Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarının temsilcileriyle düzenlenen toplantıda gündemi değerlendirdi.
Fidan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
SDG sorun olmaya devam ediyor. Türkiye olarak bu konuda kararlı politikamız sürecek. Dış politikamızın 2025 yılında etkin sonuçlar ürettiği ortadadır. Ülkemize savunma sanayiinde uygulanan yaptırımların büyük ölçüde kaldırılmasını sağladık. Artık hiçbir ülke dış politikasını önceden planlanmış şablonlara göre yürütecek değil. Çünkü her şey artık belirsiz.
‘İran’da olacak her şey bizi yakından ilgilendirir’
Değerli arkadaşlar biliyorsunuz önceliğimiz hiçbir şekilde güç kullanımına yol açacak duruma gelmemek. Ama maalesef geçtiğimiz aylarda da gördük 12 gün savaşlarında önce İsrail sonra ABD’nin bir saldırısı ile karşı karşıya kaldık. Bu saldırı belli bir yerde durdu. Bunun tekrar etme olasılığının ortaya çıkması tasvip ettiğimiz bir şey değil. Biz sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz. İran’da olacak her şey bizi yakından ilgilendirir. Biz konuyu yakından takip ediyoruz.
Barış süreci için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Uygulamada birtakım zorluklar olacaktır. Bu sürecin sorunsuz geçmesi için, olağanüstü durumların barış sürecini etkilememesi için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.
‘Temennimiz 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması’
Olumlu bir aşamaya geliyoruz, ama riskler ortada, İsrail’in niyeti de ortada. Bunu çözmede, sınırların neler olduğunu biliriz. 4 ülkede iddiası olan, örgütlenmesi olan ve eylemi olan bir örgütün Suriye’deki uzantısının adının SDG/YPG olması çok büyük bir gerçeklik. SDG adına kim görüşmeye giderse gitsin Kandil’den onay almadan bunun hayata geçmeyeceğinin herkes bilincinde. İşler zora da girse, temennimiz bir an önce 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanarak ülkede istikrarın tamamlanması Fırat’ın batısında işgal edilen yerlerin tekrar boşaltılması, unsurların geri çekilmesi… Bu film tekrar tekrar oynanıyor. Şablondan çıkılması lazım artık…
10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması konusunda adım atılmadığı için… Ben şunu söyleyeyim, Suriye hükümetinin bu hususlara ihtiyacı yok. Bu konu hem bizim talebimiz hem kendilerinin programında var. Ülkedeki azınlık ve inanç gruplarının dışlanması ile bir yere gitme şansınız yok. Burada altın oran şu, inanç gruplarının etnik azınlıklarının yönetime dahil olmasıyla, kendilerini ayrı bir küre olarak belirleyip, buradan yönetime dahil olması ayrı şey. Zaten problemin çıktığı yer burası. Bizim istediğimi modern zamanların evrilerek getirdiği anayasal vatandaşlık formülünün… İnsanlar kendi inançlarını yaşarken, aynı zamanda bir bayrağın altında vatandaşı oldukları ülkenin gücünden yararlandıkları bir yapının olması… Refah ve istikrara daha uygun bir yapı olduğu ortada.
‘Halep’te her zaman aynı oyunu görüyoruz’
Fırat’ın batısında, özellikle geçtiğimiz 2024 8 Aralık’tan sonra işgal edilen yerlerin bir iyi niyet göstergesi olarak tekrar boşaltılması, unsurların doğuya çekilmesi hususu gündemde. Yani bu film tekrar tekrar oluyor.
Biz Afrin’den, Resulayn’dan itibaren, Tel Rıfat’tan itibaren, Halep’te her zaman aynı oyunu görüyoruz. Gerçekten iyi niyet gösterisinde bulunmak istiyorlarsa bir diplomasiye dayalı, diyaloğa dayalı bir artık sorun çözme tekniğine girmeleri lazım.













