkıldığı,öğretmenliği elinden alındığı konusunda tam bir veri olmadığı gibi, 24 Kasım Öğretmenler Gününü ne amaçla getirdiklerini bilmiyorum ama aradan 40 yıla yakın süre geçmesine karşın istediklerine ulaştıklarını söyleyebilirim. Baş Öğretmen Atatürk’ün önderliğinde senede bir gün de olsa öğretmenliği kutsallaştırarak eğitim sistemimizdeki sorunları görmezden geliyoruz. Her konuda olduğu gibi eğitim konusunda da uygulanan, başarıya ulaştığında kendilerine, ulaşmadığında Allaha havale edilen “Denk Getir Allah’ım” sisteminde sorunları görmezden gelmenin yeridir bu kutsallaştırmalar…

 

Eğitenlerin,eğitilmesi sorunumuz var en başta. OECD ülkeleri arasında her sene yayınlanan PİSA  (öğrencinin okuduğunu anlaması) raporlarına göre 72 ülkeden 50. Sıradayız. Bu raporlar eğitim camiasının canını sıkmış olacak ki kendi yerli ve milli PİSA raporumuzu yaptık. Sonuç: 8. sınıf öğrencileri dört işlemi yapamıyor. Daha da önemlisi çocuklarımızın Türkçe bilmediklerini de bu raporla öğrendik! Eğitim Fakültelerinden mezun olan öğretmen adaylarının öğretmenlik yapmadan emekliye ayrılmaları da başka bir mesele. Neredeyse her mahalleye açılan üniversiteler sayesinde çoğalarak artan üniversiteli gençlerimizin işsizler ordusunun neferi olmasını da görürüz sorunlar arasında... İşte bunların hepsini çözüyor bu kutlamalar. Salonun büyüklüğü oranında katılmanın mecburi olduğu kutlamalarda atılan hamasi nutuklar sadece katılanların uykusunu getirmiyor, aynı zamanda devletin insanlar üzerindeki ‘mutlak’ gücünü de gösteriyor. Vali de kendini mutlak güç olarak gördüğü için, bu güce karşı olunacak her türlü hareketi saygısızlık olarak görüyor haliyle…

 

Halkın iktidarı olmayı çoktan bırakarak devletleşen ve onun ceberut halini her başı sıkıştığında gösteren Ak Parti iktidarının önünde şu anda büyük bir fırsat var. Konya Valisi’nin açtığı yoldan giderek, ‘bacak bacak üstüne atmayı’ yasaklayabilir. Büyüklerinin sözlerini elleri dizinde dinleyen ‘saygılı, biat eden’ nesiller yetiştirilebilir. Benim aklıma takılan bir mevzu var, ‘ öğretmen gibi oturmak’. Onu da Konya Valisi çözer. Al sana bir 20 yıl daha sürecek “Denk Getir Allah’ım Sistemi.” Bu böyle gider mi, denk gelmediği durumlarda insanlar ‘Allaha’ havale etmeyi bırakır mı? O kadarını da iktidar düşünsün der, bacağımı bacağımın üstünden indiririm…

 

 

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.