Anasayfa / Yazarlar / Hayat Karabekir’e veda ederken

Hayat Karabekir’e veda ederken

Hayat Karabekir Feyzioğlu, babası için yapmayı düşündükleri üç temel görevi şöyle özetlemişti: Kazım Karabekir’in kitaplarının yayınlanması. Yaşadığı evin müze haline getirilmesi. Anma toplantılarının yapılması. Adım adım hedeflerini gerçekleştirdiler. 25 Mart 2003 tarihinde Kazım Karabekir Vakfı kuruldu. 1 Ekim 2005 tarihinde İstanbul Erenköy’de Kazım Karabekir Müzesi açıldı.

 

Hayat Karabekir Feyzioğlu, Milli Mücadele’nin önderlerinden Kazım Karabekir’in kızı. Dört gün önce yitirdik.

 

Onunla ve kızkardeşi Timsal’le İpek’in (Çalışlar) Halide Edib kitabını yazdığı günlerde Büyükada’da tanıştık. Kızı Pınar, damadı Ali Cevat ve torunu Karabekir’le ada buluşmalarımızda Karabekir ailesinin yasaklı günlerde yaşadıklarını da konuşur, Hayat hanımın anılarını dinlerdik.

 

Hayat Hanım, ikizi Emel’le dünyaya geldiği 1927 yılında Karabekir Paşa zor günler yaşıyordu.

 

“Günlükler”i o günlere ayna tutarken onun da ruh halini yansıtır:

 

“1927 senesine ithaf: “Hak ve kuvvet diye iki varlık vardır / kuvvet hakim, fakat hak hukuku dardır. / Her şey kuvvete münkad (boyun eğen) / Budur kanunu hilkat / Hakka hürmet eden yalnızca vicdandır / Yazık! Vicdansız da fakat insandır…” (s.1009)

 

Dönemin ilk muhalif partisi Terakiperver Cumhuriyet Fırkası’nın Başkanı olan Kazım Karabekir, bundan tam 88 yıl önce, 1926 Haziran’ında İzmir’de Atatürk’e karşı planlanan suikast girişimi nedeniyle yargılandı. Günlüklerine düşen satırlardan birisi şöyleydi:

 

“22 Haziran 1926 Salı: Ankara’da Jandarma Kumandanı evime geldi. Tahte’l hıfz Polis Müdüriyetine götürüldüm.

 

                                                              ….

 

“13 Temmuz 1926 Salı: Beraat kararımız verildi. Serbest bırakıldık. Halk müthiş alkışladı…”

 

Mirasa sahip çıktılar

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN

 

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın