Venezuela, geçen Çarşamba ülkeyi temelinden sarsan art arda iki büyük depremin yıkımıyla mücadele ediyor. Ardı ardına gelen 7.2 ve 7.5 büyüklüğündeki iki deprem ülkeyi vurdu; resmi rakamlara göre en az 1.719 kişi hayatını kaybetti, 5.034 kişi yaralandı. İkinci deprem, ülkenin bir asırdan uzun süredir yaşadığı en güçlü deprem oldu.
Felaket, zaten yıllardır kriz içinde olan bir ülkeyi vurdu. Caracas’taki Dr. José Manuel de Los Ríos Çocuk Hastanesi’nde Dr. Huníades Urbina-Medina, yoğun bakımda aynı anda yalnızca dört çocuğu tedavi edebildiğini, on yılı aşkın süredir yeterli personel, ilaç ve solunum cihazına sahip olmadıklarını anlattı. Yoğun bakımdaki dört hastadan biri, çöken bir binanın katları altında ezilen ve hayati tehlike taşıyan ağır yaralı 12 yaşında bir kız çocuğu.
Hekimler, hiçbir Venezuela hastanesinin bu ölçekte bir afete hazır olmadığını söylüyor. İngiliz hayır kuruluşu Healing Venezuela gönüllüsü Dr. Andrés Cortiz’e göre Caracas’ta sekiz hastane kapanmak zorunda kaldı; ayakta kalanlar ise hasta yığılması ve çamaşır suyu, dezenfektan gibi temel temizlik malzemelerinin yokluğuyla baş etmeye çalışıyor. Sorunların bir kısmı depremden de eskiye dayanıyor: ülkenin derinleşen krizi nedeniyle nitelikli sağlık personelinin çoğu yurt dışına göç etti; aynı beyin göçü öğretmen açığıyla okulları da vurdu.
Umut ile enkaz arasında
Depremlerden 24 saat sonra Caracas’ın yıkıntılarından ölüm kokusu yükselmeye başladı. Bu koku, enkaz başında bekleyen ailelerin umudunu kırmaya yetmiyor. Oğlu, gelini ve torunlarının yıkılan apartmanı önünde her gün bekleyen Mirella Herrera, durumu “çıldırtıcı” diye tanımlıyor ve gözyaşları içinde “Oğlumun güçlü olduğunu hissediyorum, beni beklediğini biliyorum, bu yüzden pes etmek istemiyorum” diyor.
Sekiz katlı binanın yanına çizilen bir krokide her kata aile isimleri yazılmış; ölüler, kurtarılanlar ve kayıplar tek tek işaretlenmiş. Binada şu ana dek on iki kişi öldü, üç kişi kurtarıldı, yirmi kişi hâlâ enkaz altında. Son iki günde tek bir kişi bile bulunamadı. Bir depremin ardından genellikle ilk üç gün hayatta kalanları bulmak için “altın pencere” sayılıyor; insan susuz yaklaşık üç gün dayanabiliyor.
Pazartesi sabahı ülke 4.9 büyüklüğünde bir artçıyla uyandı; küçük olmasına rağmen insanları pijamalarıyla sokaklara döken sarsıntı tedirginliği artırdı. Evi yıkılmayanlar bile geri dönemiyor; ayakta kalan birçok binanın yanlarında çatlaklar ilerliyor. Bazı belediyeler hasarı bildirmek için “trafik ışığı” kodu kullanıyor: yeşil oturulabilir, sarı orta hasarlı, kırmızı ise güvensiz anlamına geliyor. Apartmanının yanındaki bina çöken 78 yaşındaki Soledad Campos Aparicio, evine dönmesine izin verilmediğini, düşüp bayıldığını ve dizlerini yaraladığını, tek başına olduğunu anlatıyor.
Felaketin gerçek boyutu hiçbir zaman tam olarak bilinemeyebilir. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu’nun (USGS) hızlı değerlendirme sistemi, can kaybının ciddi şekilde yükselebileceğini, hatta 100 bini aşabileceğini öngörüyor. 1999’da La Guaira’yı benzer bir felaket vurduğunda hükümet hiçbir zaman resmi bir ölü sayısı açıklamamıştı.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.