Anasayfa / Dünya / Sudan’ın Bayraktar TİHA’sını, BAE’nin Bayraktar SİHA’sını vurdu: Peki, BAE’nin Sudan’da ne işi var?

Sudan’ın Bayraktar TİHA’sını, BAE’nin Bayraktar SİHA’sını vurdu: Peki, BAE’nin Sudan’da ne işi var?

Sudan ordusu 4 Mayıs’ta Hartum Havalimanı saldırıda kullanılan bir Bayraktar TB2 SİHA’sını kendi AKINCI TİHA’sı ile vurmasının ardından Hartum yönetimi, SİHA’nın Etiyopya’dan havalandığını ve BAE bağlantılı olduğunu öne sürdü.
3

Sudan’da 25 Nisan 2023’te başlayan iç savaştaki son gerilim, 4 Mayıs’ta Hartum Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan SİHA saldırılarıyla yaşandı.

Sudan ordusu, saldırılarda kullanılan silahlı insansız hava aracının (SİHA) Türkiye üretimi AKINCI taaruzi insansız hava aracı ile (TİHA) vurularak düşürüldüğünü açıkladı. Vurulan aracın Bayraktar TB2 SİHA’sı olduğu ortaya çıktı.

Sudan’ın 4 Mayıs’ta düşürdüğü BAE’ile bağlantılı olduğunu öne sürdüğü Bayraktar TB2 SİHA’sı.

Hartum yönetimi, vurulan TİHA’nın Etiyopya’nın Bahir Dar Havalimanı’ndan kalktığını ve Birleşik Arap Emirlikleri ile bağlantılı olduğunu öne sürdü.

Reuters’a konuşan Sudan ordusu yetkililerinden Tuğgeneral Asim Awad Abdelwahab konuyla ilgili “Etiyopya ve BAE’nin yaptığı Sudan’a yönelik doğrudan saldırıdır ve karşılıksız kalmayacaktır” dedi.

Sudan’ın düşürdüğü ilk Akıncı TİHA değil

Sudan Silahlı Kuvvetleri, 17 Mart’ta Hızlı Destek Güçleri’ne (RFS) ait olduğunu belirttikleri bir Akıncı SİHA’sını Sudan’ın Kuzey Kordofan’eyaletindeki El-Ubeyd bölgesinde vurduğunu duyurmuştu.

Sudan’ın 17 Mart’ta düşürdüğü, RSF’ye ait olduğunu öne sürdüğü Akıncı TİHA.

BAE’nin Sudan’da ne işi var?

Reuters Aralık 2024’te kapsamlı bir haber yayınladı. Uçuş kayıtları, uydu görüntüleri ve BM (Birleşmiş Milletler) uzman raporları üzerinden yaptığı araştırmaya göre savaşın başlamasının ardından BAE bağlantılı kargo uçakları Sudan sınırındaki Çad’ın Amdjarass Havaalanı’na en az 80 uçuş gerçekleştirdi

Araştırmaya göre uçuşlar özellikle Abu Dabi merkezli şirketlere bağlI Ilyushin Il-76, Boeing 747 tipi ağır kargo uçakları ile yapıldı.

BM uzmanları ve havacılık analistleri, uçuşların yoğunluğu, sıklığı ve taşıma kapasitesinin standart insani yardım operasyonlarının çok üzerinde olduğunu değerlendirdi.

Reuters’ın analizine göre bazı uçaklar Libya’daki silah sevkiyatları, Wagner bağlantılı lojistik ağlar, geçmişte ambargo ihlali iddiaları ile ilişkilendirilen şirketler tarafından kullanılıyordu.

Uydu görüntülerinde ise Çad’ın kuzeyindeki Amdjarass Havaalanı’ndaki pist faaliyetlerinde belirgin artış, yoğun gece trafiği, geçici depolama alanları, ağır kargo uçaklarının düzenli iniş-kalkışlar tespit edildi.

BM uzman paneli, bu hava trafiğine ilişkin değerlendirmesinde BAE’den RSF’ye askeri malzeme ulaştırıldığı yönündeki suçlamaları: “credible allegations” yani “inandırıcı iddialar” olarak tanımladı.

BAE ise tüm bu uçuşların sahra hastaneleri ve insani yardım operasyonları kapsamında gerçekleştirildiğini savundu.

“Savaşın Ekonomik Omurgası Altın”

Sudan yönetimine göre ise mesele yalnızca askeri destek değil.
Hartum’a göre savaşın arkasındaki temel motivasyon Sudan’ın altın kaynakları.

Sudan, Afrika’nın en büyük altın üreticilerinden biri. Ülkede yılda yaklaşık 80 ila 100 ton altın çıkarılıyor.

Sudan Merkez Bankası verilerine göre 2024 yılında ülkenin resmî altın ihracatının yaklaşık yüzde 97’si BAE’ye yapıldı. Sudan hükümeti yalnızca yasal ihracattan yaklaşık 1,5 milyar dolar gelir elde etti. Ancak Sudanlı yetkililere göre asıl büyük ekonomi kayıt dışı altın ticaretinde dönüyor.

Sudan devletine bağlı Sudan Mineral Resources Company’nin Başkanı Mohammed Taher AFP’ye yaptığı açıklamada
“Devlet üretiminin yaklaşık yarısı kaçak yollarla sınır dışına çıkarılıyor” demişti.

Sudanlı yetkililer ve uluslararası araştırma kuruluşları, bu kaçak trafiğin ana merkezinin Dubai olduğunu savunuyor.

SWISSAID ve Chatham House analizlerine göre RSF’nin kontrol ettiği Darfur’daki altın sahalarından çıkarılan altının önemli bölümü Çad, Libya, Orta Afrika Cumhuriyeti üzerinden Dubai’ye ulaşıyor.

Bazı araştırmalar Sudan bağlantılı altın ticaretinin yıllık toplam büyüklüğünün 4 ila 6 milyar dolar arasında olabileceğini değerlendiriyor.

Sudan uzmanı ve Chatham House araştırmacılarından Dr. Suliman Baldo savaşın nedenleri konusunda çok net: “Altın varlıklarını kontrol etme mücadelesi.”​

Uzmanlara göre özellikle RSF’nin kontrol ettiği Jebel Amir altın sahaları örgütün en büyük finans kaynağı durumunda. Bu gelirle silah, drone, paralı savaşçı, lojistik ağlar finanse ediliyor.

Dubai’deki RSF Ağı

The Sentry ve The Guardian’ın yayımladığı araştırmalar ise Sudan’daki savaş ekonomisinin Dubai ayağına odaklandı. Araştırmalara göre RSF lideri Muhammed Hamdan Dagalo (Hemedti), kardeşi Abdul Rahim Dagalo ve aile çevresi Dubai’de geniş bir şirket ve gayrimenkul ağı kurdu.

Araştırmalarda adı geçen isimler arasında Hemedti’nin eşi Amna Musa Eisa Yusuf, kardeşi Musa Hamdan Dagalo Musa, RSF’nin finans danışmanı olduğu belirtilen Mustafa ibrahim Abdel Nabi Muhammed, Sudanlı siyasetçi ve bölgesel bağlantıları yönettiği öne sürülen Taha Osman Ahmed Elhüseyin yer aldı.

The Sentry’ye göre Amna Mousa Eisa Yousif, Trump International Golf Club yakınında yaklaşık 850 bin dolarlık arsa satın aldı. Musa Hamdan Dagalo Musa’nın Dubai’de yaklaşık 1,2 milyon dolarlık dairesi bulunuyor.

RSF’nin finans danışmanı olarak tanımlanan Mustafa İbrahim Abdel Nabi Muhammed’in Burj Khalifa’da yaklaşık 700 bin dolarlık mülkü olduğu belirtildi.

Taha Osman Ahmed Elhüseyin’in ise 2020–2023 arasında Dubai’de yaklaşık 10,3 milyon dolarlık gayrimenkul aldığı kaydedildi.

Araştırmalarda ayrıca Dubai merkezli Prodigious Real Estate Management Supervision Services şirketinin, RSF bağlantılı mülk ağını yönettiği öne sürüldü.

RSF bağlantılı isimler Dubai’de yaklaşık 17,7 milyon sterlin değerinde 20’den fazla lüks mülk satın aldı.
Mülklerin Dubai Marina, Burj Khalifa çevresi, Trump International Golf Club bölgesi
gibi yüksek değerli lokasyonlarda bulunduğu belirtildi.

Ayrıca Dubai merkezli Prodigious Real Estate şirketinin RSF bağlantılı finans ağında rol oynadığı öne sürüldü.

The Sentry’nin 2026 tarihli raporunda Dubai için “RSF liderliğinin altın kaçakçılığı bağlantılı serveti için güvenli liman” ifadesi yer aldı.

Sudan Dosyayı Lahey’e Taşımıştı

Sudan, mart ayında mahkemeye yaptığı başvuruda BAE’nin RSF’ye destek sağlayarak sivillere yönelik katliamları kolaylaştırdığını ve özellikle Masalit halkına karşı soykırım suçu işlendiğini öne sürmüştü.

UAD hakimleri ise, davayı ele alma yetkileri olmadığını belirterek dosyayı reddetti. Her iki ülke de 1948 tarihli Soykırım Sözleşmesi’ne taraf olsa da BAE bu sözleşmenin UAD’ye yetki tanıyan maddesine çekince koyduğu için bu maddeye dayanarak hakkında dava açılamıyor.

BAE Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden Reem Ketait Sudan’ın suçlamalarını, “Alaycı ve temelsiz bir halkla ilişkiler gösterisi” diyerek reddetmişti.

Ketait son TİHA suçlamalarıyla ilgili olarak Reuters’a yaptığı açıklamada “Bu uydurmalar dikkat dağıtmaya yönelik hesaplı bir kampanyanın parçası” demişti.

Ancak Sudan ordusunun Bayraktar TİHA’sı ile düşürdüğünü açıkladığı son TİHA, Hartum yönetimine göre BAE–RSF hattındaki ilişkinin sahadaki en somut örneklerinden biri olarak görülüyor.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın