İsrail’in güneyindeki Negev Çölü’nde bulunan Dimona nükleer tesisi, İran’la büyüyen gerilim ve karşılıklı tehditlerin gölgesinde yeniden uluslararası gündemin merkezine oturdu.
Resmi adıyla Şimon Peres Negev Nükleer Araştırma Merkezi olarak bilinen tesis, İsrail’in onlarca yıldır “nükleer belirsizlik” politikasıyla çevrelediği stratejik yapının kalbinde yer alıyor. İsrail bugüne kadar nükleer silaha sahip olduğunu ne resmen doğruladı ne de açık biçimde yalanladı. Ancak Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün değerlendirmelerine göre ülkenin 80’den fazla nükleer savaş başlığına sahip olduğu tahmin ediliyor.

Dimona tesisi son dönemde özellikle uydu görüntülerine yansıyan yeni inşaat faaliyetleriyle dikkat çekiyor. Uzmanlar, görüntülerde görülen büyük siyah yapının yeni bir reaktör olabileceğini değerlendiriyor. Middlebury Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nden nükleer silahsızlanma uzmanı Jeffrey Lewis, yapının büyüklüğüne dikkat çekerek bunun sıradan bir bina olmadığını söylüyor.
İsrail’in nükleer programının temellerinin, ülkenin kuruluşundan kısa süre sonra, Holokost’un ardından ve Arap ülkeleriyle yapılan savaşların yarattığı güvenlik algısı içinde atıldığı belirtiliyor. İsrail yönetimi, yalnızca konvansiyonel askeri gücün caydırıcılık için yeterli olmayacağı sonucuna vararak çok daha güçlü bir güvenlik şemsiyesi kurmaya yöneldi.
Bu yaklaşım zamanla İsrail’in yalnızca kendi nükleer kapasitesini korumakla kalmayıp, bölgedeki başka ülkelerin de benzer kapasite edinmesini engellemeye çalışan çizgisine dönüştü. “Begin Doktrini” olarak bilinen bu anlayış çerçevesinde İsrail, 1981’de Irak’taki Osirak reaktörünü, 2007’de ise Suriye’de El Kibar tesisini vurmuştu. İran’ın nükleer programına yönelik saldırılar da bu çizginin devamı olarak görülüyor.
Dimona’nın gerçek işlevine dair en çarpıcı bilgilerden biri, 1986 yılında tesiste görev yapmış eski teknisyen Mordechai Vanunu’nun sızdırdığı fotoğraflarla ortaya çıkmıştı. Vanunu, plütonyum bileşenlerine ve termonükleer bomba modeline ilişkin görüntüleri Sunday Times’a vermiş, haber yayımlanmadan kısa süre önce Roma’da Mossad tarafından kaçırılarak İsrail’e götürülmüştü. Yargılanan Vanunu, casusluk ve vatana ihanet suçlamalarıyla 18 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
İsrail, nükleer silah sahibi olduğu düşünülen dokuz ülke arasında Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na taraf olmayan dört devletten biri olarak öne çıkıyor. Bu nedenle Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın Dimona tesisinde denetim yapma yetkisi bulunmuyor.
İsrail’in nükleer doktrini kamuoyu önünde açık biçimde tanımlanmıyor. Ancak bu kapasitenin, ülkenin varoluşsal tehdit altında olduğu bir senaryoda son çare olarak devreye sokulacak caydırıcı güç olarak görüldüğü değerlendiriliyor. Bu yaklaşım, literatürde zaman zaman “Samson Seçeneği” olarak anılıyor.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.