Novi Pazar ile Novi Sad arası 400 kilometre. Birbirinden uzak apayrı iki şehir.
Novi Sad, Sırbistan’ın kuzeyinde. Ülkenin ikinci büyük şehri. Kültürel başkent. 50 bin öğrencinin okuduğu devlet üniversitesiyle eğitimin de kalbi.
Novi Pazar, ise Sırbistan’ın güneyinde küçük bir şehir. Sırbistan vatandaşı Boşnak Müslümanların çoğunlukta olduğu bir yer. Kosova, Bosna ve Karadağ arasında sıkışmış yoksul bir kent. Bilinçli bir şekilde ihmal edilmiş, dışlanmış. Novi Pazar’da devlet üniversitesi hem yeni açılmış hem de az öğrenciye sahip. Fiziki koşulları diğer devlet üniversitelerine göre oldukça kötü.
Novi Pazarlı Müslüman öğrencilerin, tek derdi keşke sadece fiziki koşullar olsaydı. Sırp milliyetçiliği ve İslam düşmanlığından da nesillerdir muzdaripler. Boşnak köylerinin basıldığı, sivillerin toplu şekilde katledildiği günler hiç de eski değil. Herkesin ailesinde kanlı bir mazinin izi var. Sırpların soykırım faili eski yöneticiler ve askerler için bugünlerde bile anma törenleri ve gösteriler düzenlediği düşünülürse, acılar hâlâ taze. Dosya henüz kapanmış değil.
Osmanlı zamanında Yeni Pazar ve Yeni Bahçe olarak anılan bu iki kenti bugüne dek birleştiren nadir şeylerden biri Yugoslavya’nın dağılmasından sonra kanla çizilen sınırlardı. Bir de belki Osmanlı döneminden kalan “Yeni”nin yerini alan “Novi” bakiyesi.
Fakat son iki senedir birbirinden alakasız bu iki kentte ilginç bir şekilde rüzgâr aynı yönden esiyor.
Bu rüzgarın adı Öğrenci Hareketi.
Yaşanan geçmişe, yapılan katliamlara bakınca birbirlerini boğazlamaları beklenen Sırplar ve Boşnaklar el ele vererek büyük bir demokratik devrimin taşlarını döşüyor.
Kefiyeli Boşnak gençler, bir ellerinde Filistin, bir ellerinde Sırbistan bayraklarıyla ülkeyi baştan aşağı yürüyor, Sırp yaşıtlarıyla meydanları dolduruyor.
İki senedir ülke tarihinin en büyük gösterileri düzenleniyor.
Nihayetinde bugün yapılacak erken seçimlerde öğrenciler, ülkenin kaderini yönetmeye ve ipleri eline almaya talip.
Fransa’dan ABD’ye, İspanya’dan Hindistan’a dünyanın dört bir yanında gençler sokakta.
Fakat Sırbistan’da durum biraz farklı. İlk kez sokakta örgütlenen bir gençlik hareketi Atina’daki doğrudan demokrasiyi andıran yöntemlerle partileşti. Lidersiz bir taban hareketi kurarak bugün düzenlenecek genel seçimlerde 250 vekillik bir liste sundular.
Bugüne kadar hiçbir işe yaramamış çoğu ana akım muhalefet partisi de kamuoyu baskısıyla öğrenciler lehine yarıştan çekilince, Sırbistan’ın öğrenci hareketi ülkenin yeni ana muhalefet partisine dönüştü.
İlk sınavlarını bugün verecekler.
Alt tarafı 16 kişi…
İki dönem seçilme sınırını aşmak için Cumhurbaşkanlığından istifa edip başbakanlığa aday olan Aleksandar Vučić, 1993’ten beri Sırbistan’ın yakından tanıdığı bir siyasetçi. Faşist Sırp Radikal Partisi’nden siyasete girmiş ve Milošević döneminde medyanın sansürlenmesinden sorumlu Enformasyon Bakanlığı yapmıştı.
2000’de Milošević’in devrilmesinden bir süre sonra imaj tazeleyerek yeni parti kuran Vučić, pragmatik bir siyasetçi. Merkez sağ olarak kendisini tanımlasa da yeri geldiğinde milliyetçi söylemleri kullanıyor, muhalefeti Batı ajanlığıyla suçluyor. 2014’ten beri ya başbakan ya cumhurbaşkanı. Cumhurbaşkanı olduğu dönemde sembolik başbakanlarla ülkeyi fiilen yönetiyor. Devlet kontrolündeki medya ile muhalefetin sesini kısıyor, kamu kaynaklarını parti üyeleriyle paylaştırıyor. En büyük kozu dış politika. Herkesle arası iyi. Avrupa Birliği adaylık sürecini sürdürüyor, Rusya ile bağlarını koparmıyor, Çin’den yatırım alıyor, Türkiye ile aktif diyalog kuruyor. Trump yönetimi ile yakın ilişki içerisinde. Herkesle uyumlu biri olarak pragmatik çıkar ilişkileri kurabiliyor. Bu yüzden de birçok ülke antidemokratik uygulamaları kınamıyor. Rusya ve Batı dengesinde kendisine özel bir konum edinmeyi başarıyor.
Geçmişte ABD ve Batı başta olmak üzere dış baskıyla demokratikleşme adımları atmak zorunda kalan Sırbistan artık tek başına. Milošević zamanında kaybettiği seçim sonuçlarını tanımayınca, Batı baskısının da etkisiyle istifa etmek zorunda kalmıştı. NATO bombardımanı ve ambargoların güçsüz bıraktığı faşist rejim, birleşen muhalefet ve Batı destekli öğrenci hareketi Otpor’un da baskısıyla yıkılmış; Milošević, yeni hükümet tarafından uluslararası yargı makamlarına teslim edilmişti.
Ciddi bir muhalefetin olmadığı, dış baskının bittiği ve en önemlisi Rusya-ABD dengesinin hayati bir yarışa dönüştüğü bir dönemde Vučić en şanslı dönemlerini yaşıyordu. Dış güçlerin müdahalesinden azadeydi.
Ta ki Novi Sad’daki talihsiz kazaya kadar. Ta ki kendi halkıyla baş başa kalmanın ne demek olduğunu öğrenene kadar.
Tam iki sene önce Novi Sad’da Çin desteğiyle yenilenen tren garının beton sundurması çöktü ve 16 kişi hayatını kaybetti.
Birçok kişi, Sırbistan’ın ihmal veya denetimsizlik sonucu yaşanan bu tür kazalara alışık olmasını beklerken; Novi Sad yüz binlerce Sırp için patlama eşiği oldu. Her kademeye yayılan yolsuzluk, adam kayırma, iş bilmezlik, denetimsizlik bu kazaya sebep olmuştu. Yeni yapılan bir sundurmanın çökmesinin başka bir açıklaması yoktu. İktidar ile yakın hangi firma sorumluydu? Kime ihale verilmişti? Kimler görevini ihmal edip denetim yapmamıştı? Sorular fazla, cevap az, öfke yüksekti.
Öğrenci şehri olan Novi Sad’da gençler ölenler için saygı duruşu yaptıkları eylemlere başladılar, meydanları doldurdular. Talepler ilk başta netti. Tren garının yenilenmesine ilişkin tüm belgelerin ve anlaşmaların yayınlanması, sorumluların ortaya çıkarılması isteniyordu. Fakat protesto yapan öğrencilere hükümet yanlısı grupların saldırması üzerine gerilim arttı. Tabii ki gösterilere katılanların sayısı da.

Özellikle başbakan Vučević’in tren garında ölenler yüzünden ülkenin yıkılmayacağını söylemesi öfkeyi daha da büyüttü. Kısa bir sürede meydanlardaki gösterici sayısı 100 bine çıktı. İktidar göstericileri ajanlıkla suçluyor, sahte karşı göstericiler tutuyor, yeri geldiğinde iktidar destekçileri genç öğrencilere saldırıyordu.
Üniversitelerde eğitim boykot edilmeye, öğrenciler sınıflar ve amfilerde forumlar düzenlemeye başladı. Büyük üniversiteler gösterilerin merkeziydi. Öğrenciler fakülte fakülte örgütlenmiş, forumlar düzenleyerek ne yapacaklarına karar vermeye başlamıştı. Örgütlenmede liderler yoktu, forumlar ve toplu karar alma süreçleriyle her şey idare ediliyordu.

Her ne kadar Novi Sad belediye başkanı ve başbakan, göstericilere yönelik şiddetin artması ve taleplerin karşılanmamasının doğurduğu baskı nedeniyle istifa etse de tansiyon dinmedi.

Özellikle Belgrad Üniversitesi Rektörü başta olmak üzere akademisyenlerin de öğrencilerden yana tutum alması üniversitelerin protestolardaki rolünü pekiştirdi. İktidar rektörleri suçlamaya, tehdit etmeye ve üniversitelerin özerkliğini zedeleyecek hamleler atmaya başlamıştı. Gösteriler her gelen müdahaleyle daha da büyümeye devam etti.

Yüz binlerce kişi farklı şehirlerden gösterilere katılmak için Novi Sad’a yürüdü. İşte Novi Pazarlı Boşnak öğrenciler de bu gençler arasındaydı. Yol boyunca kendilerine Sırbistan bayrakları ve evde hazırlanmış yemekler uzatıldı. Bir manastır Boşnak gençlere domuz olmayan helal kahvaltı bile sundu. Müslüman ve Sırp öğrencilerin yan yana verdiği pozlar sosyal medyada beğeni rekorları kırdı.
Sırbistan’da iki senedir gösteriler devam ediyor. Yüz binlerce genç, kendilerine destek veren sivil toplum ve meslek örgütleriyle birlikte büyük grevler dahil birçok eyleme imza attı.
Fakat Sırp gençler ilginç bir yol tercih etti. Halihazırda mecliste olan muhalefet partileriyle görüştükten sonra hiçbir siyasetçinin taleplerini karşılayacak kapasitede olmadığına kanaat getirdi ve yeni bir siyasi hareket başlattı.
Öğrenci Listesi.
Sokağın sesi, sandığa yansıyınca

Öğrenci hareketinin temelinde, fakültelerde düzenlenen forumlar, yani plenumlar var. Bu forumlar gösteriler boyunca tüm ülkeye ve meslek gruplarına yayıldı. İktidarın her türlü kamusal alanda hâkimiyet kurduğu Sırbistan’da toplumsal muhalefet, çözümü alternatif alanlar yaratmakta buldu.
Öğrenciler ilk başta eylemler ve boykotları nasıl düzenleyeceklerini bu forumlarda konuşurken, zaman içinde siyasete nasıl gireceklerini de konuşmaya başladı.
Forumlardan ortak çıkan sonuç, öğrenci hareketinin aday göstereceği isimlerin öğrencilerden oluşmamasıydı. Böylece öğrenciler, kendilerini siyasi ikbal edinmekle suçlayacak iktidar karşısında ön almıştı. Aynı zamanda bizzat siyasete girerek yozlaşmamayı, yeni kurulacak siyasi düzenin sokaklardaki denetçisi olmayı tercih etmişlerdi.
Özellikle protestoların dinmemesi üzerine erken seçim kararı verilmesini bekleyen öğrenciler, yaz boyunca hem ortak politikalarını ve ilkelerini tartıştı hem de adaylık stratejilerini oluşturdu.
Öğrencilerin 11 temel vaadi var: Yargı bağımsızlığı, yolsuzluğa, suça ve insan hakları ihlallerine karışan kamu görevlilerinin arındırılması, kamu ihalelerinde tam şeffaflığın sağlanması, medyanın rahat bırakılması, kamu istihdamında parti üyeliğinin değil liyakatin esas alınması, eğitim reformu, girişimciliğin desteklenmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, tekel şirketlerinin dağıtılması, sosyal konutların artması, kırsaldaki sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi.
Vaatler oldukça basit. Herkese eşit davranan bir sosyal devlet isteniyor. Ayrıca gençler, dış politikada Batı-Rusya-Çin dengesini desteklerken Gazze soykırımına tepki gösteriyor ve İsrail’e karşı yaptırım uygulanmasını savunuyor. Bu yüzden de gösterilerde sık sık kefiye ve Filistin bayrağı görmek mümkün.
En ilginci ise adaylık kriterleri.
Adayların öğrenci, üst düzey bir muhalif partili yetkili veya hükümet partisi mensubu olmaması şart. Sicilleri de temiz olmalı.
Sırbistan’da meclis 250 vekilden oluşuyor. Türkiye’deki seçim bölgeleri yok. Tüm ülke tek bir seçim bölgesi. Partiler veya 10 bin imzayla yurttaşlar vekil listesi sunabiliyor. Ülke genelindeki baraj ise %3.
Öğrenciler de listelerini bu yolla, yani yurttaş imzasıyla, sundu.
Listeyi oluşturmaları ve isim seçmeleri ise tıpkı protestolar gibi tabandan tavana örgütlendi.
Öncelikle 250 vekil altı üniversite şehrine öğrenci sayısı dikkate alınarak orantılı şekilde dağıtıldı. Ardından Belgrad’ın fazla nüfusuyla ön plana çıkmasının engellenmesi için her bölgeye ilk sıralardaki vekil adaylıkları da dağıtıldı. Listenin üst sıralarında eşitlik sağlandı.
Üniversite şehirlerine verilen vekillikler ise fakülteler arasında orantılı olarak dağıtıldı. Ve fakülteler forumlar düzenleyerek önceden kararlaştırılmış kriterlere uygun olabilecek kişileri tartıştı.
Her öğrenci forumlarda söz alarak akıllarındaki vekil adaylarını tanıttı ve neden bu kişiyi önerdiklerini açıkladı.
Oylama yerine öncelikle uzlaşma arandı, uzlaşmanın tıkanması durumunda oylamaya geçildi.
Toplanan isimleri içeren bu taslak 250 kişilik liste daha sonrasında tüm üniversite forumlarına dağıtıldı. Novi Sad kendi içinde özel bir veto mekanizmasına sahipken, itiraz edilen adayların forumların yarısından fazlasının reddini alması öngörüldü. Bu şekilde 99 kişiye itiraz edildi ve 38 asıl/yedek aday listeden çıkarıldı. Bu sürecin ne kadar ciddi yürütüldüğünün kanıtı gösterilerin de facto yetişkin sözcüsü haline gelen Belgrad Üniversitesi Rektörü’nün öğrenciler tarafından veto edilmesiydi. Yine Srebrenitsa soykırımını inkar eden bir hocanın da bu söylemleri nedeniyle reddedilmesi ilginç bir detay.
Adayların hiçbiri kendisi bir merciye başvurmadı. Hepsi öğrenciler tarafından aday gösterildi ve kabul etmeleri durumunda listeye dahil edildi. Siyasetçilere kapıların kapalı olmasından dolayı 250 kişilik listenin nihai halinin neredeyse yarısı üniversite hocalarından oluşuyor. Listenin %60’nın doktorası var. Öğrenciler listedeki isimleri kendileri önerdikleri için güvendikleri kişilere öncelik vermiş.
Geri kalan adaylar ise işçiler, girişimciler, oyuncular, sporcular. Listenin orta ve alt sınıflardan kopuk olduğunu söylemek mümkün. Hareketin söylemleri bu kesime hitap etse de daha çok kentli ve orta-üst sınıfların demografisi listelerde yer edinmiş durumda.
Listenin birinci sırasında ise bir kardiyoloji profesörü var: Ilija Srdanović.

Daha önce siyasete bulaşmamış bir üniversite hocası. Öğrencilere verdiği destek açıklamalarıyla, polisin kimyasal kullandığını söylemesiyle popüler olmuş biri. Listede çok sayıda sanatçı, yazar, gazeteci, oyuncu ve sporcu da var.

En ilginç isimlerden biri de Boşnak Sırp vatandaşı 29 yaşındaki Adem Mavrić. Sakarya Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler lisans eğitim alan Mavrić, partinin 6. Sıradaki adayı. Novi Pazar’ı temsilen listede.
Öğrenci Listesi seçimleri kazanırsa Sakarya Üniversitesi mezunu Türkçeyi anadili gibi konuşan bir Boşnak da bu demokratik öğrenci devriminin meclisteki önderlerinden biri olacak.
Anketlere göre Öğrenci Listesi uzun yıllardan sonra iktidarı zorlayan ilk muhalif partilerden biri.
Bazı anketlere göre, 1-2 puan farkla iktidar koalisyonunun önünde.
Seçim sonuçlarını tahmin etmek zor.
Fakat öğrenciler henüz seçimleri kazanmasa da çok önemli bir fırsatı yakaladı bile.
Sokaklara taşan enerji ve öfkeyi yeni bir demokrasi hareketi başlatarak büyüttüler ve sönümlenmesine izin vermediler.
Çok zor bir iş başardılar.
Sadece bugünün dertlerine öfkelenmek yerine, yarının kavgasını da inşa etmeye başladılar.
Bugünün yenilgileri değil, yarının kavgası
Sırbistan’daki gösteriler, Fransa’daki eylemler kadar dikkat çekmiyor. Fakat Fransa’daki gösterilerden çok daha etkili. Haftada bir gün gösteri yapılıp eve dönülmüyor. İktidarın sosyal hayattan medyaya her yerde hakimiyet kurduğu zor bir coğrafyada, gençler alternatif kamusal alanlar inşa ediyor.
Sadece iktidara yönelik tepkilerini dile getirmiyorlar. Gücü ele geçirirlerse nasıl bir ülkede yaşamak istediklerini bu kamusal alanlarda bizzat yaşayarak gösteriyorlar. Temsili demokrasinin çürüdüğünü söylemek yeterli değil. Bizzat doğrudan demokrasinin, forumların, uzlaşarak karar vermenin ne demek olduğunu yaşayarak test ediyorlar. Düşe kalka, hata yapa yapa yeni bir siyaset, daha doğrusu yaşam kurguluyorlar.
Milošević döneminde Otpor gibi Batı’dan açıkça fon ve destek alan öğrenci hareketlerinden farkı da bu. Sadece iktidara tepkili değiller. Amaçları sadece bir kişiyi devirmekten ibaret değil. Yeni bir yaşam, yeni bir siyaset, yepyeni fikirleri var. Tipik bir iktidar oyununda bir partiye yamanmanın peşinde değiller. Hatta siyasetçi de olmak istemiyorlar. Yeni bir düzenin kurulması için çabalıyorlar. Siyasete normalde girmeyecek insanları çekip siyasete sokuyorlar, herkesi birer özne haline getiriyorlar. Siyasetin gücünü meclisten, elitlerden, medyadan alıp herkesin katılıp fikirlerini söylediği forumlara yığıyorlar. Dışarıdan alınan desteklerle suni gündemler ve kampanyalar yaratmıyorlar. Tabandan, yerelden örgütlenerek sahici ve kalıcı bir değişim başlatmaya çalışıyorlar.
Herkesin göz devirip küçümsediği Balkanlar’da, Sırbistan’da yepyeni bir hikâye yazılıyor.
Seçimleri Öğrenci Listesi kazanamayabilir. Kıl payı kaybedebilir. İktidar siyasete giren bu yeni vekillerden bazılarını satın bile alabilir. Fakat öğrenciler şimdiden maratonu kazandı bile.
Yepyeni bir siyasetin mümkün olduğunu, uğruna inandığın değerleri sahici bir kavgaya çevirdiğinde, tüm hayatının derdi yaptığında bir şeylerin değişebileceğini tüm dünyaya gösterdiler. Yani göstermeye çalıştılar diyelim.
Dünyada kaç kişinin ilgisini çekiyor? Pek emin değilim.
Fakat öncülerinden birinin Sakarya Üniversitesi mezunu Boşnak bir genç adamın olduğu, Sırp gençlerin Filistin bayraklı ve haritalı pastalarla Boşnak yoldaşlarının eylemlere katılmasını kutladığı bu öğrenci devrimi kadar ilginç şey pek yok.

Zor coğrafyaların zor koşulları yine en yaratıcı fikirleri yeşertiyor.
Büyük savaşları, acıları geride bırakmak için de maalesef biraz sürünmek şart.
Sırbistan demokrasisi epey süründü.
Düzlüğe çıkmalarının zamanı geldi de geçiyor artık.
Şimdi de gençler şansını deneyecek.
Başarsalar fena mı olur?
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.