Abdülkadir Selvi, Hürriyet'te dün AK Parti cephesindeki referandum değerlendirmelerini aktarmış: "İlk günlere rağmen kampanya dili önemli ölçüde değişti ama hâlâ AK Parti’ye özgü kucaklayıcı ve kapsayıcı bir dilin hâkim olduğunu söylemek mümkün değil."
Anketleri, seçmen eğilimlerini masaya yatıran AK Parti’de sonuçlara ilişkin bir gerginlik yaşandığı ortada… “Kucaklayıcı ve kapsayıcı dil” meselesine gelince: Neredeyse her gün bir ülkenin büyükelçisi ya da diplomatı Dışişleri Bakanlığı’na çağrılıyor.
Dışarıyla da, içeriyle de, “öfke nöbeti hali” sürüyor. Son olarak, Cumhurbaşkanı'nın dün Kılıçdaroğlu'nu hedef alan "15 Temmuz gecesi havaalanından kaçıyordun" suçlaması, "kapsayıcı dil"le ilgisi olmayan, tersi yönde yeni bir tırmanıştı.
Bu gerilimin, özellikle başlangıçta, bir propaganda biçimi olarak düşünüldüğü ortada. AB ülkelerinin yasaklayıcı tutumu bir fırsat olarak görülmüş olabilir.
Ancak tırmanan gerilimin oy oranlarına "evet" olarak yansıyacağı hesabı, pek sonuç vermiş gibi görünmüyor.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.