İstanbul Modern Müzesi, Guggenheim Müzesi iş birliğiyle yürüttüğü Art Pass üyelik programının 2026 yılında da devam edeceğini duyurdu. Ancak paylaşımda dikkat çeken bir detay, kültür sanat çevrelerinde ve kamuoyunda eleştirilerin odağı oldu.
Müzenin Instagram üzerinden duyurduğu ve Art Pass sahiplerine avantajlar sunan “anlaşmalı müzeler listesi” arasında, İsrail merkezli iki kurumun da yer alması tepki çekti: Tel Aviv Museum of Art, The Israel Museum, Jerusalem.
Çok sayıda sosyal medya kullanıcısı, İstanbul Modern’e çağrıda bulunarak israil müzeleriyle olan iş birliğinin derhal sonlandırılmasını talep etti.
Ödülünü çöpe attı
2024’te “Ayşe” filmiyle Altın Portakal En İyi Yönetmen Ödülü’nün sahibi olan Necmi Sancak, tepki olarak ödülünü çöpe attı.
Sancak, çöpe attığı anları şu notla paylaştı:
“Kazandığım en iyi film ödülünün artık hak ettiği yer burası: Çöp.
Neden mi?
Çünkü bu ödülü bana veren @iksv_istanbul ve onun kurucusu @eczacibasitoplulugu’nun desteklediği @istanbulmodern, Filistin’de on binlerce çocuk katledilirken, soykırımcı İsrail rejimiyle “kültürel işbirliği” yapıyor.
Dünyanın dört bir yanındaki sanatçılar İsrail’i boykot ederken, bizim “en büyük” sanat kurumlarımız bu zulmü aklamanın bir parçası oluyor. Bunu reddiyorum. Sanat, katillerin propaganda aracı olamaz. İnsanlığın onuru, bu plastik parçasından daha değerlidir.
ÇAĞRI: Tüm sanatçı dostlarımı ve vicdan sahibi kamuoyunu, bu ikiyüzlülüğe karşı net bir tavır almaya, İstanbul Modern’i ve İKSV’yi boykot etmeye davet ediyorum.
Sanat direnişin yanındadır, çocukların katledildiği soykırımın değil!”
https://www.instagram.com/reel/DTUtrl5jdo4
Geri adım: İstanbul Modern Guggenheim üyeliğini bitirdi
İstanbul Modern Sanat Müzesi, uluslararası Guggenheim Art Pass programına ilişkin kamuoyunda yükselen eleştirilerin ardından üyeliğini sona erdirdiğini açıkladı.
İstanbul Modern açıklamasında, kamuoyunda oluşan duyarlılığın dikkatle takip edildiği belirtilerek, toplumsal hassasiyetlere saygı gereği Guggenheim Art Pass üyeliğinin sona erdirildiği kamuoyuna duyuruldu. Süreçte yaşanan yanlış anlaşılmalar nedeniyle üzüntü duyulduğu da ifade edildi.
The Israel Museum: Devletin İdeolojik ve Arkeolojik Kalesi
Kudüs’teki İsrail Müzesi, basit bir müze olmanın ötesinde, İsrail Devleti’nin ulusal kimlik inşasındaki en stratejik kurumudur. Doğrudan İsrail Kültür ve Spor Bakanlığı’ndan düzenli ödenek alan bu yapı, devletin “resmi vitrini” olarak işlev görür. Müze, İsrail parlamentosu (Knesset) ve hükümet binalarının hemen karşısında konumlandırılarak devletin yönetim merkeziyle fiziksel olarak da bütünleştirilmiştir. Özellikle işgal altındaki topraklardan çıkarılan arkeolojik buluntuların burada sergilenmesi, müzenin devletin toprak iddialarını tarihsel argümanlarla destekleyen bir mekanizma olduğu eleştirilerini beraberinde getirmektedir. Devlet protokolünün ayrılmaz bir parçası olan müze, yabancı devlet başkanlarının ağırlandığı ve İsrail’in tarihsel anlatısının diplomatik bir araç olarak sunulduğu en üst düzey resmi platformdur.
Tel Aviv Museum of Art: Yerel Yönetim ve Devlet Protokolü Arasındaki Köprü
Tel Aviv Sanat Müzesi, her ne kadar bir belediye kuruluşu gibi görünse de, İsrail’in kuruluş meşruiyetinin kalbi ve hükümetin kültürel diplomasi yüzüdür. Müze, 1948 yılında İsrail Devleti’nin kuruluşunun ilan edildiği yer olması hasebiyle, devletin varoluşsal hikayesinin “doğum hanesi” kabul edilir. Yönetim kurulunda Tel Aviv-Yafo Belediye Başkanı’nın (genellikle iktidar partileriyle yakın çalışan figürler) bulunması ve bütçesinin büyük bir kısmının kamu kaynaklarından sağlanması, kurumu doğrudan siyasi otoriteye bağlı kılar. Hükümetin “Lider Şehir” olarak pazarladığı Tel Aviv’in modern, demokratik ve sanatsever imajını dünyaya servis eden ana mekanizmadır. Bu bağlamda müze, devletin askeri ve siyasi operasyonları sırasında zedelenen imajını onarmak için kullanılan “yumuşak güç” stratejisinin en önemli operasyonel merkezlerinden biri olarak nitelendirilir.













